Kalp krizi hastalarında mikroplastik oranı diğer gruplardan belirgin şekilde yüksek çıktı
İtalya'nın Roma kentindeki Sant'Andrea Hastanesi'nde yürütülen bir araştırma, kalp krizi geçiren hastaların yüzde 84'ünün koroner kanında mikroplastik bulunduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle sigara kullanımı ve yüksek hava kirliliği seviyelerinin mikroplastik riskini artırdığına dikkat çekiyor ve çevresel kirliliğe yönelik acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.

İtalya'nın Roma kentinde bulunan Sant'Andrea Hastanesi'nde gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel araştırma, ciddi kalp krizi geçiren hastaların yüzde 84'ünde koroner kan dolaşımında mikroplastik ve nanoplastik parçacıkların bulunduğunu ortaya koydu. European Heart Journal'da yayımlanan bu önemli çalışma, mikroplastiklerin insan vücudundaki yaygınlığına ve kardiyovasküler hastalıklarla potansiyel ilişkisine dair yeni soruları gündeme taşıdı. Araştırmaya göre, kalp krizi geçiren hastaların kanında tespit edilen mikroplastik oranı, kronik iskemi kalp hastalığı olanlarda yüzde 40, koroner arterlerinde herhangi bir anormallik bulunmayanlarda ise yüzde 32 olarak kaydedildi. Özellikle polietilen gibi günlük yaşamda sıkça karşılaşılan plastik türlerinin, kalp krizine yakalanan hastaların kanında daha fazla ve çeşitli biçimlerde bulunduğu belirlendi. Bu bulgular, mikroplastiklerin kalp krizi üzerindeki doğrudan etkisini kanıtlamasa da, çevresel kirliliğin kardiyovasküler riskler üzerindeki rolünü gözler önüne seriyor.
Prof. Emanuele Barbato: 'Sigara ve hava kirliliği mikroplastik riskini artırıyor'
Çalışmayı yöneten ve Sant'Andrea Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Birimi'nde görev yapan Prof. Emanuele Barbato, elde edilen verilerin mikroplastik kirliliği ile çevresel maruziyetler arasında güçlü bir ilişki olduğunu vurguladı. Araştırmada, sigara içen bireylerin kanında mikroplastik bulunma olasılığının, sigara içmeyenlere göre altı kat daha fazla olduğu tespit edildi. Ayrıca, uzun süreli yüksek hava kirliliğine maruz kalan hastalarda da benzer bir artış gözlendi. Hava kirliliği ve sigara içiminin birleştiği durumlarda, tüm hastalarda mikroplastik varlığı saptandı. Buna karşılık, sigara kullanmayan ve düşük hava kirliliğine maruz kalan bireylerde mikroplastik tespit oranı yüzde 12,5'e kadar düştü. Prof. Barbato, mikroplastiklerin akciğerler yoluyla kana karışabileceğini ve bu süreçte çevresel faktörlerin belirleyici rol oynadığını belirtti. Araştırma sonuçları, sigara ve hava kirliliğiyle mücadeleye yönelik politikaların, çevre sağlığının ötesinde kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde de kritik bir öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor.
European Heart Journal çalışması: mikroplastiklerin kalp sağlığına etkisi endişe yaratıyor
European Heart Journal'da yayımlanan makalede, mikroplastiklerin insan vücuduna hava, su ve gıda yoluyla girdiği ve dolaşım sisteminde birikebileceği belirtildi. Araştırmada, İtalya'nın Sant'Andrea Üniversitesi Hastanesi ve Verona'daki Azienda Ospedaliera Universitaria Integrata'da tedavi gören 61 hastanın kan örnekleri detaylı şekilde incelendi. Katılımcılar arasında kalp krizi geçirenler, kronik iskemi kalp hastalığı olanlar ve koroner arterleri normal görünenler yer aldı. Elde edilen bulgular, kalp krizi grubunda mikroplastik ve nanoplastik türlerinin hem çeşitlilik hem de yoğunluk açısından daha yüksek olduğunu gösterdi. Özellikle polietilenin, en sık rastlanan plastik türü olduğu saptandı. Uzmanlar, mikroplastiklerin damar içi iltihaplanmayı tetikleyebileceğini, akciğerlerde ve diğer organlarda birikerek bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Bununla birlikte, mikroplastiklerin uzun vadeli sağlık etkileri henüz tam olarak bilinmiyor ve bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.
