ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

30 yıllık göz teorisini yıkan şaşırtıcı A vitamini keşfi

Johns Hopkins University araştırmacıları, A vitamini türevi retinoik asit ile tiroit hormonlarının doğum öncesinde foveolanın oluşumunu yönlendirdiğini ortaya koydu. Bulgular, bazı mavi konilerin kırmızı ve yeşil konilere dönüşebildiğini göstererek görme araştırmalarındaki yerleşik görüşe meydan okudu.

Kubilay Dikmen - | Son Güncelleme Tarihi:
30 yıllık göz teorisini yıkan şaşırtıcı A vitamini keşfi

Johns Hopkins University'deki bilim insanları, insanların doğumdan önce keskin görme geliştirmesine yardımcı olan bir süreci ortaya çıkardı. Laboratuvarda yetiştirilen minyatür insan retinasını kullanan araştırmacılar, A vitamini türevi retinoik asit ile tiroit hormonlarının birlikte çalışarak retinanın merkezindeki, en keskin görüşten sorumlu foveolayı şekillendirdiğini belirledi.

Proceedings of the National Academy of Sciences'ta yayımlanan bulgular, insan gözünün gelişimine ilişkin yaklaşık 30 yıldır geçerli olan bir açıklamaya meydan okuyor. Araştırma, doğumdan önce başlangıçta mavi ışığı algılayan bazı hücrelerin kırmızı ve yeşil ışığa duyarlı hücrelere dönüşerek net merkezi görüş için gereken düzenin oluşmasına katkı sunduğunu gösteriyor.

Çalışmayı yöneten Johns Hopkins University biyoloji doçenti Robert J. Johnston Jr., "Bu, retinanın gözün kritik bir bölgesi olan ve sarı nokta dejenerasyonu görülen kişilerde ilk işlevini yitiren merkezinin iç işleyişini anlamaya yönelik önemli bir adım. Bu bölgeyi daha iyi anlayarak ve işlevini taklit eden organoidler geliştirerek, bir gün bu dokuları yetiştirip görmeyi yeniden sağlamak üzere nakletmeyi umuyoruz" dedi.

Bilim insanları gelişmekte olan insan retinasını yeniden oluşturdu

Johnston ve meslektaşları, insan görmesinin nasıl oluştuğunu incelemek için son birkaç yılda geliştirilmesine katkı sundukları laboratuvar tekniğini kullandı. Araştırmacılar, tamamen hayvan deneylerine dayanmak yerine organoid adı verilen minyatür insan retina dokusu modelleri yetiştirdi.

Fetal hücrelerden oluşturulan bu küçük hücre kümeleri, gelişmekte olan insan dokusunun önemli özelliklerini yeniden oluşturuyor. Bilim insanları retina organoidlerini birkaç ay boyunca gözlemleyerek, gebelik sırasında incelenmesi son derece zor olan değişimleri takip edebildi.

Çalışmanın odağında, retinanın tam merkezinde bulunan küçük bir bölge olan foveola yer aldı. Gözün arka kısmındaki ışığa duyarlı tabaka olan retina, göze giren ışığı beynin yorumlayabileceği sinyallere dönüştürüyor. Foveola ise okuma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları ayırt etme açısından önem taşıyan merkezi görüşte rol oynuyor.

Araştırmacılara göre foveola, retinanın yalnızca küçük bir bölümünü kaplamasına rağmen insan görsel algısının yaklaşık yüzde 50'sinde rol oynuyor.

Keskin görüşün arkasındaki koni hücreleri

Foveolayı anlamanın anahtarlarından biri, koni adı verilen özelleşmiş ışık algılayıcı hücrelerdir. Loş ışıkta görmede önemli olan çubuk hücrelerin aksine koniler, gündüz görmesini destekliyor ve renkleri algılamamızı sağlıyor.

İnsanlarda, her biri ışığın farklı dalga boylarına en duyarlı üç koni hücresi türü bulunuyor. Bunlar genellikle mavi, yeşil ve kırmızı koniler olarak tanımlanıyor. Beyin, bu hücrelerden gelen sinyalleri karşılaştırarak geniş bir renk yelpazesini ayırt edebiliyor.

