ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Yemeklik yağlar ve kanser ilişkisi! Uzmanlar hangi yağı öneriyor?

Deniz Zeybek - | Son Güncelleme Tarihi:
Yemeklik yağlar ve kanser ilişkisi! Uzmanlar hangi yağı öneriyor?

ABD'de yürütülen yeni bir araştırma, yemek yağlarının kanser hücrelerinin büyümesi üzerindeki etkisini ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle omega-3 ve omega-6 yağlarının dengesinin kanserin ilerlemesinde rol oynayabileceğini belirtti.

Kapat

HABERİN DEVAMI

ABD'de gerçekleştirilen son bilimsel çalışmalar, yemeklerde kullanılan yağ türlerinin kanser hücrelerinin büyüme hızını etkileyebileceğini gösterdi. Özellikle prostat kanseri tanısı konulan ve aktif izleme altında tutulan hastalarda, diyet yağlarının değiştirilmesinin tümör gelişimini yavaşlatabileceği ortaya kondu. Araştırmacılar, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri arasındaki dengenin, kanser hücrelerinin çoğalma hızında belirleyici olabileceğine dikkat çekti.

Yemek yağlarının kanserle bağlantısı: Yeni bulgular

Son yıllarda yapılan araştırmalar, yemek yağlarının yalnızca kalp ve damar sağlığı üzerinde değil, aynı zamanda kanser gelişimi üzerinde de etkili olabileceğini gösteriyor. Özellikle ABD'de yaygın olarak tüketilen omega-6 yağlarının, omega-3 yağlarına kıyasla çok daha fazla alınması, vücutta iltihaplanmayı artırarak kanser hücrelerinin çoğalmasına zemin hazırlayabiliyor. Bilim insanları, sağlıklı bir yağ dengesi için omega-6 ve omega-3 oranının 4:1 düzeyinde olması gerektiğini vurguluyor. Ancak tipik bir Amerikan diyetinde bu oran, omega-6 lehine 15 ila 20 kat daha yüksek seviyelerde seyrediyor. Bu dengesizlik, yalnızca kanser değil, pek çok kronik hastalığın da tetikleyicisi olarak gösteriliyor.

Yemek yağları, özellikle bitkisel yağlar, kızartmalar ve işlenmiş gıdalarda yoğun miktarda bulunuyor. Omega-3 yağları ise başta somon ve sardalya olmak üzere yağlı balıklarda, keten tohumu ve chia tohumunda yer alıyor. Uzmanlar, yemek yağlarının türünü ve miktarını değiştirmenin, kanser riskini azaltmada önemli bir adım olabileceğini belirtiyor. Bu doğrultuda yapılan araştırmalar, özellikle prostat kanseri gibi yavaş ilerleyen kanser türlerinde, diyet değişikliğinin tümör büyümesini yavaşlatabileceğini ortaya koyuyor.

Prostat kanseri ve aktif izleme: Hastalar ne yapmalı?

Prostat kanseri tanısı alan pek çok erkek, tümörlerinin yavaş büyümesi nedeniyle cerrahi ya da radyasyon gibi agresif tedavilere hemen başlamıyor. Bunun yerine, "aktif izleme" adı verilen bir yöntemle düzenli olarak takip ediliyorlar. Bu süreç, hastalar için psikolojik olarak oldukça zorlayıcı olabiliyor. Pek çok hasta, "Kendime nasıl yardımcı olabilirim?" sorusunun yanıtını arıyor. Son yapılan bir çalışma, bu soruya kısmen de olsa yanıt verdi. Araştırmada, aktif izleme altında olan 100 prostat kanseri hastası iki gruba ayrıldı. Bir grup normal diyetine devam ederken, diğer grup bir diyetisyen eşliğinde omega-6 alımını azaltıp omega-3 tüketimini artırdı ve günlük balık yağı takviyesi aldı. Katılımcıların kalori alımı veya kilo kaybı hedeflenmedi; yalnızca yağ türleri değiştirildi.

Çalışmanın başında ve bir yıl sonra, tüm katılımcılardan biyopsi örnekleri alındı. Örnekler, tümörün aynı noktasından, MRI rehberliğinde toplandı. Bu yöntem, önceki çalışmalara göre daha kesin karşılaştırmalar yapılmasını sağladı. Bir yılın sonunda, diyet değişikliği yapan grupta kanser hücrelerinin bölünme hızını gösteren Ki-67 belirtecinin düştüğü, normal diyet grubunda ise yükseldiği tespit edildi. Bu bulgu, yemek yağlarının kanser hücrelerinin çoğalmasında doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor.

