ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Şarkı söylemek geğirme rahatsızlığına çare oldu! Yeni araştırmadan dikkat çeken sonuç

Çin'de 72 hasta üzerinde gerçekleştirilen bir araştırma, şarkı söylemenin supragastrik geğirme olarak bilinen nadir davranışsal bozukluğun tedavisinde etkili bir yöntem olabileceğini ortaya koydu. Günde üç kez beş dakika şarkı söyleyen hastaların yüzde 72'sinde belirtilerin yarı yarıya azaldığı tespit edildi.

Merve Aydın - | Son Güncelleme Tarihi:
Şarkı söylemek geğirme rahatsızlığına çare oldu! Yeni araştırmadan dikkat çeken sonuç

Nadir görülen bir sindirim sistemi rahatsızlığı olan supragastrik geğirme ile mücadelede alışılmadık bir tedavi yöntemi gündeme geldi. Çin'de 72 hastanın katılımıyla yürütülen bilimsel bir araştırma, şarkı söylemenin bu rahatsızlığın belirtilerini önemli ölçüde hafiflettiğini gösterdi. Supragastrik geğirme, kişinin havayı bilinçsiz biçimde yemek borusuna çekip neredeyse anında geri çıkardığı davranışsal bir bozukluk olarak tanımlanıyor. Bu durum hastaların günlük yaşamını ciddi şekilde olumsuz etkiliyor ve sosyal ortamlarda büyük rahatsızlık yaratıyor. Araştırmacılar, şarkı söylemenin diyafram kasını aktif biçimde çalıştırması sayesinde bu bozukluğa karşı doğal bir bariyer oluşturabileceğini düşünüyor.

Şarkı söyleyen grup nefes egzersizi yapanlara fark attı

Araştırmaya dahil edilen 72 gönüllü rastgele iki farklı gruba ayrıldı. Birinci gruptaki katılımcılar bir hafta süresince günde üç kez, her seferinde yaklaşık beş dakika boyunca Çin şarkıları söyledi. İkinci gruptaki hastalar ise aynı süre zarfında diyafram nefes alma egzersizleri uyguladı. Her iki grubun da tedavi sürecine düzenli biçimde devam etmesi sağlandı. Yedi günlük sürenin ardından elde edilen veriler oldukça çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Şarkı söyleme grubundaki katılımcıların yüzde 72'sinde semptomların şiddetinde en az yarı yarıya azalma kaydedildi. Diyafram nefes egzersizi yapan ikinci grupta ise benzer düzeyde iyileşme yalnızca yüzde 39 oranında görüldü. Bu sonuç, şarkı söylemenin klasik nefes egzersizlerine kıyasla neredeyse iki kat daha etkili olduğunu açıkça gösterdi.

Bir ay sonra bile şarkı terapisinin etkisi sürdü

Araştırmacılar tedavinin uzun vadeli etkisini ölçmek amacıyla bir ay sonra hastaları yeniden değerlendirdi. Şarkı söyleme grubunda iyileşmenin yüzde 50 oranında korunduğu belirlendi. Nefes egzersizi grubunda ise bu oran yüzde 31'e geriledi. Bu veriler, şarkı terapisinin yalnızca kısa vadede değil, orta vadede de anlamlı bir fayda sağladığını kanıtladı. Bunun yanı sıra şarkı söyleme terapisinin katılımcıların genel yaşam kalitesi üzerinde de daha güçlü bir etki bıraktığı tespit edildi. Araştırmacılar bu durumu, şarkı söylemenin standart nefes egzersizlerine göre çok daha keyifli ve motive edici bir aktivite olmasıyla açıkladı. İnsanların monoton egzersiz programlarına bağlı kalması zor olurken, şarkı söyleme gibi eğlenceli bir uğraşı sürdürmeleri çok daha kolay oluyor. Üstelik şarkı söyleme sırasında diyafram kasının aktif biçimde çalışması, nefes egzersizlerinin sağladığı fizyolojik faydayı da doğal yoldan karşılıyor.

Gastroenterolog Sifrim'den önemli uyarı: Kesin kanıt için yeterli değil

Sonuçlar umut verici olsa da bilim insanları temkinli yaklaşıyor. Çalışmaya katılmayan gastroenterolog Daniel Sifrim, araştırmanın bazı metodolojik eksikliklerine dikkat çekti. Sifrim, özofageal impedans ölçümünün yapılmamış olmasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. Bu ölçüm yöntemi, havanın yemek borusundaki hareketini objektif biçimde belirlemeye yarıyor ve supragastrik geğirmeyi normal mide kaynaklı geğirmeden ayırt etmeyi sağlıyor. Bu ölçüm olmadan hastaların gerçekten supragastrik geğirme yaşayıp yaşamadığını kesin olarak doğrulamak güçleşiyor. Dolayısıyla elde edilen sonuçlar henüz yöntemin etkinliğinin kesin bir kanıtı olarak kabul edilemiyor.

Uzmanlar psikolojik tedavinin de şart olduğunu vurguladı

Daniel Sifrim ayrıca, yalnızca diyafram egzersizlerinin ya da şarkı söylemenin tek başına yeterli olmayabileceğinin altını çizdi. Supragastrik geğirme temelde davranışsal bir bozukluk olarak sınıflandırılıyor ve bu nedenle tedavi sürecinin çok boyutlu olması gerekiyor. Uzman, hastalarda oluşmuş alışkanlığın psikolojik kökenlerinin de mutlaka ele alınması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda bilişsel-davranışsal terapi gibi psikolojik müdahale yöntemlerinin tedavi planına dahil edilmesi büyük önem taşıyor. Altta yatan kaygı, stres ya da bilinçdışı davranış kalıpları çözülmeden salt fiziksel egzersizlerle kalıcı sonuç elde etmek zorlaşıyor. Dolayısıyla şarkı terapisi tek başına bir çözüm olmaktan çok, kapsamlı bir tedavi programının parçası olarak değerlendirilmeli.

Araştırmacılar daha geniş çaplı çalışma çağrısında bulundu

Araştırmanın yazarları, şarkı söyleme terapisinin gerçek potansiyelini ortaya koymak için çok daha büyük hasta gruplarıyla yeni çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı. Gelecekteki araştırmalarda özofageal impedans ölçümü gibi objektif tanı yöntemlerinin mutlaka kullanılmasını önerdi. Ayrıca tedavinin uzun vadeli etkilerini anlamak için hastaların aylar hatta yıllar boyunca takip edilmesinin şart olduğunu ifade etti. Mevcut çalışmanın yalnızca bir haftalık aktif tedavi ve bir aylık takip süresini kapsadığı göz önüne alındığında, daha uzun süreli gözlemlerin sonuçları kökten değiştirebileceği belirtildi. Tüm bu sınırlamalara rağmen araştırma, supragastrik geğirme tedavisinde şarkı söylemenin umut vadeden ve hasta dostu bir alternatif olabileceğine dair güçlü ipuçları sunuyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
supragastrik geğirme şarkı terapisi davranışsal bozukluk tedavisi diyafram egzersizi bilişsel davranışsal terapi