ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Tarçın masum bir baharat olmayabilir! Fazla tüketimde ortaya çıkabilecek riskler açıklandı

Doktor Aleksandr Umnov, tarçının ılımlı tüketimde faydalı olabileceğini ancak aşırı miktarda alındığında içerdiği kumarin maddesi nedeniyle karaciğer üzerinde ciddi yük oluşturduğunu açıkladı. Uzman, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin bu baharatı kullanmadan önce mutlaka doktora danışması gerektiğini vurguladı.

Ada Kahriman - | Son Güncelleme Tarihi:
Tarçın masum bir baharat olmayabilir! Fazla tüketimde ortaya çıkabilecek riskler açıklandı

Günlük beslenmenin vazgeçilmez baharatlarından biri olan tarçın, az miktarda tüketildiğinde sağlığa olumlu katkılar sunuyor. İçerdiği antioksidanlar sayesinde vücudu serbest radikallere karşı koruyan tarçın, ılımlı dozlarda kan şekeri seviyesinin daha dengeli kalmasına da yardımcı oluyor. Ancak Doktor Aleksandr Umnov, bu baharatın aşırı tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda önemli bir uyarıda bulundu. Umnov'a göre tarçında bulunan kumarin adlı madde, fazla miktarda alındığında karaciğer üzerinde ek bir yük oluşturuyor ve organa zarar veriyor. Bu nedenle tarçını sağlıklı diye düşünüp kontrolsüz biçimde tüketmek, fayda yerine zarar getirebiliyor.

Seylan tarçını kumarin açısından daha güvenli

Tarçının farklı türleri arasında kumarin oranı belirgin biçimde değişiyor. Marketlerde ve aktarlarda en yaygın şekilde satılan Cassia türü tarçın, yüksek miktarda kumarin barındırıyor. Bu durum, söz konusu türü düzenli olarak kullanan kişiler için ciddi bir risk faktörü oluşturuyor. Öte yandan Seylan tarçını olarak bilinen çeşit, önemli ölçüde daha düşük kumarin içeriğine sahip. Doktor Umnov, düzenli tarçın tüketmek isteyenlerin Seylan türünü tercih etmesinin çok daha güvenli bir yaklaşım olduğunu belirtti. Seylan tarçınının karaciğer üzerindeki baskıyı minimuma indirdiğini ifade eden uzman, bu tercihin uzun vadede sağlık açısından belirleyici bir fark yarattığını vurguladı. Ancak Seylan tarçınının piyasada daha az bulunduğunu ve fiyatının diğer türlere kıyasla daha yüksek olduğunu da hatırlatmak gerekiyor.

Tarçının kokusu bile alerjik reaksiyona neden olabiliyor

Tarçınla ilgili dikkat çekilmesi gereken bir diğer önemli nokta, istenmeyen reaksiyonların yalnızca tüketimle sınırlı kalmadığı gerçeği. Bazı kişilerde tarçının aroması bile hapşırma nöbetlerine ya da baş ağrısına yol açabiliyor. Bu durum, özellikle hassas bünyeli bireylerde daha sık gözlemleniyor. Bunun yanı sıra tarçın, kanın pıhtılaşma mekanizması üzerinde doğrudan etkili bir baharat. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların tarçın tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışması büyük önem taşıyor. Aynı uyarı, kan şekeri düzeyini düşürmek amacıyla ilaç tedavisi gören diyabet hastaları için de geçerli. Tarçının bu ilaçlarla etkileşime girerek beklenmedik sonuçlara yol açma riski bulunuyor.

Doktor Umnov karaciğer ve böbrek hastalarını uyardı

Doktor Umnov, bazı sağlık durumlarında tarçından tamamen uzak durulması gerektiğini net bir dille ifade etti. Karaciğer ve böbrek hastalıkları bulunan kişiler için tarçın tüketimi ciddi riskler barındırıyor. Gastrit, mide ülseri ve diğer mide-bağırsak sistemi rahatsızlıklarının alevlenme dönemlerinde de bu baharattan kaçınılması şart. Tarçın, mide mukozasını doğrudan tahriş edebilen bir yapıya sahip ve var olan sorunları daha da kötüleştirebiliyor. Hipertansiyon hastaları ile hamile kadınların da tarçın konusunda son derece dikkatli olması gerekiyor. Umnov, bu grupların tarçını diyetlerine eklemeden önce mutlaka bir uzmana başvurmasını önerdi.

Tarçınla kilo vermek ya da diyabeti yenmek mümkün değil

Toplumda yaygın bir inanış olarak tarçının metabolizmayı hızlandırdığı, kilo vermeye yardımcı olduğu ve hatta diyabetle mücadelede etkili bir silah olduğu düşünülüyor. Ancak Doktor Umnov bu beklentilerin gerçekçi olmadığını açıkça ortaya koydu. Tarçın bir ilaç değil, bir baharat. Bu nedenle miktarını artırarak metabolizmayı hızlandırmayı ya da şeker hastalığını kontrol altına almayı ummak anlamsız. Aksine, fazla tarçın tüketimi yukarıda sıralanan tüm riskleri beraberinde getiriyor. Uzman, tarçının ancak dengeli bir beslenme programının küçük bir parçası olarak fayda sağlayabileceğini, tek başına mucizevi bir etki beklemenin yanlış olduğunu belirtti.

Çocuklara tarçınlı içecekler verilmemeli

Pediatristler, çocuklara kahve ve kahve bazlı içeceklerin verilmesini zaten önermiyorlar. Bu durum, içeceklere tarçın eklenip eklenmediğinden bağımsız olarak geçerli. Ancak tarçının kendisi de çocuklar için ayrı bir risk unsuru oluşturuyor. Çocuklarda tarçın tüketimi alerjik reaksiyonlara, sindirim sistemi bozukluklarına ve baş ağrısına neden olabiliyor. Çocukların gelişim sürecindeki hassas metabolizmaları, bu tür baharatların etkilerine karşı yetişkinlere kıyasla çok daha savunmasız kalıyor. Bu yüzden ebeveynlerin çocuklarının beslenmesine tarçın eklerken son derece temkinli davranması gerekiyor.

Yaşlılar tarçınlı kahve tüketirken kronik hastalıklarını göz önünde bulundurmalı

İleri yaştaki bireyler için tarçınlı kahve tüketimi ayrı bir değerlendirme gerektiriyor. Yaşlı kişilerin kronik hastalıkları, özellikle karaciğer, böbrek ve kardiyovasküler sistem rahatsızlıkları, tarçının olası yan etkilerini çok daha tehlikeli bir hale getiriyor. Bu tür sağlık sorunları bulunan yaşlı bireylerde tarçın, mevcut hastalık tablosunu ağırlaştırabilecek bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Doktor Umnov, kronik rahatsızlığı olan yaşlı hastaların tarçınlı kahve ya da herhangi bir tarçınlı ürün tüketmeden önce mutlaka uzman hekimleriyle görüşmesini tavsiye etti. Sonuç olarak tarçın, doğru miktarda ve bilinçli şekilde kullanıldığında faydalı bir baharat olmaya devam ediyor; ancak kontrolsüz ve aşırı tüketim ciddi sağlık sorunlarının kapısını aralıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
tarçın karaciğer sağlığı kumarin beslenme doktor uyarısı