O günlerden bugünlere
Hatırlayanlarınız mutlaka vardır.
2016'nın Aralık ayıydı.
Halep'e yüzlerce yeşil otobüs girmişti.
Suriye'nin gözbebeği kent o zamanlar muhaliflerin kontrolünde son saatlerini yaşıyordu.
İran kontrolündeki Şii milislerle Esad rejimi ordusunun kuşatmasında el değiştirdi.
O yeşil renkli otobüsler, önce başta yaralılar ve hastalar olmak üzere sivilleri, sonra muhalif savaşçıların ailelerini tahliye etti.
Ve Halep rejimin kontrolüne geçti.
Aradan uzun yıllar geçti.
İdlib ve diğer birkaç küçük bölgeye sıkıştırılan muhalifler başkent Şam'a yürüdü.
Esad kaçtı, rejim değişti.
İdlib'den başlayan o taarruzda ilk kurtarılan kent Halep olmuştu.
O kadar hızlı olmuştu ki herkes şaşırdı.
Rejim güçleri neredeyse silah sıkmadan çekildi.
Çekilirken, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini zaten orada yuvalanmış olan YPG'li teröristlere teslim etmişlerdi.
Bir yanda eski rejimin kalıntıları, diğer yanda İsrail ve İran.
Bu üç unsurun birleştiği ortak nokta Suriye'nin istikrarlı şekilde istikrarsız kalması...
YPG de onların her biri için bulunmaz bir aparattı.
ABD örgütün entegrasyon sürecine ve Suriye'de yeni yönetime destek verirken, YPG tutunacak başka dallar aramaya başladı.
Bu süreçte ABD'nin desteğini kaybetmemek için de çabalamayı sürdürdü.
Entegrasyon için örgütün üzerinde baskı arttıkça provokasyonlar hızlandı.
Halep'te son günlerde teröristler art arda güvenlik güçlerine ateş açıyordu.
Oysa 10 Mart mutabakatına ek olarak nisan ayında yapılan anlaşma ile oradaki terör unsurları Fırat'ın doğusuna gitmişti.
Hesapta Halep'teki o mahallelerde sadece "hafif silahlı kolluk kuvvetleri" olması gereken sözde asayiş güçleri kalmıştı.
Örgütün geride kala bu unsurları da entegrasyonla birlikte Suriye polis güçlerinin çatısı altına girecekti.
Son çatışmalar gösterdi ki ellerinde uçaksavarlar, toplar ve iha'lar bile var.
Muhtemelen Fırat'ın doğusuna gitti denilen o terör grupları zaman içinde farklı kılıklar ve kimliklerle geri dönmüştü.
Anlaşılan hem "dış desteklere" hem de o mahallelerdeki depolamalara güveniyorlardı.
Ancak bu kez farklı oldu.
Suriye ordusu Halep'in Eşrefiye, Şeyh Maksud ve Beni Zeyd mahallelerini teröristlerden tamamen temizlemek için, sivil hassasiyetin ön planda tutulduğu bir askeri operasyon başlattı.
Bir gün içinde teröristler "ayrılacağız" diyerek müzakere talep etti.
Ateşkes yapıldı, örgüte süre tanındı.
Ve süre dolunca o mahallelere onlarca otobüs gönderildi.
Bir zamanlar İran ve Esad'ın yeşil otobüslerle Halep'ten çıkardığı muhalifler, Suriye'de devrimi yapmış ve bu kez teröristleri uzaklaştırmak için otobüsler göndermişti.
Tahliyede pürüzler yaşandı.
Azı teröristler reddedince çatışmalar çıktı, süreç aksadı.
Bu yazının yazıldığı dakikalarda hala tahliye başlamamıştı.
Siz okuduğunuz sırada başlamış olsun ya da olmasın, bu süreç sona erecek.
Halep'te son yaşananlar, Suriye'de yeni hükümetin çözümsüzlüğü politika olarak benimseyen örgüte diş göstermesi bakımından kıymetli.
Bundan sonra entegrasyon sürecine dair masa farklı gerçekliklerle kurulacak.
Örgüt kendi içindeki kavgaları aşıp süreci ilerletecek mi yoksa diretmeye devam mı edecek göreceğiz.
Ancak yolun sonunun göründüğünü artık anlamaları şart.
Bundan sonraki tutumları, Fırat'ın doğusunda yaşanacakları belirleyecek.
2016'nın Aralık ayıydı.
Halep'e yüzlerce yeşil otobüs girmişti.
