ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE


Son kullanma tarihi

Kendi deyimleriyle SDG...

Belkemiğini oluşturan YPG.

İşin aslı, Suriye PKK'sı.

Dünyada hiçbir terör örgütü yok ki birilerinin maşası olmasın ve bir gün artık ihtiyaç kalmayınca gözden düşürülmesin.

YPG de bugünlerde tam olarak bunu yaşıyor.

Onlarca yıldır Türkiye'ye ayak bağı olan terör belası ülke sınırları içinde ve Irak'ın kuzeyinde çok büyük ölçüde aşıldı.

Ama PKK belasından tüm bölgenin kurtulması gerekli ve şartlar hiç bu kadar olgunlaşmamıştı.

Terörsüz Türkiye süreci ile birlikte, terörsüz bölge hedefi de adım adım gerçek oluyor.

Her ne kadar Kandil son günlerde hem Suriye'de hem Türkiye için süreci baltalamaya çalışsa da yolun sonu çoktan göründü ve geri dönüş yok!

Önce Suriye'de devrim, sonra 10 Mart mutabakatı.

Ardından YPG'nin taahhütlerine uymamasını ve süreci kronikleştirmeye çalıştığını gördük.

Şara hükümeti tüm iyi niyetiyle ülkede birliği sağlamak için hassasiyetle müzakere masasını açık tuttu.

Bu süreçte Türkiye'nin devlet aklını ve Şam'la birlikte gösterdiği stratejik sabrı gördük.

YPG bir yandan ABD desteğini kaybetmemek için çırpınırken, diğer yandan yerine İsrail desteğini koyabilmek için elinden geleni ardına koymadı.

Mart'tan bu yana geçen süreç bir yandan da aslında Türkiye'nin ve İsrail'in stratejik aklının Suriye'nin istikbali üzerindeki çarpışmasına sahne oldu.

Türkiye, huzur bulmuş ve bütünlüğünü sağlamış bir Suriye için çabalarken, İsrail her zamanki gibi istikrarsızlıktan fayda saplama peşindeydi.

Farklı bölgelerdeki provokasyonlarına karşılık YPG terör örgütünün hamisi olma yönündeki çabaları başarıya ulaşamadı.

Gereken fırsatı bulamadı.

Bu aslında önemli bir kırılma noktasıydı.

YPG terör örgütü saldırıları sürdürürken, Şam "Artık yeter!" dedi.

İsrail gibi YPG ve PKK da ancak güçten anlıyor.

Savaş makinesinin çarkları döndü, o güç gösterildi.

Elbette arka planında çok önemli bir diplomasi de vardı.

Özellikle ABD ve İsrail üzerinde.

Nihayet önce Halep'teki terör işgalinde olan mahalleler, büyük bir sivil hassasiyetiyle temizlendi.

Sonra Fırat'ın batısı ve sadece birkaç gün içinde Fırat'ın doğusunun büyük kısmı.

Terör örgütü Ayn el Arap ve Haseke kırsalına sıkışınca, yeni bir anlaşma geldi.

Örgüt tam entegrasyona mecbur bırakıldı.

Buna karşılık hala ayak sürümeye devam ediyorlar ama artık dönüş yok.

YPG'nin elebaşı Ferhat Abdi Şahin ve ABD Başkanı Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack bu süreçte bir yandan da Irak'ın kuzeyinde görüşmeler yaptı.

Barzani cephesi aslında YPG'nin özellikle güvenlik güçlerinin bütün halinde entegrasyonunu sağlamaya çalışıyor.

Çünkü bu sürecin ileride onları etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğinin de farkındalar.

Yarın bir gün Bağdat, peşmerge güçlerinin Iraklı federal güvenlik güçlerine entegrasyonunu talep ederse yaşanabilecek bir krizi görüyorlar.

Barzani de bu nedenle Suriye'ye yönelik bir gayret içinde ama gelen sonu engelleyebileceğini söylemek pek de mümkün değil.

Mesud Barzani'nin sonunda kurduğu şu cümle, aslında gerçekleri kabullenmeye başladığını gösteriyor.

"Ortak bir arkadaşımız aracılığıyla El-Şara'ya bir mesaj gönderdim, sonra telefonla görüşmek istedi, ben de kabul ettim. Ona çatışmayı Kürtlere karşı bir savaşa dönüştürmemesi konusunda uyardım ve o da bana bunu yapmayacağına söz verdi."

Nihayetinde, YPG'nin uzun yıllardır kalesi olarak gördüğü kentlerden Rakka'da bugün halk Suriye ordusuna tatlı dağıtıyor.

CENTCOM Komutanı Brad Cooper, Suriye'yi artık YPG'ye destek için değil, varılan son ateşkesin uygulanmasını sağlamak için ziyaret ediyor.

Yani "YPG'ye artık sözünüzü tutun, gözümüz üzerinizde" diyor.

YPG terör örgütünün ABD'nin desteğini kaybetmemek için en büyük bahanesi DEAŞ'la mücadeleydi.

"Bizsiz olmaz" diyorlardı.

DEAŞ'lıların tutulduğu kamplar Suriye hükümetine geçti.

ABD, bu kamplardaki teröristleri daha sıkı şekilde kontrol altında tutabilmek için Irak'taki üslerine naklediyor.

Yani Suriye bir kanserden daha kurtuluyor.

ABD'nin BM'deki Daimi Temsilcisi Tammy Bruce, "SDG'nin fedakarlıkları, teröre karşı kalıcı kazanımlar elde etmede önemli oldu. Ancak artık durum temel olarak değişti. Hedefimiz, egemen ve birleşik/tek bir Suriye." diye konuşuyor.

Trump'ın özel temsilcisi Tom Barrack, "Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak'ta imzalanan anlaşmada belirtilen entegrasyon sürecinin ilerletilmesine yönelik güçlü desteğini ve kararlılığını yineledi." diyor.

"SDG'nin DEAŞ'a karşı ana güç olarak varlık sebebi sona erdi. Şam yönetimi artık güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır" ifadesini kullanıyor.

ABD Başkanı Trump, YPG terör örgütünü ima ederek, "Kürtlere çok para ve petrol verdik. Yaptıklarını bizden ziyade kendileri için yaptılar" sözleriyle kopuşa işaret ediyor.

Terör örgütü ABD ve İsrail'den aradığını bulamayınca, Avrupa'ya sardı.

Birçok Avrupa şehrinde sokakları karıştırdılar.

Lakin oradan da umduklarını bulamadılar çünkü Avrupa'nın da Trump'ın tutumu karşısında pek yapabileceği bir şey yok.

Grönland örneğinde bir kez daha tecrübe ettiler.

Şivan Perver'in göz yaşları da durumu değiştiremedi.

Sözün özü, Suriye'de YPG'nin son kullanma tarihi geldi.

Onlarla birlikte kısmen Barzani cephesi ve İsrail kaybedenler tarafında.

Kazanansa başta Suriye ve Türkiye...

ABD de artık işine yaramayan bir terör örgütünü tasfiye ediyor.

Suriye'de Türkmenlerin bir evin duvarına yazdığı yazı bugünlerde sosyal medyada herkesin dilinde.

"Bu Fidan size Kalın gelir" yazmışlardı.

Aslında tüm bu mücadeleyi ve varılan noktayı çok da güzel anlatıyor.


Yazarın diğer yazıları