Koniler retina boyunca eşit dağılmıyor. Foveolada kırmızı ve yeşil koniler bulunurken, retinanın diğer bölgelerinde yer alan mavi koniler burada bulunmuyor. Bu düzen, gözün merkezinin sağladığı keskin görüş için önem taşıyor.

Bilim insanları onlarca yıldır bu düzenin nasıl geliştiğini açıklamaya çalışıyor. Fareler ve balıklar da dahil olmak üzere yaygın biçimde incelenen hayvanların insanlardaki retina organizasyonuna sahip olmaması, geleneksel hayvan modellerinin kullanılmasını zorlaştırıyor. Laboratuvarda yetiştirilen insan retinası, bu gizemi incelemek için yeni bir fırsat sundu.

A vitamini ve tiroit hormonları hücreleri dönüştürüyor

Araştırmacılar, foveoladaki koni düzeninin birbiriyle koordineli iki süreç aracılığıyla geliştiğine dair kanıtlar buldu. Bu süreçler, merkezi retinada hangi hücre türlerinin oluşacağını ve gelişim sürdükçe bazı hücrelerin nasıl değişeceğini belirliyor.

Fetal gelişimin 10. ve 12. haftaları arasında foveolada başlangıçta az sayıda mavi koni bulunuyor. Ancak 14. haftaya gelindiğinde bu hücrelerin kırmızı ve yeşil konilere dönüştüğü görülüyor.

Ekip, bu değişimin arkasındaki iki önemli kimyasal etkiyi belirledi. İlki, A vitamininden üretilen ve vücudun farklı bölgelerinde hücre gelişimi ile özelleşmesini düzenlemeye yardımcı olan retinoik asitle ilgili. Gelişmekte olan retinada retinoik asidin parçalanması, merkezi bölgede mavi konilerin oluşumunu sınırlıyor.

İkinci etki, en çok metabolizmayı düzenlemeleriyle bilinen ancak büyüme ve gelişimde de kritik roller üstlenen tiroit hormonlarından geliyor. Bu hormonlar, geriye kalan mavi konilerin kırmızı ve yeşil konilere dönüşmesini teşvik ediyor gibi görünüyor.

Johnston, "İlk olarak retinoik asit düzeni oluşturmaya yardımcı oluyor. Ardından tiroit hormonu geriye kalan hücrelerin dönüşmesinde rol oynuyor. Bu çok önemli; çünkü orada mavi koniler bulunuyorsa o kadar iyi göremezsiniz" dedi.

Araştırma, A vitamini sinyalinin doğumdan önce göz gelişimini nasıl yönlendirdiğini gösteriyor. Ancak bulgular, A vitamini takviyesi almanın yetişkinlerde keskin görmeyi iyileştirebileceği anlamına gelmiyor.

Yaklaşık 30 yıllık model değişiyor

Sonuçlar, onlarca yıldır görme araştırmalarını etkileyen açıklamaya alternatif sunuyor. Uzun süredir geçerli olan modele göre foveolada başlangıçta ortaya çıkan mavi konilerin, retina geliştikçe bu bölgeden uzaklaştığı düşünülüyordu. Bilim insanları, hücreler belirli bir koni türüne dönüştüğünde kimliklerinin sabit kaldığını varsayıyordu.

Yeni bulgular ise bazı mavi konilerin yer değiştirmek yerine göz geliştikçe kimlik değişimine uğrayarak kırmızı ya da yeşil konilere dönüşebileceğine işaret ediyor.

Johnston, "Yaklaşık 30 yıl önce alandaki temel model, bu bölgede ortaya çıkan az sayıdaki mavi koninin bir şekilde dışarı taşındığı, bu hücrelerin ne olacaklarına karar verdiği ve sonsuza kadar bu hücre türü olarak kaldığı yönündeydi. Bunu henüz tamamen göz ardı edemeyiz ancak verilerimiz farklı bir modeli destekliyor. Bu hücreler aslında zaman içinde dönüşüyor; bu gerçekten şaşırtıcı" dedi.