Suriye'nin gözbebeği kent o zamanlar muhaliflerin kontrolünde son saatlerini yaşıyordu.
İran kontrolündeki Şii milislerle Esad rejimi ordusunun kuşatmasında el değiştirdi.
O yeşil renkli otobüsler, önce başta yaralılar ve hastalar olmak üzere sivilleri, sonra muhalif savaşçıların ailelerini tahliye etti.
Ve Halep rejimin kontrolüne geçti.
Aradan uzun yıllar geçti.
İdlib ve diğer birkaç küçük bölgeye sıkıştırılan muhalifler başkent Şam'a yürüdü.
Esad kaçtı, rejim değişti.
İdlib'den başlayan o taarruzda ilk kurtarılan kent Halep olmuştu.
O kadar hızlı olmuştu ki herkes şaşırdı.
Rejim güçleri neredeyse silah sıkmadan çekildi.
Çekilirken, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini zaten orada yuvalanmış olan YPG'li teröristlere teslim etmişlerdi.
Bir yanda eski rejimin kalıntıları, diğer yanda İsrail ve İran.
Bu üç unsurun birleştiği ortak nokta Suriye'nin istikrarlı şekilde istikrarsız kalması...
YPG de onların her biri için bulunmaz bir aparattı.
ABD örgütün entegrasyon sürecine ve Suriye'de yeni yönetime destek verirken, YPG tutunacak başka dallar aramaya başladı.
Bu süreçte ABD'nin desteğini kaybetmemek için de çabalamayı sürdürdü.
Entegrasyon için örgütün üzerinde baskı arttıkça provokasyonlar hızlandı.
Halep'te son günlerde teröristler art arda güvenlik güçlerine ateş açıyordu.
Oysa 10 Mart mutabakatına ek olarak nisan ayında yapılan anlaşma ile oradaki terör unsurları Fırat'ın doğusuna gitmişti.
Hesapta Halep'teki o mahallelerde sadece "hafif silahlı kolluk kuvvetleri" olması gereken sözde asayiş güçleri kalmıştı.
Örgütün geride kala bu unsurları da entegrasyonla birlikte Suriye polis güçlerinin çatısı altına girecekti.
Son çatışmalar gösterdi ki ellerinde uçaksavarlar, toplar ve iha'lar bile var.
Muhtemelen Fırat'ın doğusuna gitti denilen o terör grupları zaman içinde farklı kılıklar ve kimliklerle geri dönmüştü.
Anlaşılan hem "dış desteklere" hem de o mahallelerdeki depolamalara güveniyorlardı.
Ancak bu kez farklı oldu.
Suriye ordusu Halep'in Eşrefiye, Şeyh Maksud ve Beni Zeyd mahallelerini teröristlerden tamamen temizlemek için, sivil hassasiyetin ön planda tutulduğu bir askeri operasyon başlattı.
Bir gün içinde teröristler "ayrılacağız" diyerek müzakere talep etti.
Ateşkes yapıldı, örgüte süre tanındı.
Ve süre dolunca o mahallelere onlarca otobüs gönderildi.
Bir zamanlar İran ve Esad'ın yeşil otobüslerle Halep'ten çıkardığı muhalifler, Suriye'de devrimi yapmış ve bu kez teröristleri uzaklaştırmak için otobüsler göndermişti.
Tahliyede pürüzler yaşandı.
Azı teröristler reddedince çatışmalar çıktı, süreç aksadı.
Bu yazının yazıldığı dakikalarda hala tahliye başlamamıştı.
Siz okuduğunuz sırada başlamış olsun ya da olmasın, bu süreç sona erecek.
Halep'te son yaşananlar, Suriye'de yeni hükümetin çözümsüzlüğü politika olarak benimseyen örgüte diş göstermesi bakımından kıymetli.
Bundan sonra entegrasyon sürecine dair masa farklı gerçekliklerle kurulacak.
Örgüt kendi içindeki kavgaları aşıp süreci ilerletecek mi yoksa diretmeye devam mı edecek göreceğiz.
Ancak yolun sonunun göründüğünü artık anlamaları şart.
Bundan sonraki tutumları, Fırat'ın doğusunda yaşanacakları belirleyecek.
Yazarın diğer yazıları
Avrupa havacılığına Türk dokunuşu! Baykar, İtalyan devini şahlandırdı
Trump'tan İran'a yeni yaptırım... Ticaret yapanlar ek vergi ödeyecek
Somali'den BAE kararı... Tüm anlaşmalar iptal edildi
Trump yönetiminden vize kıyımı: 100 binden fazla kişi etkilendi