ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Uzmanlar uyardı! Kanserin %40'ı bu alışkanlıklarla bağlantılı

Talha Gül - | Son Güncelleme Tarihi:
Uzmanlar uyardı! Kanserin %40'ı bu alışkanlıklarla bağlantılı

Bilim insanları, dünya genelinde kanser vakalarının yaklaşık %40'ının değiştirilebilir yaşam tarzı alışkanlıklarına bağlı olduğunu ortaya koydu. Özellikle sigara, alkol, enfeksiyonlar ve obezite gibi faktörlerin kanser riskini önemli ölçüde artırdığı vurgulandı.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Son yıllarda yapılan kapsamlı bir araştırma, dünya genelinde kanser vakalarının önemli bir bölümünün yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmacılar, 200'e yakın ülkede 36 farklı kanser türüne ait 19 milyonun üzerinde vakayı inceleyerek, 2022 yılı verilerine göre teşhis edilen kanserlerin %38'inin, yani yaklaşık 7,1 milyonunun, değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını belirledi. Bu bulgular, kanserin önlenmesinde kişisel tercihler ve toplum sağlığı politikalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.

Sigara başta olmak üzere risk faktörleri kanser yükünü artırıyor

Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, tütün kullanımının hâlâ en önemli değiştirilebilir kanser risk faktörü olması oldu. Dünya genelinde sigara içme oranlarında gözle görülür bir azalma yaşansa da, tütün kullanımı her altı kanser vakasından birine neden olmaya devam ediyor. Özellikle erkeklerde, sigara kullanımı kanserin önlenebilir sebepleri arasında ilk sırada yer alıyor. Araştırmada, sadece tütün değil, alkol tüketimi, yüksek vücut kitle indeksi (VKİ), yetersiz fiziksel aktivite, çevresel kirleticiler ve mesleki kimyasal maruziyetler de önemli risk faktörleri arasında sıralandı. Alkolün ise küresel kanser yükünde %3'lük bir paya sahip olduğu tespit edildi. Bununla birlikte, akciğer, mide ve rahim ağzı kanserlerinin, önlenebilir kanser vakalarının neredeyse yarısını oluşturduğu belirlendi. Bu bulgular, kanserle mücadelede sigara ve alkol kullanımının azaltılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin teşvik edilmesi gibi önlemlerin ne kadar elzem olduğunu gösteriyor.

Enfeksiyonlar ve çevresel etkenler kadınlarda öne çıkıyor

Araştırma, kadınlarda kanserin en önemli değiştirilebilir nedenlerinden birinin enfeksiyonlar olduğunu ortaya koydu. Özellikle insan papillomavirüsü (HPV), hepatit B ve C, Epstein-Barr virüsü ve Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar, kadınlarda yeni kanser vakalarının %11,5'ini oluşturdu. HPV, rahim ağzı ve anal kanserlerin %90'ından sorumlu tutulurken, bu enfeksiyonun aşı ile büyük oranda önlenebilir olduğu vurgulandı. Ancak, HPV aşısının gelişmekte olan ülkelerde yeterince yaygın olmaması, bu bölgelerde kanser riskinin yüksek kalmasına yol açıyor. Kadınlarda sigara kullanımı %6,3, yüksek VKİ ise %3,4 oranında kanser riskine katkı sağlıyor. Ayrıca, yetersiz emzirme ve fiziksel aktivite eksikliği de meme kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerinde etkili oluyor. Bu veriler, kadın sağlığında enfeksiyonların önlenmesi, aşılamanın yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bölgesel farklılıklar ve cinsiyetler arası risk dağılımı

Çalışma, kanser risk faktörlerinin bölgelere ve cinsiyetlere göre dağılımında çarpıcı farklılıklar olduğunu gösterdi. Kadınlarda değiştirilebilir risk faktörlerine bağlı kanser yükünün en yüksek olduğu bölge Sahra Altı Afrika olarak kaydedildi; burada yeni kanser vakalarının %38'i bu faktörlerle ilişkilendirildi. Kuzey Amerika'da ise kadınlarda vakaların %34'ü önlenebilir olarak değerlendirildi. Erkeklerde ise Doğu Asya, potansiyel olarak önlenebilir kanserlerin en yoğun yaşandığı bölge oldu; burada erkeklerdeki vakaların %57'si değiştirilebilir risk faktörleriyle bağlantılı. Kuzey Amerika'daki erkeklerde ise bu oran her üç vakadan biri olarak hesaplandı. Bu bölgesel farklılıklar, yerel sağlık politikalarının ve önleyici programların önemini artırıyor. Ayrıca, kadınlarda enfeksiyonlar, erkeklerde ise sigara kullanımı öne çıkan risk faktörleri olarak dikkat çekiyor. Erkeklerde tütün kullanımı vakaların %23'üyle ilişkilendirilirken, enfeksiyonlar %9,1 ve alkol tüketimi %4,6 ile takip ediyor.

