ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Doğanın sesleri insanların yaşadıkları yer ile bağ kurmasına yardımcı oluyor

Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi'nin Sound Around Town projesi kapsamında yürütülen araştırma, doğal seslerin mahallelerde aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ortaya koydu. Katılımcıların çoğunluğunu genç yetişkinlerin oluşturduğu çalışmada, kuş ve yağmur sesleriyle çevrili alanlarda yaşayanların evlerine daha bağlı hissettiği belirlendi. Mekanik gürültünün ise bu bağı zayıflattığı vurgulandı.

Gökçen Sever - | Son Güncelleme Tarihi:
Doğanın sesleri insanların yaşadıkları yer ile bağ kurmasına yardımcı oluyor

Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi'nin öncülüğünde gerçekleştirilen Sound Around Town adlı araştırma, doğal seslerin mahallelerde yaşayan insanlar üzerinde güçlü bir aidiyet duygusu oluşturduğunu gösterdi. Çalışmada, katılımcılar evlerinin çevresindeki sesleri kaydederek bu seslerin yoğunluğunu ve hoşluğunu değerlendirdi. Elde edilen bulgular, özellikle kuş ve yağmur gibi doğal seslerin, mahalle sakinlerinin yaşadıkları alanlara olan duygusal bağlılığını önemli ölçüde artırdığını ortaya koydu. Buna karşın, mekanik gürültülerin ve insan yapımı seslerin mahalleye duyulan aidiyeti olumsuz etkilediği belirlendi. Araştırma, Kuzey Carolina'nın farklı bölgelerinde, çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu 1.137 kişinin katılımıyla yürütüldü ve toplamda 1.508 dinleme oturumundan elde edilen veriler analiz edildi.

Profesör Caren Cooper: 'Ses manzaraları mahalle bağlılığında kritik rol oynuyor'

Çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Caren Cooper, ses manzaralarının insanlar için görsel ve fiziksel unsurlar kadar önemli olduğunu vurguladı. Cooper, çoğu kişinin bir mahalleyi değerlendirirken genellikle binalar, ağaçlar, trafik ve açık alanlar gibi unsurları dikkate aldığını, fakat seslerin de duygusal bağ üzerinde etkili olduğunu söyledi. Özellikle kuş sesleri ve yağmur gibi doğal seslerin mahalleyle kurulan bağı güçlendirdiğini belirten Cooper, "Birçok insan gürültü kirliliğini yalnızca yüksek sesle ilişkilendiriyor. Oysa sesin türü ve dalga boyu, algı üzerinde hacim kadar etkili," ifadelerini kullandı. Cooper'ın açıklamalarına göre, aynı desibel seviyesinde dahi doğal sesler, mekanik gürültülere kıyasla çok daha olumlu algılanıyor.

Kuş sesleri ve yağmur mahalle aidiyetini artırıyor

Katılımcılar, evlerinin dışında 10 dakika boyunca çevredeki sesleri dikkatlice dinledi ve her bir sesi kaydederek hoşluk puanlarını belirtti. Verilere göre, kuş sesleri oturumların yüzde 60'ında en sık rastlanan doğal ses olurken, yağmur da yüksek hoşluk puanları aldı. İnsan yapımı sesler arasında ise müzik, olumlu etki yaratırken, araç ve çim biçme makinesi gibi mekanik sesler en düşük hoşluk puanlarıyla dikkat çekti. Özellikle çim biçme ekipmanları, hem yüksek ses seviyeleriyle hem de olumsuz algılanma oranlarıyla öne çıktı. Araştırmada, doğal seslerin yoğun olduğu mahallelerde yaşayanların, evlerine ve çevrelerine daha bağlı hissettikleri, huzur ve ev hissinin bu seslerle güçlendiği tespit edildi.

Mekanik gürültü mahalleyle duygusal bağı zayıflatıyor

Çalışmanın istatistiksel analizleri, mekanik gürültülerin mahalle aidiyetini olumsuz etkilediğini gösterdi. Araç sesleri, çim biçme makineleri ve diğer insan yapımı gürültüler, mahalleyle olan duygusal bağı zayıflatırken, doğal seslerin baskın olduğu alanlarda bu bağ güçlendi. Özellikle yüksek sesli mekanik gürültünün, kuş ve yağmur gibi doğal sesleri bastırdığı ve insanların mahallelerine olan bağlılığını azalttığı belirtildi. Cooper, "Gürültü kirliliği öznel bir durumdur ve insan algısına dayanır. Bu nedenle, gürültüyle mücadelede yalnızca desibel ölçerler yeterli olmuyor, insanların deneyimleri de dikkate alınmalı" dedi. Araştırmada, dinleme oturumları sırasında katılımcıların farkındalıklarının artmış olabileceği, bu nedenle verilerin dikkatle yorumlanması gerektiği de ifade edildi.

Çevresel adalet ve gürültü yönetimi öne çıkıyor

Çalışmanın sonuçları, doğal seslere erişimin her toplulukta eşit olmadığını ve bu durumun çevresel adalet açısından yeni tartışmalara yol açtığını gündeme getirdi. Mekanik gürültünün yoğun olduğu bölgelerde, kuş ve rüzgar gibi doğal seslerin bastırıldığı, bunun da mahalle aidiyetini olumsuz etkilediği vurgulandı. Araştırmacılar, toplulukların yaşam kalitesini artırmak ve mahalleyle olan duygusal bağı güçlendirmek için trafik ve ekipman gürültüsünü azaltacak önlemler alınmasını önerdi. Ses bariyerleri, yerel yönetmelikler ve açık alanların korunması gibi uygulamaların, mahallelerde daha huzurlu ve bağlı bir yaşam ortamı yaratacağı belirtildi. Ayrıca, ses manzaralarının yönetiminin yalnızca sesin yüksekliğine değil, sesin türüne ve algılanma biçimine de odaklanması gerektiği ifade edildi.

Çalışmanın sınırlamaları ve gelecekteki araştırmalar

Araştırmanın büyük kısmı Kuzey Carolina'da ve yaz mevsiminde genç yetişkinlerle gerçekleştirildi. Bu nedenle, sonuçların farklı yaş grupları, mevsimler ve bölgeler için genellenmesinin sınırlı olabileceği belirtildi. Ayrıca, çalışmada gerçek ses seviyeleri yerine katılımcıların kişisel değerlendirmeleri esas alındı ve yer duygusunu ölçmek için sınırlı sayıda soru kullanıldı. Araştırmacılar, gelecekte daha geniş yaş grupları ve farklı bölgelerde, ses ölçerler ve sağlık verileriyle desteklenmiş çalışmalar yapılmasının önemine dikkat çekti. Bu sayede, doğal seslerin ve gürültü kirliliğinin insan sağlığı ve toplumsal bağlılık üzerindeki etkileri daha kapsamlı biçimde ortaya konulabilecek.

Sonuç olarak, Kuzey Carolina'da yapılan bu araştırma, doğal seslerin mahallelerde aidiyet duygusunu artırdığını, mekanik gürültünün ise bu bağı zayıflattığını gösterdi. Araştırmacılar, mahallelerde huzurlu ve bağlı bir yaşam ortamı oluşturmak için doğal seslerin korunması ve mekanik gürültünün azaltılması gerektiğini vurguluyor. Bu bulgular, çevresel adalet ve kentsel planlama açısından önemli bir yol haritası sunuyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
doğal sesler mahalle aidiyeti gürültü kirliliği Kuzey Carolina Caren Cooper