Yeni araştırma: Kan şekeri kontrolü kilodan daha önemli!

Uluslararası araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir çalışma, prediyabeti olan kişilerin kilo vermeseler bile düzenli diyet ve egzersiz yaparak kan şekeri seviyelerini normale döndürebileceklerini ortaya koymaktadır.
Kan şekeri seviyeleri anormal derecede yüksek olan insanlar için kilo kaybetmek, uzun yıllar boyunca tip 2 diyabetin gelişmesini önlemenin en temel yöntemi olarak kabul edilmiştir. Ancak Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nden araştırmacılar tarafından yürütülen yeni bir çalışma, bu geleneksel yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırma ekibi, prediyabet durumundaki kişilerin kilo kaybetmese veya çok az kilo verseler bile, uygun beslenme alışkanlıkları ve düzenli fiziksel aktivite sayesinde tip 2 diyabet riskini önemli ölçüde azaltabileceklerini bulmuştur.
Araştırmanın kapsamı ve bulguları
Çalışmaya prediyabet tanısı almış 1.105 kişi katılmış ve bu katılımcılar 12 aylık bir program çerçevesinde diyet ve egzersiz rutinlerini geliştirmeye yönlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, kilo kaybetmeyi başaramayan 234 kişiden 51'i yine de kan şekeri seviyelerinin normale döndüğünü gösteren prediyabet remisyonu kriterlerini karşılamıştır. Bu grup, 10 yıla kadar devam eden takip kontrolleri sırasında izlenmiş ve dikkat çekici sonuçlar elde edilmiştir. Kilo kaybetmeden kan şekeri seviyelerini normale döndüren bu 51 kişi, kilo kaybetmiş ancak remisyon görmemiş olan diğer 183 kişiye kıyasla tip 2 diyabet geliştirme olasılığı yüzde 71 daha düşük bulunmuştur. Bu oran, kilo kaybetmiş ve remisyona ulaşmış katılımcılarda görülen yüzde 73'lük risk azalmasına neredeyse eşit düzeydedir.
Visseral yağ ve kan şekeri ilişkisinin önemi
Araştırmanın daha derinlemesine analizinde, vücuttaki yağ depolama konumunun kan şekeri seviyeleri üzerinde kritik bir rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Kilo kaybı olmadan kan şekeri seviyelerinin normale dönen grup, seviyeleri yüksek kalan gruba göre organların etrafında depolanan visseral yağ oranında belirgin bir düşüş göstermiştir. Bu bulgu, visseral yağ birikimi ile insülin direnci arasındaki bilinen ilişkiyi doğrulamakta ve kilo kaybetmeden de bu tür yağ dağılımında iyileşme sağlanabileceğini göstermektedir. Tübingen Üniversitesi'nden diyabetolog Andreas Birkenfeld, egzersiz ve dengeli bir diyetin, kilo azaltılsın ya da azaltılmasın, kan şekeri seviyeleri üzerinde olumlu bir etki yarattığını vurgulamıştır. Birkenfeld'e göre, normal bir açlık kan şekeri seviyesini geri kazanmak, tip 2 diyabeti önlemede en önemli hedef olup, bu hedef vücut ağırlığındaki sayıdan daha önceliklidir.
Kilo kaybetmemenin psikolojik ve tıbbi etkileri
Araştırma sonuçları, prediyabet riskini taşıyan ancak kilo kaybetmede başarısız olan kişilerin, bu başarısızlık nedeniyle tedaviye devam etme konusunda cesaretini kırılmasının önüne geçebilecek önemli bir bulgu sunmaktadır. Geleneksel yaklaşımda, kilo kaybetmek başarısız olan hastalar sıklıkla tedaviye karşı motivasyonlarını kaybetmekte ve diyabet riskini azaltmaya yönelik çabalarını bırakmaktadırlar. Ancak bu yeni araştırma, kilo kaybetmese bile düzenli egzersiz ve beslenme kontrolü yapan kişilerin diyabet gelişme riskini ciddi oranda azaltabileceğini göstermektedir. Bu bulgular, prediyabet tedavi kılavuzlarının vücut kütlesini takip etmeye daha az odaklanması gerektiğini ve bunun yerine kan şekeri kontrolüne ve yağ dağılım modellerine daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini göstermektedir.
Gelecekteki tedavi stratejilerine yönelik öneriler
Araştırma ekibi, gelecekte tip 2 diyabetin önlenmesi ve tedavisi için hazırlanacak kılavuzların sadece vücut ağırlığını dikkate almaması gerektiğini belirtmektedir. Reiner Jumpertz-von Schwartzenberg ve meslektaşları, kılavuzların her şeyden önce kan şekeri kontrolünü ve yağ dağılım modellerini ön planda tutması gerektiğini öne sürmektedirler. Bu yaklaşım değişikliği, prediyabet tanısı almış milyonlarca insan için tedavi sürecini daha etkili ve motivasyonu yüksek tutacak şekilde düzenleyebilir. Kilo kaybetmek hala yardımcı olmaya devam etmektedir ve sağlık açısından birçok faydası vardır, ancak bu araştırma verilerine göre diyabet riskine karşı koruma sağlamak için mutlak bir gereklilik değildir. Sonuç olarak, prediyabet tedavisinde kan şekeri seviyeleri ve vücuttaki yağ dağılımı, kilo kaybından daha belirleyici faktörler olarak kabul edilmelidir.
- Popüler Haberler -
Ozempic ve Wegovy ile küresel obezite tedavisinde yeni dönem
10 bin 800 yaşlı üzerinde yapılan araştırmada müzikle demans riski yüzde 39 azaltıldı
Brokoliye toz hardal tohumu önerisi! Faydasını ikiye katlıyor
Uzmanlardan magnezyum emilimi için 5 kritik takviye önerisi
Uzmanlardan D vitamini çağrısı! Doğru doz, doğru zaman önemli
Kanada'da plasenta araştırması! Şizofreni riski için erken uyarı umudu



