ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

İnmede kadınlar erkeklerden çok daha yüksek risk altında

Neslişah Yumak - | Son Güncelleme Tarihi:
İnmede kadınlar erkeklerden çok daha yüksek risk altında

Dünya çapında inme, kadınları erkeklerden daha fazla etkilemektedir. ABD'de her yıl yaklaşık 55 bin kadın daha fazla inme geçirirken, kadınlar inme sonrasında daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Kapat

HABERİN DEVAMI

İnme, küresel ölçekte yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen ve milyonlarca insanı engelli hale getiren hastalıkların başında yer almaktadır. Bu durum sadece yaşlı nüfusu değil, hayatlarının en verimli döneminde olan genç insanları da etkileyerek, iş hayatı, aile bağları ve gelecek planlarını kesintiye uğratmaktadır. Aileler, sağlık sistemleri ve toplumlar üzerinde oluşturduğu yük giderek artmaktadır.

Kadınlarda inme riski neden daha yüksek?

Kadınlarda inme riski, biyolojik ve hormonal faktörlerin etkisiyle erkeklerden önemli ölçüde farklılık göstermektedir. ABD'de yapılan istatistikler, her yıl erkeklerden yaklaşık 55 bin daha fazla kadının inme geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu farkın kısmen kadınların daha uzun yaşam süresi ile ilişkili olmasına rağmen, kadınlar inme sonrasında daha kötü sonuçlar ve düşük yaşam kalitesi ile karşılaşma eğilimindedir. Küresel düzeyde bakıldığında, 25 yaş altında inme oranı erkeklere kıyasla kadınlarda daha yaygın görülmektedir.

Kadınlarda inme riski, üreme yılları boyunca hormonlar ve biyolojik değişiklikler tarafından şekillenmektedir. Hamilelik döneminde yüksek tansiyon, inme riskini önemli ölçüde artıran faktörlerden biridir. Gestasyonel hipertansiyon ve preeklampsi gibi durumlar, hamilelik sırasında ve sonrasında inme tehlikesini artırmaktadır. Preeklampsi, genellikle 20 haftadan sonra gelişen ve organ hasarı ile yüksek tansiyonu içeren ciddi bir durumdur; sıklıkla böbrekleri veya karaciğeri etkilemektedir. Bu tür durumlar, yüksek tansiyonun beyne kan sağlayan damarları hasar görmesine neden olarak inme riskini hem hamilelik döneminde hem de yaşamın ilerleyen evrelerinde artırmaktadır.

Hormonal kontraseptif kullanımı da kadınlarda inme riskini etkileyebilmektedir. Tüm hormonal kontraseptifler aynı düzeyde risk oluşturmazken, hem östrojen hem de progesteron içeren kombine oral kontraseptifler özellikle endişe kaynağıdır. Bu tür kontraseptifler, kanın pıhtılaşma olasılığını artırabilir ve kan basıncını yükseltebilir. Risk, sigara içen, 35 yaşın üzerinde olan veya auralı migren yaşayan kadınlarda daha yüksektir. Buna karşılık, sadece progesteron içeren yöntemler aynı düzeyde riskle ilişkilendirilmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünya çapında yaklaşık 248 milyon kadın hormonal kontraseptif kullanmaktadır.

Menopoz, kadınlarda inme riskini artıran bir diğer önemli dönemdir. Menopoz sırasında östrojen seviyeleri düşmektedir. Normalde östrojen, kan damarı duvarlarını korumaya ve sağlıklı kolesterol seviyelerini desteklemeye yardımcı olmaktadır. Östrojen azaldığında, kan damarları daha sert hale gelmekte ve hasara daha yatkın olmaktadır; bu da inme riskini artırmaktadır. Hormon replasman tedavisi (HRT), bazen menopoz semptomlarını tedavi etmek için kullanılmaktadır. Ancak, bazı HRT formları, özellikle östrojen içerenler, yaşlı kadınlarda veya menopozdan yıllar sonra HRT'ye başlayan kadınlarda inme riskinde küçük bir artışla ilişkilendirilmiştir.

