ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bilim insanları egzersiz bağımlılığının en önemli belirtilerini açıkladı

Gülistan Yazbaşı - | Son Güncelleme Tarihi:
Bilim insanları egzersiz bağımlılığının en önemli belirtilerini açıkladı

ELTE Eötvös Loránd Üniversitesi'nden Dr. Bhavya Chhabra öncülüğünde yürütülen uluslararası inceleme, egzersiz bağımlılığının sanılandan çok daha nadir görüldüğünü ancak riskli gruplar için ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle dayanıklılık sporcularında ve belirli ülkelerde bağımlılık oranlarının dikkat çekici seviyelere ulaştığını vurguluyor.

ELTE Eötvös Loránd Üniversitesi'nden Dr. Bhavya Chhabra liderliğinde yürütülen yeni bir uluslararası araştırma, egzersiz bağımlılığı konusunu bilimsel veriler ışığında masaya yatırdı. On yılı aşkın süredir yapılan çalışmaları bir araya getiren ekip, egzersiz bağımlılığının toplumda sıkça konuşulmasına rağmen gerçekte nadir görüldüğünü, ancak bazı gruplarda riskin ciddi boyutlara ulaştığını belirledi. Özellikle dayanıklılık sporcuları ve belirli ülkelerdeki egzersiz yapan bireyler, bağımlılık riskiyle karşı karşıya. Araştırma, egzersiz bağımlılığının tanımı, yaygınlığı, risk grupları ve tedavi yaklaşımlarıyla ilgili çarpıcı bulgular sunuyor.

Dr. Bhavya Chhabra: "Egzersiz bağımlılığı çoğu zaman abartılıyor"

Çalışmaya göre egzersiz bağımlılığı, kişinin egzersiz yapma üzerinde kontrolünü kaybetmesiyle tanımlanıyor. Bu noktada bireyler, acı, yorgunluk veya sakatlık gibi olumsuzluklara rağmen egzersize devam ediyor. Dr. Bhavya Chhabra ve ekibi, egzersiz bağımlılığının sanıldığı kadar yaygın olmadığını, hatta çoğu zaman abartıldığını vurguluyor. Bulgular, egzersiz bağımlılığına ilişkin yapılan birçok araştırmanın, risk oranlarını olduğundan yüksek gösterdiğine işaret ediyor. Örneğin, bazı kaynaklarda egzersiz yapanların yüzde 42'sinin bağımlı olabileceği iddia edilirken, 15 ülkede yapılan geniş çaplı bir ankette bu oranın yüzde 9,5 olduğu görülüyor. Gerçek bağımlılık ise yüzde 0,5 gibi oldukça düşük bir oranda seyrediyor. Buna rağmen, bu oran bile yardım arayan binlerce insan anlamına geliyor. Profesör Zsolt Demetrovics, "Egzersizin bir tercih mi yoksa zorunluluk mu olduğu, bağımlılıkla sağlıklı alışkanlık arasındaki en temel ayrımı oluşturuyor" diyerek konunun hassasiyetine dikkat çekiyor.

Dayanıklılık sporcularında egzersiz bağımlılığı riski yükseliyor

Araştırma, egzersiz bağımlılığı riskinin toplumun tüm kesimlerinde eşit dağılmadığını ortaya koyuyor. Dayanıklılık sporcuları, yüzde 14 ile en yüksek risk grubunda yer alıyor. Onları, takım sporcuları, spor salonu müdavimleri ve güç sporlarıyla ilgilenenler takip ediyor. Fakat bu oranlar, spor türüne ve bireysel alışkanlıklara göre değişiklik gösteriyor. Ayrıca, kültürel farklılıklar da önemli bir etken. Örneğin, Hindistan'da egzersiz yapanların yüzde 21,86'sı risk altındayken, bu oran Macaristan'da yüzde 5,38'e düşüyor. Bu çarpıcı fark, toplumsal normlar ve spor kültürünün bağımlılık eğilimleri üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Cinsiyet açısından ise veriler çelişkili; bazı çalışmalar erkeklerde riskin daha yüksek olduğunu belirtirken, bazıları ise cinsiyetler arasında anlamlı bir fark bulamıyor. Araştırmacılar, bireysel sporcuların planlı takım antrenmanlarından ziyade kendi başlarına ek egzersiz yaparken bağımlılık riskinin arttığına dikkat çekiyor.

Profesör Attila Szabo: "Teşhis araçları gerçeği tam yansıtmıyor"

Egzersiz bağımlılığına ilişkin rakamların bu kadar değişken olmasının başlıca nedeni, kullanılan ölçüm araçlarının farklılığı. Profesör Attila Szabo, dünya genelinde 30'dan fazla anket ve değerlendirme formu bulunduğunu, ancak bunlar arasında ortak bir standardın olmadığını belirtiyor. Bu nedenle, birçok kişi yüksek riskli olarak sınıflandırılsa da, bu durumun her zaman gerçek bir bağımlılığa işaret etmediği vurgulanıyor. Yüksek puanlar çoğunlukla tutku, disiplin veya spora olan güçlü bir bağlılıkla açıklanabiliyor. Profesör Szabo, "Son derece motive olmuş sporcular ve düzenli egzersiz yapanlar yanlışlıkla bağımlı olarak etiketlenebilir. Oysa fitnesse olan bağlılık ile bağımlılık arasında net bir ayrım yapmak gerekir" diyerek yanlış sınıflandırmanın önüne geçilmesi gerektiğini savunuyor.

