Yeni yılda da kaosa devam
Yeni yılda herkesin ortak temennisi huzurlu bir dünya.
Ancak özellikle İsrail nedeniyle pek de mümkün olamayacak gibi görünüyor.
Gazze'de süreç muhtemelen ABD'nin baskılarıyla yürütülecek.
İsrail kısmen dizginlenecek.
Suriye'de de İsrail'in tüm istikrarsızlaşma girişimlerine rağmen ülkenin birlik ve bütünlüğünün sağlanması yolunda yol alınacağını düşünüyorum
Ama bunlar İsrail'i durdurmayacak.
Başka bölgelerde kaos çıkarmaya devam etme niyetini çoktan gördük.
Onlardan biri İran.
İran'da 28 Ağustos'tan beri sokaklarda öfke dolu protestolar var.
Eylemleri İran Riyali'nin ABD Doları karşısında dibi görmesi tetikledi.
Önce esnaf protestolara başladı.
Sonra kim oldukları, ne oldukları belirsiz gruplar için işine girdi.
Rejime karşı bir harekete doğru gidiyor.
Görünen o ki protestoların ülkeyi kaosa sürüklemesi için yönlendirilmesinde İsrail ve ABD'nin parmağı var.
Tam da o zamanlarda İran'dan gelen iki açıklama vardı.
Biri Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'dandı.
"Onların umudu, içeride bir şeyler olup bitmesi ve ondan sonra müdahaleye başlamaları" dedi.
"Onlar"dan kastı ise ABD-İsrail ikilisiydi.
Bir açıklama da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'den geldi.
"Görünüşe göre yeni bir komplo kurulmuş durumda ve düşman ekonomik koşulları halkın hoşnutsuzluğunun artacağı bir noktaya getirmek istiyor" dedi.
İran Riyali çakıldı ve olaylar başladı.
Gösteriler başladıktan bir gün sonra, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD'deydi.
Başkan Donald Trump'la görüştü.
İki ülke geçen yaz İran'ın nükleer programını neredeyse felç eden saldırılar düzenlemişti.
Uzun zamandır yazılıp çizilir...
İsrail, İran'ın balistik füze programını da felç etmek istiyor.
"Netanyahu buna yönelik planları Trump'ın önüne koyacak" deniliyordu.
Trump da basın toplantısında İran'a olası bir İsrail saldırısına destek verebilecekleri yönünde mesaj verdi.
Sonra olaylar daha da şiddetlenmeye başladı.
30'dan fazla şehre yayıldı ki, aralarında İslam Devrimi'nin kalesi Kum kentinin de olduğu belirtiliyor.
Eylemciler içindeki bazı gruplar karakollara, üslere ve güvenlik güçlerine saldırmaya başladı.
Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda can kaybı dörttü.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan itidalli davranmayı seçti.
Hükümet eylemcilere "Sizi duyuyor, sorunu görüyoruz" mesajı verdi.
Pezeşkiyan, Merkez Bankası Başkanı'nı değiştirdi.
Bakanlarına protestocuların temsilcileriyle görüşme, onları dinleme talimatı verdi.
Eylemcilere müsamaha gösterilmesini, şiddet olaylarına orantılı cevap verilmesini istedi.
"Ekonomik durumdan hükümet sorumlu" demesi önemliydi.
Hatta bakanlarına ve bürokratlarına "Durumdan ABD gibi dış güçleri sorumlu tutmayın" diye tembihte bulundu.
Bu vurgusu önemli çünkü genelde İran hükümetinin tarzı değildir.
Lakin anlaşılan o ki Pezeşkiyan tehlikenin fazlasıyla farkında.
O nedenle de bu meseleyi bir "iç sorun" olarak muhafaza etmek istiyor.
İsrail ve ABD'nin adının hükümet tarafından zikredilmesiyse durumu farklı yöne çekebilir.
Ancak karşı cephe de boş durmuyor.
İsrail dış istihbarat servisi Mossad, İranlı protestoculara destek mesajı yayınladı.
Hatta "Sahada da yanınızdayız" dedi ki bu çok tehlikeli ve tahrik edici bir ifade.
ABD Başkanı Trump ise meseleye şahsen müdahil olmayı tercih etti.
Ülkesinde saat sabaha karşı 03.00 civarındayken, sosyal medyadan mesaj yayınladı.
"İran rejimi gitmeli." diye yazdı.
"1979'dan beri bizimle ilan edilmiş bir savaş halindeler ve binlerce Amerikalının ölümüne ve yaralanmasına neden oldular, ayrıca dünyanın önde gelen uluslararası terörizm destekçisi konumundalar." dedi.
ABD Başkanı "Onlar görevden alınıp yerlerine sürgündeki veliaht prens getirilirse dünya hemen daha iyi ve daha güvenli bir yer olur." dedi.
Bahsettiği kişi, eski Şah Rıza Pehlevi'nin aynı adı taşıyan oğlu, Rıza Pehlevi...
