ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bilim insanları kanser hücrelerini aç bırakmanın gizemli yolunu buldu

Hasan Köseoğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Bilim insanları kanser hücrelerini aç bırakmanın gizemli yolunu buldu

Cenevre Üniversitesi ve Marburg'dan bilim insanları, D-sistein adlı molekülün yalnızca kanser hücrelerini hedef alarak sağlıklı hücreleri koruyabildiğini gösterdi. Bu gelişme, kanser tedavisinde yan etkileri azaltacak seçici bir yaklaşımın kapısını aralıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Cenevre Üniversitesi (UNIGE) ve Marburg Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen yeni bir araştırma, kanser tedavisinde çığır açabilecek bir yöntemi gözler önüne serdi. Bilim insanları, D-sistein adı verilen ve sisteinin "ayna" formu olarak bilinen bir amino asidin, belirli kanser hücrelerini sağlıklı hücrelere zarar vermeden hedef alabildiğini ortaya koydu. Bu buluş, kanser tedavilerinde sıkça karşılaşılan ciddi yan etkilerin önüne geçme potansiyeli taşıyor.

Seçici tedavi: D-sistein ile kanser hücrelerinde hassas hedefleme

Geleneksel kanser tedavileri, tümörleri yok etmeye çalışırken çoğu zaman sağlıklı dokulara da zarar veriyor ve bu durum hastalarda ciddi yan etkilere yol açıyor. Araştırmacılar, bu sorunu aşmak için yalnızca kanser hücrelerini etkileyen yeni tedavi yöntemleri üzerinde yoğunlaşıyor. Cenevre Üniversitesi ve Marburg Üniversitesi'nden bilim insanlarının geliştirdiği yöntem, D-sistein adlı molekülün kanser hücrelerini seçici olarak hedef almasını sağlıyor. D-sistein, kükürt içeren özel bir amino asit olarak, belirli kanser türlerinin büyümesini belirgin şekilde yavaşlatırken, sağlıklı hücrelerde herhangi bir olumsuz etki göstermiyor. Bu seçicilik, kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan ve D-sistein'i hücre içine alan özel bir taşıyıcıdan kaynaklanıyor. Araştırma ekibi, bu taşıyıcının sağlıklı hücrelerde bulunmadığını, dolayısıyla D-sistein'in yalnızca kanserli hücrelerde etkili olduğunu belirledi.

D-sistein'in kanser hücrelerinde yarattığı etki ve deneysel bulgular

Çalışmada, D-sistein'in kanser hücrelerinde nasıl bir etki yarattığı detaylı biçimde incelendi. D-sistein, hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerde yer alan NFS1 adlı enzimi bloke ederek, kanser hücrelerinin temel yaşamsal fonksiyonlarını sekteye uğratıyor. NFS1 enzimi, hücresel solunum, DNA ve RNA üretimi gibi hayati süreçlerde önemli rol oynuyor. Bu enzimin işlevinin durdurulmasıyla birlikte, kanser hücrelerinde solunum azalıyor, DNA hasarı meydana geliyor ve hücre döngüsü duruyor. Araştırmacılar, fareler üzerinde gerçekleştirdikleri deneylerde, D-sistein uygulanan hayvanlarda agresif meme tümörlerinin büyümesinin belirgin şekilde yavaşladığını gözlemledi. Üstelik bu tedavi sırasında farelerde ciddi bir yan etki oluşmadı. Bu sonuçlar, D-sistein'in kanser tedavisinde yüksek seçiciliğe sahip, etkili ve güvenli bir seçenek olabileceğini gösteriyor.

Ayna molekülün önemi ve potansiyel uygulama alanları

Amino asitler, proteinlerin temel yapı taşları olarak biliniyor ve genellikle L ve D olmak üzere iki farklı formda bulunuyor. İnsan hücreleri, protein sentezinde neredeyse sadece L formunu kullanırken, D formunun biyolojik işlevi oldukça sınırlı. Ancak bu araştırma, D-sistein'in kanser hücrelerinde seçici bir etki yarattığını ve sağlıklı hücreleri koruduğunu ortaya koyarak, D formundaki amino asitlerin tedavi potansiyelini gündeme taşıdı. Bilim insanları, D-sistein'in yalnızca belirli kanser hücrelerinde bulunan taşıyıcılar aracılığıyla hücre içine alındığını, bu nedenle sağlıklı dokuların etkilenmediğini vurguladı. Ayrıca, bu taşıyıcıyı sağlıklı hücrelere eklediklerinde, bu hücrelerin de D-sistein'e karşı hassas hale geldiğini gösterdiler. Bu bulgu, tedavi stratejisinin ne kadar seçici ve hedefe yönelik olduğunu kanıtlıyor.

Gelecekte kanser tedavisinde yeni bir dönem mi başlıyor?

Çalışmanın baş araştırmacısı Jean-Claude Martinou, D-sistein'in insanlarda da güvenli ve etkili dozlarda kullanılabilmesi halinde, özellikle ilgili taşıyıcıyı yüksek oranda bulunduran kanser türlerinde yenilikçi ve seçici bir tedavi yöntemi sunabileceğini belirtti. Ayrıca, bu yaklaşımın kanserin yayılmasında kritik rol oynayan metastazın önlenmesinde de etkili olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılar, elde edilen bulguların umut verici olduğunu, ancak D-sistein'in insanlar üzerindeki etkilerinin ve güvenliğinin daha fazla araştırılması gerektiğini ifade etti. Bu gelişme, kanser tedavisinde yan etkileri en aza indiren, sağlıklı dokuları koruyan ve yalnızca kanser hücrelerine odaklanan yeni nesil tedavilerin önünü açabilir.

Sonuç olarak, Cenevre Üniversitesi ve Marburg Üniversitesi'nin ortak çalışmasıyla ortaya çıkan D-sistein temelli seçici tedavi yaklaşımı, kanser araştırmalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu buluşun, gelecekte kanser hastalarına daha güvenli ve etkili tedavi seçenekleri sunma potansiyeli bulunuyor.


Etiketler:
kanser D-sistein seçici tedavi Cenevre Üniversitesi kanser araştırmaları