Bir hayalin peşinde
Tam 18 gün oldu...
İran'da sokaklar yangın yeri.
Onlarca kentte yüzlerce noktada gösteriler var.
Ekonomik sıkıntılarla başlayan eylemler hızla yönlendirildi.
İran'da ekonomik sıkıntılar zaten uzun zamandır var.
Ülkenin Ortadoğu'yu kontrol etme hayalinin getirdiği, vekil güçlere devasa dış harcamalar nedeniyle kendi halkına yapmadığı yatırımlar bunun önemli sebeplerinden biri.
Daha temelinde ise Amerikan ambargoları var.
Neticede her geçen gün daha da büyük zorluklar yaşayan İran halkı, bir kez daha sokaklara döküldü.
Esnaf eylemi ülkeyi saran bir protesto dalgasına dönüştü.
İran hükümeti halkın ekonomik sıkıntılarla gösterdiği tepkiyi görüyor, anlıyor.
Eylemcilere de "Sizi duyuyoruz, durumun farkındayız" mesajını veriyor.
Ancak farkında oldukları bir şey daha var.
Son protesto dalgasının kıvılcımının yakılması, yönlendirilmesi ve rejim karşıtı bir harekete dönüştürülmek istenmesi...
Bunlar kendiliğinden olmamış görünüyor.
ABD-İsrail cephesinin Tahran'a yönelik son hamlesi olduğu genel kabul gören bir düşünce tarzı.
Zaten hem doğrudan Trump'tan, hem İsrail'den gelen açıklamalar da bunu destekliyor.
Bir başka önemli gerçekse son eylem dalgasında yeniden karşımıza çıktı.
Sosyal medyada batılı platformların baskınlığı, böyle zamanlarda başkaldırı için bir örgütlenme aracı görevi görüyor.
Haliyle sistemin başında ABD ve İsrail olunca, provokasyon ve kaos çıkarmak için halkı yönlendirmek de zor olmuyor.
İran internet iletişimini kesse de Starlink gibi alternatifler kaçak yollarla manipülasyon amacıyla kullanılıyor.
Gözlerse ABD-İsrail cephesinin ne yapacağında.
Trump, "Protestocular ölürse müdahale ederiz" demişti.
Washington'da toplantı üzerine toplantı yapıyor.
İran'dan, Trump'ın temsilcisi Witkoff'la telefon diplomasisi kurulmuş olsa da ABD Başkanı'nın bir askeri saldırıyı ciddi şekilde düşündüğünü anlıyoruz.
Hatta bazı iddialara göre Trump İran'la müzakereye açık.
Ama önce vurup sonra konuşmak istiyor.
Bir söz vardır.
"Diplomasi savaşı tehdit için, savaş diplomasiyi zaman kazanmak için kullanır" diye...
Anlaşılan Trump bunu da kendine has şekilde yorumlayıp değiştirdi.
Savaşı, diplomasiyi başlatmak için kullanmak niyetinde olabilir.
Burada dikkat çekici bir başka nokta var.
ABD Başkanı Trump ve İsrail'in Ortadoğu'daki hedeflerinde son dönemde birçok alanda ayrışmalar görüyoruz.
Bunlar birlikteliklerini etkilemiyor tabii ama göze çarpan bir farklılık var.
Gazze ve Suriye bunun dikkat çekici örnekleriydi.
Anlaşılan o ki İran konusunda da benzer bir durum söz konusu.
İsrail'in hedefi İran'daki rejimin tamamen yıkılması.
Bu gerçekleşirse ülkeye ve bölgeye derin ve kolay kolay aşılamayacak korkunç bir kaos getirecektir.
Rejimin iyiliğini ya da kötülüğünü tartışmıyorum.
Ancak böyle bir durum İsrail gibi kaostan ve karmaşadan beslenip kendine alan açmayı var olma yöntemi haline getirmiş bir zihniyet için bulunmaz nimet...
ABD ise gördüğümüz kadarıyla meseleye daha farklı yanaşıyor.
Onu da İsrail basınından okuduk.
İddiaya göre ABD, İran'a bazı şartlar ileri sürüyor.