Araştırmacılar bazı hücrelerin göç etme olasılığını tamamen dışlamadı. Bununla birlikte gözlemler, gelişmekte olan koni hücrelerinin sanılandan daha esnek olduğu fikrini destekliyor.

Bu olasılık, insanlarda renkli görmenin oluşumunun ve retinanın en özelleşmiş bölgelerinin gelişiminin incelenme biçimini değiştirebilir.

Keşif görme kaybı tedavilerine katkı sağlayabilir

Bulgular, sağlıklı gözlerin nasıl geliştiğini açıklamanın yanı sıra retinaya zarar veren hastalıkların tedavisi açısından da önem taşıyor.

Umut vadeden uygulamalardan biri, özellikle yaşlı yetişkinlerde merkezi görme kaybının başlıca nedenlerinden biri olan sarı nokta dejenerasyonuyla ilgili. Hastalık, ayrıntılı merkezi görüşten sorumlu retina bölgesi makulaya zarar vererek okuma, araç kullanma ve yüzleri tanıma becerilerini ciddi biçimde engelleyebiliyor. Tedaviler hastalığın bazı biçimlerini yavaşlatabilse veya kontrol altına alabilse de şu anda hastalığın bir tedavisi bulunmuyor.

Retinanın özelleşmiş ışığa duyarlı hücreleri nasıl oluşturduğunu anlamak, bilim insanlarının gelecekte laboratuvarda sağlıklı yedek hücreler üretmesine yardımcı olabilir.

Johnston'ın ekibi, retina organoidlerini insan gözünün yapısını ve işlevini daha yakından yeniden oluşturacak şekilde geliştirmeye çalışıyor. Uzun vadeli hedef, ışığı algılayan fotoreseptörlerin özellikleri hassas biçimde kontrol edilmiş topluluklarını oluşturmak ve bu hücrelerin hasarlı retinalara nakledilme potansiyelini araştırmak.

Çalışmanın yazarlarından ve Johnston'ın laboratuvarındaki eski doktora öğrencilerinden Katarzyna Hussey, bu yaklaşımın görmeyi yeniden kazandırma konusunda yeni bir alan açabileceğine inanıyor. Hussey şu anda Chicago'daki hücre tedavisi şirketi CiRC Biosciences'ta moleküler ve hücre biyoloğu olarak görev yapıyor.

Hussey, "Bu organoid teknolojisini kullanmadaki amaç, sonunda neredeyse sipariş üzerine üretilebilen bir fotoreseptör topluluğu oluşturmak. Potansiyel açıdan önemli bir yol, göze yeniden entegre olabilecek ve potansiyel olarak kaybedilen görmeyi geri kazandırabilecek sağlıklı hücreleri yerleştirmeye yönelik hücre yenileme tedavisi" dedi.

Bu yaklaşımda, mevcut retina dokusuyla bütünleşebilecek ve hastalık nedeniyle kaybedilen işlevlerin yerini potansiyel olarak alabilecek sağlıklı hücrelerin yerleştirilmesi hedefleniyor. Bunun için araştırmacıların nakledilen hücrelerin hayatta kalabildiğini, gözün mevcut devreleriyle düzgün biçimde bağlantı kurabildiğini ve güvenli şekilde işlev gösterebildiğini kanıtlaması gerekecek.

Hussey, teknolojinin rutin klinik kullanımdan hâlâ çok uzakta olduğunu ve kapsamlı geliştirme ile testlerin gerekli olduğunu vurguladı.

"Bunlar çok uzun vadeli deneyler ve elbette kliniğe geçmeden önce güvenlik ve etkililik çalışmaları için optimizasyonlar yapmamız gerekecek. Ancak bu, gerçekleştirilebilir bir yolculuk."

Keşif, insan gözünün ince ayrıntıları görme becerisini nasıl geliştirdiğine dair daha net bir açıklama sunuyor. A vitamini sinyali ile tiroit hormonlarının retinayı şekillendirmeye nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyan araştırmacılar, görmeyi erken gelişim aşamalarında anlamaya ve hastalık ortaya çıktığında onu yeniden kazanmanın yollarını bulmaya yönelik bir adım attı.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
A vitamini görme gelişimi retina foveola tiroit hormonları sarı nokta dejenerasyonu organoid