Uzun zamandır ABD'de yaşıyor.
İran'da geçen seferki olaylar sırasında da heyecana kapılmış, geri dönme hesapları yapmıştı.
Donald Trump, mesajlarını tehditlerle sürdürdü.
"İran, barışçıl protestocuları vurup şiddet kullanarak öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır." dedi.
"Hazırız, tetikteyiz ve harekete geçmeye hazırız." ifadesini kullandı.
İşte bu cümleleri, Pezeşkiyan'ın tutumunun arkasındaki gerçeği çok net açıklıyor.
"Onların umudu, içeride bir şeyler olup bitmesi ve ondan sonra müdahaleye başlamaları" sözünün de altını dolduruyor.
Görünen o ki ABD-İsrail ikilisi İran hükümetinin itidalli durma politikasını boşa çıkarmaya niyetli.
İşte tam da bu noktada, devreye hükümet üstü bir makam girdi.
İran'dan Trump'a ilk cevabı Dini Lider Hamaney'in danışmanı Ali Laricani verdi.
"Trump, ABD'nin bu iç meseleye müdahalesinin tüm bölgede kaosa eşdeğer olduğunu ve Amerikan çıkarlarına zarar verdiğini bilmeli" dedi.
Laricani, Amerikan halkına da mesaj gönderdi.
"Bu maceracılığı Trump başlattı. Askerlerin güvenliğini göz önünde bulundurmaları gerekiyor"
Yani "Başkanınız zapt etmezseniz, bölgede Amerikan askerlerinin başına geleceklerden biz sorumlu değiliz" diyor.
İran, son bir buçuk yıl içinde Ortadoğu ülkelerinde etki gücünü çok büyük ölçüde kaybetti.
İçerideki ekonomik sıkıntılar bir yana, kuraklık ve hava kirliliği gibi çevresel sorunlar bir yana...
İsrail için İran'a yeniden büyük bir darbe vurmak için müthiş bir fırsat yakalanmış görünüyor.
Ancak bu fırsatın bölgeye hayır getirmeyeceği açık.
İran, kapı komşumuz.
Orada yaşanan her türlü sıkıntı ister istemez bizi de etkiler.
Tıpkı Irak ya da Suriye'de olduğu gibi.
Huzur, sükûnet ve istikrarsa bölgede herkesin çıkarına.
İsrail hariç...
Ancak özellikle İsrail nedeniyle pek de mümkün olamayacak gibi görünüyor.
Gazze'de süreç muhtemelen ABD'nin baskılarıyla yürütülecek.
İsrail kısmen dizginlenecek.
Suriye'de de İsrail'in tüm istikrarsızlaşma girişimlerine rağmen ülkenin birlik ve bütünlüğünün sağlanması yolunda yol alınacağını düşünüyorum
Ama bunlar İsrail'i durdurmayacak.
Başka bölgelerde kaos çıkarmaya devam etme niyetini çoktan gördük.
Onlardan biri İran.
İran'da 28 Ağustos'tan beri sokaklarda öfke dolu protestolar var.
Eylemleri İran Riyali'nin ABD Doları karşısında dibi görmesi tetikledi.
Önce esnaf protestolara başladı.
Sonra kim oldukları, ne oldukları belirsiz gruplar için işine girdi.
Rejime karşı bir harekete doğru gidiyor.
Görünen o ki protestoların ülkeyi kaosa sürüklemesi için yönlendirilmesinde İsrail ve ABD'nin parmağı var.
Tam da o zamanlarda İran'dan gelen iki açıklama vardı.
Biri Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'dandı.
"Onların umudu, içeride bir şeyler olup bitmesi ve ondan sonra müdahaleye başlamaları" dedi.
"Onlar"dan kastı ise ABD-İsrail ikilisiydi.
Bir açıklama da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'den geldi.
"Görünüşe göre yeni bir komplo kurulmuş durumda ve düşman ekonomik koşulları halkın hoşnutsuzluğunun artacağı bir noktaya getirmek istiyor" dedi.
İran Riyali çakıldı ve olaylar başladı.
Gösteriler başladıktan bir gün sonra, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD'deydi.
Başkan Donald Trump'la görüştü.
İki ülke geçen yaz İran'ın nükleer programını neredeyse felç eden saldırılar düzenlemişti.
Uzun zamandır yazılıp çizilir...
İsrail, İran'ın balistik füze programını da felç etmek istiyor.
"Netanyahu buna yönelik planları Trump'ın önüne koyacak" deniliyordu.
Trump da basın toplantısında İran'a olası bir İsrail saldırısına destek verebilecekleri yönünde mesaj verdi.
Sonra olaylar daha da şiddetlenmeye başladı.
30'dan fazla şehre yayıldı ki, aralarında İslam Devrimi'nin kalesi Kum kentinin de olduğu belirtiliyor.
Eylemciler içindeki bazı gruplar karakollara, üslere ve güvenlik güçlerine saldırmaya başladı.
Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda can kaybı dörttü.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan itidalli davranmayı seçti.
Hükümet eylemcilere "Sizi duyuyor, sorunu görüyoruz" mesajı verdi.
Pezeşkiyan, Merkez Bankası Başkanı'nı değiştirdi.
Bakanlarına protestocuların temsilcileriyle görüşme, onları dinleme talimatı verdi.
Eylemcilere müsamaha gösterilmesini, şiddet olaylarına orantılı cevap verilmesini istedi.
"Ekonomik durumdan hükümet sorumlu" demesi önemliydi.
Hatta bakanlarına ve bürokratlarına "Durumdan ABD gibi dış güçleri sorumlu tutmayın" diye tembihte bulundu.
Bu vurgusu önemli çünkü genelde İran hükümetinin tarzı değildir.
Lakin anlaşılan o ki Pezeşkiyan tehlikenin fazlasıyla farkında.
O nedenle de bu meseleyi bir "iç sorun" olarak muhafaza etmek istiyor.
İsrail ve ABD'nin adının hükümet tarafından zikredilmesiyse durumu farklı yöne çekebilir.
Ancak karşı cephe de boş durmuyor.
İsrail dış istihbarat servisi Mossad, İranlı protestoculara destek mesajı yayınladı.
Hatta "Sahada da yanınızdayız" dedi ki bu çok tehlikeli ve tahrik edici bir ifade.
ABD Başkanı Trump ise meseleye şahsen müdahil olmayı tercih etti.
Ülkesinde saat sabaha karşı 03.00 civarındayken, sosyal medyadan mesaj yayınladı.
"İran rejimi gitmeli." diye yazdı.
"1979'dan beri bizimle ilan edilmiş bir savaş halindeler ve binlerce Amerikalının ölümüne ve yaralanmasına neden oldular, ayrıca dünyanın önde gelen uluslararası terörizm destekçisi konumundalar." dedi.
ABD Başkanı "Onlar görevden alınıp yerlerine sürgündeki veliaht prens getirilirse dünya hemen daha iyi ve daha güvenli bir yer olur." dedi.
Bahsettiği kişi, eski Şah Rıza Pehlevi'nin aynı adı taşıyan oğlu, Rıza Pehlevi...
Uzun zamandır ABD'de yaşıyor.
İran'da geçen seferki olaylar sırasında da heyecana kapılmış, geri dönme hesapları yapmıştı.
Donald Trump, mesajlarını tehditlerle sürdürdü.
"İran, barışçıl protestocuları vurup şiddet kullanarak öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır." dedi.
"Hazırız, tetikteyiz ve harekete geçmeye hazırız." ifadesini kullandı.
İşte bu cümleleri, Pezeşkiyan'ın tutumunun arkasındaki gerçeği çok net açıklıyor.
"Onların umudu, içeride bir şeyler olup bitmesi ve ondan sonra müdahaleye başlamaları" sözünün de altını dolduruyor.
Görünen o ki ABD-İsrail ikilisi İran hükümetinin itidalli durma politikasını boşa çıkarmaya niyetli.
İşte tam da bu noktada, devreye hükümet üstü bir makam girdi.
İran'dan Trump'a ilk cevabı Dini Lider Hamaney'in danışmanı Ali Laricani verdi.
"Trump, ABD'nin bu iç meseleye müdahalesinin tüm bölgede kaosa eşdeğer olduğunu ve Amerikan çıkarlarına zarar verdiğini bilmeli" dedi.
Laricani, Amerikan halkına da mesaj gönderdi.
"Bu maceracılığı Trump başlattı. Askerlerin güvenliğini göz önünde bulundurmaları gerekiyor"
Yani "Başkanınız zapt etmezseniz, bölgede Amerikan askerlerinin başına geleceklerden biz sorumlu değiliz" diyor.
İran, son bir buçuk yıl içinde Ortadoğu ülkelerinde etki gücünü çok büyük ölçüde kaybetti.
İçerideki ekonomik sıkıntılar bir yana, kuraklık ve hava kirliliği gibi çevresel sorunlar bir yana...
İsrail için İran'a yeniden büyük bir darbe vurmak için müthiş bir fırsat yakalanmış görünüyor.
Ancak bu fırsatın bölgeye hayır getirmeyeceği açık.
İran, kapı komşumuz.
Orada yaşanan her türlü sıkıntı ister istemez bizi de etkiler.
Tıpkı Irak ya da Suriye'de olduğu gibi.
Huzur, sükûnet ve istikrarsa bölgede herkesin çıkarına.
İsrail hariç...
Yazarın diğer yazıları
İstanbul'da apartmanda çıkan yangın 1 kişinin ölümüne neden oldu
Esed'in izleri siliniyor! Suriye'de yeni dönem
Venezuela operasyonunun detayları belli oldu! Maduro ve eşi yatak odalarından sürüklenerek çıkarılmış
Yemen'de gerilim yüksek! Geçiş Konseyi neden "geçiş süreci" ilan etti?