Omega-3 ve omega-6 yağlarının rolü

Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri, vücut için gerekli olan ancak dışarıdan alınması gereken temel yağlardır. Omega-6 yağları genellikle ayçiçek, mısır ve soya gibi bitkisel yağlarda bulunurken, omega-3 yağları balık, keten tohumu ve ceviz gibi besinlerde yer alır. Araştırmacılar, omega-6'nın aşırı tüketilmesinin iltihaplanmayı artırarak kanser hücrelerinin büyümesini hızlandırabileceğini, buna karşılık omega-3'ün ise iltihaplanmayı azaltıcı ve hücre çoğalmasını yavaşlatıcı etkiler gösterebileceğini belirtiyor. Çalışmada, omega-3 alımını artıran ve omega-6'yı azaltan hastalarda tümör hücrelerinin bölünme hızının yavaşladığı gözlendi.

Ancak, araştırmada bazı katılımcıların balık yağı takviyesinin sindirim sistemi üzerinde yan etkiler yaşaması nedeniyle çalışmadan ayrıldığı belirtildi. Ayrıca balık yağı, bazı ilaçlarla etkileşime girebildiğinden, uzmanlar bu tür takviyelerin mutlaka doktor kontrolünde alınması gerektiğini vurguladı. Araştırmacılar, elde edilen bulguların umut verici olduğunu, ancak daha geniş ve uzun süreli çalışmaların yapılması gerektiğini de ifade etti.

Yemek yağlarında küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir

Çalışmanın sonuçları, yemek yağlarının türünü değiştirmenin kanserin ilerlemesini yavaşlatabileceğini gösterse de, bu bulguların klinik uygulamalara yansıması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu belirtildi. Araştırmacılar, özellikle aktif izleme altında olan hastalara, kızartmalardan ve aşırı işlenmiş gıdalardan uzak durmalarını, haftada en az iki kez somon veya sardalya gibi omega-3 açısından zengin balıkları tüketmelerini öneriyor. Ayrıca keten tohumu ile beslenen tavukların yumurtalarının tercih edilmesi ve kahvaltılara chia tohumu eklenmesi de tavsiye ediliyor.

Balık yağı takviyesi kullanmayı düşünen hastaların, ürün kalitesine dikkat etmeleri ve tercihen üçüncü taraf laboratuvarlarca test edilmiş, ağır metal gibi kirleticilerden arındırılmış ürünleri seçmeleri öneriliyor. Uzmanlar, diyet değişikliklerinin kanserin ilerlemesini yavaşlatmada cerrahi ya da radyasyon kadar etkili olmasa da, kardiyovasküler ve bilişsel sağlık üzerinde de olumlu etkiler sağlayabileceğini belirtiyor.

Bilimsel ilerleme ve geleceğe yönelik adımlar

Bilim dünyasında ilerleme genellikle yavaş ve adım adım gerçekleşiyor. Öncelikle bir ilişkinin varlığı araştırmalarla ortaya konuyor, ardından klinik çalışmalarla bu ilişkinin hastalara somut fayda sağlayıp sağlamadığı test ediliyor. Bu çalışma, yemek yağlarının kanser hücrelerinin çoğalma hızını yavaşlatabileceğini göstererek önemli bir ilk adımı attı. Ancak, diyet değişikliklerinin kanserin yayılmasını önleyip önlemediği veya tedavi gereksinimini geciktirip geciktirmediği henüz kesin olarak kanıtlanmış değil.

Uzmanlar, yemek yağlarının değiştirilmesinin genellikle ciddi yan etkilere yol açmadığını, bu nedenle diyetin iyileştirilmesinin zarardan çok fayda getirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, aktif izleme altında olan hastalar için, kendi sağlıkları üzerinde kontrol sahibi olmak psikolojik açıdan da önemli bir katkı sağlayabiliyor. Diyet değişikliği mucizevi bir çözüm olmasa da, tabağımıza koyduğumuz besinlerin kanserle mücadelede sanılandan daha büyük bir rol oynayabileceği vurgulanıyor.

Sonuç olarak, yemek yağlarının türü ve oranı, yalnızca genel sağlık için değil, kanser gibi ciddi hastalıkların seyrinde de etkili olabiliyor. Araştırmacılar, özellikle omega-3 ve omega-6 dengesine dikkat edilmesi gerektiğini, küçük beslenme değişikliklerinin zamanla büyük farklar yaratabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, yemek yağlarının seçimi konusunda daha bilinçli olmak, hem kanser riskini azaltmak hem de genel sağlığı korumak açısından önem taşıyor.


Etiketler:
yemek yağları kanser omega-3