Kadınlar ayrıca migren, özellikle auralı migren yaşama olasılığı erkeklerden daha yüksektir. Bu tür migren, beyindeki kan akışında geçici kesintilerle ilişkili olup, inme riskini artırabilmektedir. Lupus ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklar kadınlarda daha yaygın görülmektedir ve kronik iltihaplanmaya neden olmaktadır. İltihaplanma, kan damarlarının daralmasına ve zayıflamasına katkıda bulunarak inmeyi daha olası hale getirmektedir. Bu birleşik riskler için kanıtlar birçok bilimsel çalışmada belgelenmiştir. Örneğin, yapılan bir araştırma incelemesi, üreme faktörlerinin, hormonal maruziyetin ve bağışıklık sistemi farklılıklarının hepsinin kadınlarda daha yüksek inme riskine katkıda bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Hamilelik ve doğum sonrası dönemde inme tehlikesi

Hamilelik, kadının kalp ve dolaşım sistemi üzerinde önemli ölçüde ekstra yük oluşturmaktadır. Bu dönemde kan hacmi artar, hormonlar dalgalanır ve kan pıhtılaşmaya daha yatkın hale gelir. Sonuç olarak, hamile olan veya yakın zamanda doğum yapmış kadınlar, hamile olmayan aynı yaştaki kadınlara kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla inme geçirme olasılığına sahiptir. Bu artan risk için kanıtlar, Amerikan Kalp ve İnme Derneği tarafından yayınlanan araştırmalarda iyi bir şekilde belgelenmiştir. Ek olarak, inme anne hastalığı ve ölümünün önde gelen nedenlerinden biridir.

Ancak, inme riskinde ciddi eşitsizlikler mevcuttur. İngiltere'de, Siyah kadınların hamilelikle ilgili nedenlerden ölme olasılığı beyaz kadınlardan dört kat daha fazladır. Asyalı kadınlar ve karma etnik geçmişe sahip kadınlar da, doğum bakımı kalitesi ve sonuçlarının uzun süredir devam eden resmi bir denetimi olan MBRRACE UK'ye göre, daha yüksek risklerle karşı karşıyadır. ABD'de, Siyah kadınlar hamilelikle ilgili nedenlerden beyaz kadınların neredeyse iki katı oranında ölmektedir. İnme, bu ölümlere katkıda bulunan başlıca tıbbi komplikasyonlardan biridir.

Bu ölüm oranlarındaki farklar, gecikmeli teşhis, bakıma eşit olmayan erişim ve yüksek tansiyon, obezite ve preeklampsi gibi durumların daha yüksek oranları gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Azınlık etnik gruplardan kadınlar, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kaliteli anne sağlığı hizmetlerine azaltılmış erişim gibi inme risk faktörlerine sahip olma olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle, düzenli doğum öncesi kontrolleri ve kültürel olarak uygun sağlık eğitimi hayati önem taşımaktadır.

Kadınlarda inme semptomları neden gözden kaçırılıyor?

İnme semptomlarının kadınlarda gözden kaçırılma olasılığı erkeklere kıyasla daha yüksektir. Erkekler ve kadınlar genellikle yüz düşmesi, kol zayıflığı ve konuşma problemleri gibi benzer erken belirtilere sahip olsalar da, kadınların baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı veya kafa karışıklığı gibi ek semptomları bildirme olasılığı daha yüksektir. Bu ek semptomlar, anksiyete, migren veya stres ile karıştırılabilmektedir; bu da tanının gecikmesine ve tedavinin başlatılmasının ertelenmesine neden olmaktadır.

Kadınlarda inme riskinin yüksekliği ve semptomların gözden kaçırılması, sağlık sistemlerinde farkındalık artırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle hamilelik döneminde, menopoz sırasında ve otoimmün hastalıkları olan kadınlarda inme riski konusunda daha dikkatli olunması gerekmektedir. Sağlık profesyonelleri, kadınlara özgü inme belirtilerini tanımayı ve erkeklerden farklı semptom sunumlarını dikkate almayı öğrenmelidir. Bu şekilde, erken teşhis ve hızlı tedavi ile inme sonrasında yaşanan ağır komplikasyonlar ve ölüm oranları azaltılabilir.


Etiketler:
kadın sağlığı inme riski hormonal faktörler hamilelik komplikasyonları sağlık eşitsizliği