İki mühür
Yarın 30 Ağustos...
Bir milletin varlık yokluk mücadelesinin şanlı nişanesinin günü. Büyük Taarruz'un ardından kazanılan zafer, Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğini, bağımsızlığından taviz vermeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği tarih.
Bana göre bu topraklarda varlığımızı belirleyen, kimliğimizi şekillendiren iki büyük önemli zafer, biri kapıları açmış, diğeri o kapıları sonsuza dek mühürlemiştir, Malazgirt 1071 ve Büyük Taarruz 1922.
Malazgirt ardından asırlar geçti. İmparatorluklar kuruldu, yıkıldı.
Fakat Anadolu üzerindeki tehdit hiç eksik olmadı.
30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Malazgirt'te açılan kapıyı kapatmaya gelenlere karşı verilen son büyük cevaptı.
Bir milletin "Bu vatan bizimdir" haykırışıydı.
O gün, Anadolu'nun her köşesinde yanan umut ateşi, Mustafa Kemal önderliğinde bir milletin inançla, azimle, fedakârlıkla yeniden doğup şaha kalkmasının günüydü.
Bu zafer, geçmişten bugüne Türk'ün iradesini, cesaretini ve hürriyet sevdasını temsil eder.
Bugün, üzerinden bir asır geçmesine rağmen 1071 ve 30 Ağustos ruhu hâlâ canlıdır. Çünkü bizler biliriz ki, bu vatan bize şehitlerimizin kanıyla, gazilerimizin fedakârlığıyla emanet edilmiştir.
O emaneti korumak, sınırlarımızı, dilimizi, kültürümüzü, bayrağımızı, bağımsızlığımızı da korumaktır.
30 Ağustos, geçmişimize duyduğumuz hürmetin, geleceğimize duyduğumuz güvenin adıdır.
"Zafer, zafer benimdir diyebilenindir" sözünde saklı olan kararlılığı bugünün gençlerine, yarının nesillerine taşımak hepimizin görevi.
30 Ağustos'ta Malazgirt'te Türk'ün destanıdır. Şehitlerimize, gazilerimize minnetimizin ifadesidir.
Yazarın diğer yazıları

İzmir'de göçmen hareketliliği: 48'i kurtarıldı, 58'i yakalandı

MSÜ Rektörü Afyoncu: Türkiye gücünün zirvesine ulaştı

İşgalci İsrail'e misilleme sinyali... Husiler: Karanlık günler sizi bekliyor

İşgalci İsrail askerlerine Kassam darbesi: İçinde bulundukları araçla havaya uçtular