Gençlerde kanser artışı ve yaşam tarzının rolü

Amerikan Kanser Derneği'nin yayımladığı rapora göre, ABD'de kanserden hayatta kalma oranları tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. 1970'lerde %50 olan beş yıllık sağkalım oranı, 2000 yılında %64'e, son yıllarda ise %70'e yükseldi. Ancak, bazı kanser türlerinde özellikle gençler arasında artış eğilimi gözleniyor. 50 yaş altındaki bireylerde sekiz kanser türünden altısında ölüm oranları azalırken, kolorektal kanser bu eğilimin dışında kaldı ve artış gösterdi. Meme kanseri de 20-39 yaş arası Amerikalı kadınlarda %3 oranında artış gösterdi. Uzmanlar, gençlerdeki bu artışın nedenlerini tam olarak açıklayamasa da, ultra işlenmiş gıdalarla zengin diyetler, alkol tüketimi, obezite ve çevresel kirleticilere maruz kalma gibi yaşam tarzı faktörlerinin önemli rol oynadığını belirtiyor. Bu durum, gençler arasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Değiştirilebilir risk faktörlerinin ayrıntılı analizi

Araştırmada, kanser riskini artıran 30 farklı değiştirilebilir faktör detaylı şekilde incelendi. Tütün ve alkol kullanımının yanı sıra, yüksek vücut kitle indeksi, yetersiz fiziksel aktivite, yetersiz emzirme, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon, çeşitli viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, asbest, arsenik, benzen, kadmiyum, krom, dizel motor egzozu, formaldehit, nikel, polikiklik aromatik hidrokarbonlar, silika, sülfürik asit ve trikloroetilen gibi kimyasallar da risk faktörleri arasında yer aldı. Özellikle asbest, arsenik ve benzen gibi mesleki tehlikeler, akciğer kanseri vakalarının önemli bir kısmında etkili oldu. Kadınlarda meme kanserlerinin %33'ü yetersiz fiziksel aktiviteye, %29'u yüksek VKİ'ye ve %18'i yetersiz emzirmeye bağlandı. Emzirmenin, hasar görmüş hücrelerin atılmasına ve östrojen maruziyetinin azaltılmasına yardımcı olduğu, böylece meme kanseri riskini düşürdüğü belirtildi. Bu bulgular, bireylerin ve toplumların yaşam tarzı seçimlerinin kanser riskini doğrudan etkilediğini gösteriyor.

Sigara kullanımında küresel düşüş ve sonuçları

ABD, Kanada ve Birleşik Krallık'ta tütün kullanımı, hâlâ en önemli değiştirilebilir kanser risk faktörü olarak öne çıkıyor. Özellikle ABD'de sigara içme oranlarında son yıllarda büyük bir düşüş yaşandı. 1965'te yetişkinlerin %43'ü sigara içerken, 2022'de bu oran %12'ye kadar geriledi. Son beş yılda ise %17 daha az yetişkin sigara içtiği bildirildi. Bu olumlu gelişmeye rağmen, sigara hâlâ akciğer kanserlerinin %90'ının temel nedeni olmaya devam ediyor. Ayrıca, tütün kullanımı genç Amerikalılar arasında artış gösteren kolorektal kanser ile de ilişkilendirildi. 1999'da 100.000 kişide 8,6 olan kolorektal kanser vakası, 2018'de 13'e yükseldi. 2004'ten bu yana, 50 yaş altındaki bireylerde kolorektal kanser vakalarında her yıl yaklaşık %2'lik bir artış kaydedildi. Bu veriler, sigara kullanımının azaltılmasının kanserle mücadelede hâlâ en etkili yöntemlerden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Çalışmanın sınırlamaları ve önleyici stratejilerin önemi

Araştırmacılar, elde edilen bulguların bazı sınırlamalara sahip olduğunu da belirtti. Özellikle, bölgeler arası veri dengesizliği ve risk faktörlerine maruziyetin kesin olarak ölçülememesi gibi etkenler, sonuçların yorumlanmasında dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Ancak buna rağmen, çalışma kanserin önlenmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin ve toplum sağlığı politikalarının ne kadar etkili olabileceğini güçlü bir şekilde ortaya koydu. Sigara ve alkol kullanımının azaltılması, aşılamanın yaygınlaştırılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz gibi önlemler, kanser yükünün azaltılmasında kilit rol oynuyor. Ayrıca, çevresel kirleticiler ve mesleki maruziyetlerin önlenmesi de toplumsal düzeyde alınacak önlemler arasında yer alıyor. Bu çerçevede, bireylerin yaşam tarzı seçimleri ve kamu sağlığı politikaları, kanserin önlenmesinde birlikte hareket etmenin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, dünya genelinde kanserin üçte birinden fazlasının yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir olduğu gerçeği, bireylerin ve toplumların sağlık politikalarını gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Sigara, alkol, enfeksiyonlar, obezite ve çevresel risklerin azaltılması, kanserle mücadelede atılacak en önemli adımlar arasında yer alıyor. Bu bulgular, önleyici sağlık stratejilerinin ve bireysel farkındalığın artırılmasının, gelecekte kanser yükünü önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor.


Etiketler:
kanser yaşam tarzı risk faktörleri önlenebilir kanser sağlık araştırması