Prof. Andreas Daiber: 'Mikroplastik, yeni bir kardiyovasküler risk faktörü olabilir'
Çalışmanın editörlerinden, Almanya'nın Mainz kentindeki Johannes Gutenberg Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Prof. Andreas Daiber, mikroplastiklerin kardiyovasküler hastalıklarla ilişkisine dair artan bilimsel kanıtlara dikkat çekti. Daiber, mikroplastiklerin çevrede hemen her yerde bulunduğunu ve insan vücudunda, özellikle kan, akciğer, plasenta ve anne sütü gibi dokularda tespit edildiğini ifade etti. Önceki araştırmalarda, arter duvarlarında biriken yağlı plaklarda da mikro ve nanoplastik parçacıkların varlığı belirlenmişti. Bu parçacıkların, kalp krizi, inme ve ölüm riskinin artmasıyla bağlantılı olduğu vurgulandı. Daiber, özellikle karotid endarterektomi geçiren hastalarda, damar içinde tespit edilen mikroplastiklerin, miyokard enfarktüsü ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, mikroplastiklerin damar dokusunda iltihaplanma ve oksidatif stres gibi zararlı biyolojik süreçleri tetikleyebileceği, bu nedenle çevresel kirliliğin artık göz ardı edilemeyecek bir kardiyovasküler risk faktörü olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkileri tartışılıyor
Bilim insanları, mikroplastiklerin insan vücuduna solunum, su ve gıda yoluyla kolaylıkla girebildiğini ve hücresel düzeyde biyolojik dokularla etkileşime geçebilecek kadar küçük olabildiklerini ifade ediyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar, mikroplastiklerin kan, akciğer, plasenta ve anne sütü gibi farklı vücut bölgelerinde bulunduğunu gösterdi. Ancak, bu parçacıkların uzun vadede insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında kesin bulgular henüz elde edilemedi. Özellikle kalp krizi geçiren hastalarda, iltihaplanma belirteçlerinin (tümör nekroz faktörü-α ve interlökin-6 gibi) yükseldiği, bunun da mikroplastiklerin bağışıklık sistemi üzerindeki olası etkilerine işaret ettiği bildirildi. Klinik bulgular, plastik kirliliğinin sistemik iltihap ve damar hasarına yol açabileceğini, bu nedenle kardiyovasküler hastalıklarda yeni risk faktörleri arasında yer alabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, çevresel plastik kirliliğinin azaltılması için disiplinler arası ve bütüncül yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu ve bu konuda politika yapıcıların daha etkin önlemler alması gerektiğini belirtiyor.
Çevresel kirliliğe karşı küresel önlem çağrısı
Sonuç olarak, İtalya'da yürütülen bu araştırma, mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair kaygıları artırırken, özellikle kalp krizi gibi ciddi kardiyovasküler olaylarla mikroplastik maruziyeti arasında olası bir bağlantı olduğuna işaret ediyor. Sigara kullanımı ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin, mikroplastiklerin vücuda girişini kolaylaştırdığı ve sağlık risklerini artırdığı belirlenirken, uzmanlar çevresel kirliliğin azaltılmasının yalnızca ekosistemin korunması için değil, aynı zamanda insan sağlığının güvence altına alınması için de hayati önemde olduğunu vurguluyor. Mikroplastiklerin uzun vadeli etkilerini anlamak ve bu riskleri en aza indirmek için daha fazla bilimsel araştırmaya ve küresel çapta etkili önlemlere ihtiyaç duyuluyor.
- Popüler Haberler -
Karar verdiğiniz anda beyinde ne değişiyor?
Kız babası olmak ilişkileri güçlendiriyor! Araştırmaya göre kız çocuğu olan babalar eşlerine daha bağlı
İnsan gıdaları evcil hayvanlara uygun değil! Sofranızdaki lezzetler onlar için zehir olabilir
Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde otomobil uçuruma yuvarlandı: 1 ölü, 1 yaralı
İstanbul Sultangazi'de zincirleme trafik kazası! 5 yaralı
Mersin'in Tarsus ilçesinde trafik kazası, 1 ölü