O şartlar şöyle:
Bütün mahkumların göstericilerin serbest bırakılması
Zenginleştirilmiş uranyumun ABD'ye verilmesi
Tüm nükleer tesislerin ABD gözetimine bırakılması
Uranyum zenginleştirme ve nükleer faaliyetlerin sona erdirilmesi
İran'ın füze, drone ve hava savunma programını durdurması
İran'ın uzay projelerini durdurması
İran'ın bölgedeki müttefiklerine desteği tamamen kesmesi
İran'ın devrim muhafızları ve Besic milisleri gibi yapıları feshetmesi
Eğer doğruysa, dikkat ettiyseniz bu talepler, aslında ABD'nin İran rejimini ortadan kaldırmak gibi bir hedef gütmediğini gösteriyor.
Yani Trump tıpkı Venezuela'da olduğu gibi, İran rejiminin üst yönetiminin değişmesi ve ülkenin Amerikan çıkarlarıyla uyumlu hale gelmesine razı olabilir.
Zira Irak ve Afganistan'dan çıkardıkları dersler var.
Yeni bir batağa düşmek istemiyorlar.
Ayrıca bir askeri saldırının İran halkını birleştirmesi gibi bir risk olduğu da Washington'da sık konuşuluyor.
"Risk" derken, ABD ve İsrail'in kurduğu hayaller açısından riskten bahsediyorum.
Trump için ülkenin enerjisini Pasifik'e yöneltmeden önce Ortadoğu'da kendi çıkarlarına bir düzen kurmak önemli.
Hatta bu düzen hedef ülkelerdeki çarklara hakim kadroların devamıyla olabilirse daha az masraflı ve daha kalıcı olabilir.
ABD Başkanı'nın bakışı bu.
Tabii sahaya bakılınca mevcut durumda İran'da üst yönetim değişikliği gibi bir ihtimalden bahsetmek de çok mümkün değil.
İlerleyen günler ne getirir bilinmez ama şu aşamada böyle bir ihtimal görünmüyor.
Evet İran zorlu bir dönemden geçiyor ama bunu daha önce de defalarca yaşadı.
En sıkıntılı olanlarından biri, birkaç yıl önceki Mahsa Amini protestolarıydı.
Rejim her seferinde sokaklara çıkanların taleplerine kulak verip kendi düzenini esneterek ayakta kalmayı bildi.
Tam da bu günlerde "hayallerinin peşinde" koşan biri daha var.
O da devrik şah Rıza Pehlevi'nin kendisiyle aynı adı taşıyan oğlu Rıza Pehlevi.
ABD'deki evinden sık sık eylemcilere sesleniyor.
Daha önce "sokaklara çıkın" diyordu, şimdi el yükseltti.
"Şehirleri ele geçirin" diyor.
Hevesle rejimin devrilmesini, İran'a dönüp başa geçmeyi umuyor.
Ancak Pehlevi ismi İran'ın çok parçalı toplumunun çok büyük kısmı için travmatik anıları hatırlatıyor.
1979'daki İslam devrimi öncesinde, Pehlevi'nin emriyle SAVAK'ın eylemleri hala hafızalarda.
Öyle ki devrimden hemen önce sağıyla soluyla, çeşitli etnik gruplarıyla neredeyse bütün İranlılar Şah'a karşı birleşmişti.
Sonrasında bunun İslam Devrimi'ne dönüşmesi ise ayrı bir yazı konusu.
Özetle Pehlevi isminin İran sokaklarında genel kabul görmesi mümkün değil.
Her halükarda kapı komşumuz İran'ın hem şu anda yaşadığı karmaşa, hem de o "hayallerden" biri gerçekleşirse içine düşeceği kaos hem bölge için hem bizim ülkemiz için ciddi bir risk demek.
Ülkemiz adına da çok dikkatli olmak şart.
Yazarın diğer yazıları
Suriye'de kritik gelişme: Deyrizor'da ayaklanan aşiretler, bölgeyi YPG/SDG'den kurtardı
Aşırı sağcı Bezalel Smotrich haddini aştı! Gazze'nin ilhak edilmesini ve Filistinlilerin sürgün edilmesini istedi
Kar yağışı etkisini gösterdi! İstanbul'da yüksek kesimleri beyaza bürüdü
Ankara'da sahte çek operasyonu: 14 gözaltı