Egzersiz bağımlılığının arkasındaki psikolojik etkenler

Uzmanlar, egzersiz bağımlılığının çoğu zaman yüzeyde görünenin ötesinde psikolojik ve sosyal etkenlere dayandığını belirtiyor. Profesör Zsolt Demetrovics, "Egzersiz çoğu zaman bir keyif değil, stresle başa çıkma aracı olarak kullanılıyor" diyor. Beden imajı, performans baskısı, sosyal çevre ve zihinsel sağlık sorunları, bireyleri aşırı egzersize iten başlıca faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca, egzersiz bağımlılığı sıklıkla yeme bozuklukları ve diğer zorlayıcı davranışlarla birlikte görülüyor. Bu durum, tedavi süreçlerinde çok yönlü bir yaklaşım gerektiriyor. Araştırmacılar, egzersiz bağımlılığının altında yatan nedenlerin anlaşılmasının, hem önleyici hem de iyileştirici stratejiler açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Dikkat edilmesi gereken uyarı işaretleri ve yanlış sınıflandırma riski

İnceleme, egzersiz bağımlılığına işaret eden bazı kritik uyarı işaretlerini de sıralıyor. Acı veya sakatlık halinde egzersiz yapmaya devam etmek, antrenman seanslarını kaçırınca suçluluk ya da kaygı hissetmek ve sürekli olarak dinlenme, sosyal ilişkiler veya sorumluluklar yerine egzersizi ön planda tutmak, bağımlılığın geliştiğini gösteren başlıca belirtiler arasında. Ancak bu işaretler, sağlıklı bir spor alışkanlığı ile patolojik davranış arasındaki sınırın bulanıklaşmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, bu karışıklığın egzersiz bağımlılığına ilişkin tahminlerin şişirilmesine ve sağlıklı alışkanlıkların gereksiz yere patolojik olarak değerlendirilmesine yol açtığını belirtiyor. Profesör Demetrovics, "Bu karmaşa, normal egzersiz davranışının hastalık olarak algılanmasına ve yanlış tedavi yaklaşımlarına neden olabilir" diyerek dikkatli olunması gerektiğini ifade ediyor.

Tedavi seçenekleri ve öneriler: Bilişsel terapi öne çıkıyor

Şu ana kadar egzersiz bağımlılığı için özel bir tedavi yöntemi geliştirilmiş değil. Tıp dünyasında henüz resmi bir teşhis olarak kabul edilmeyen bu durum için en etkili yöntem, bilişsel davranış terapisi olarak öne çıkıyor. Bu terapi, bireylerin sağlıksız düşünce kalıplarını değiştirmesine yardımcı oluyor ve egzersiz bağımlılığının altında yatan psikolojik sorunları hedef alıyor. Ayrıca, farkındalık çalışmaları, egzersizi gönüllü sosyal aktivitelere veya daha sakin hobilere yönlendirmek gibi alternatif yaklaşımlar da umut vadediyor. Uzmanlar, tedavinin amacının kişinin hareket etmeyi tamamen bırakması değil, sağlıklı ve keyifli bir egzersiz rutinine geri dönmesi olduğunu belirtiyor. Bu süreçte, egzersiz bağımlılığı belirtileri gösteren bireylerin erken dönemde profesyonel destek aramaları öneriliyor.

Uzmanlardan "akıllı egzersiz" çağrısı

Egzersiz bağımlılığı, henüz uluslararası tanı kılavuzlarında resmi bir hastalık olarak yer almıyor. Ancak ELTE Eötvös Loránd Üniversitesi ve ortakları, toplumda bu konuda farkındalığın artması gerektiğini savunuyor. Profesör Szabo, "Mesajımız daha az egzersiz yapmak değil, akıllıca egzersiz yapmak. Dinlenme ve iyileşme günlerine zaman ayırmak, performans baskısından çok genel iyilik haline odaklanmak ve egzersiz bir zorunluluk gibi hissetmeye başladığında erken destek aramak büyük önem taşıyor" diyor. Uzmanlar, "daha fazla" kavramının her zaman daha iyi anlamına gelmediğini, sağlıklı kalmanın asıl anahtarının dengede ve bilinçli bir spor alışkanlığı geliştirmek olduğunu hatırlatıyor.

Sonuç olarak, egzersiz bağımlılığı toplumda yaygın bir sorun olarak algılansa da, bilimsel veriler bunun oldukça nadir görüldüğünü gösteriyor. Bununla birlikte, risk altındaki gruplar ve yanlış teşhis olasılığı göz önünde bulundurulduğunda, hem bireylerin hem de sağlık profesyonellerinin konuya bilinçli yaklaşması gerekiyor. Egzersiz bağımlılığı ile sağlıklı bağlılık arasındaki sınırı doğru çizebilmek, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığın korunmasında kritik bir rol oynuyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
egzersiz bağımlılığı spor psikolojisi dayanıklılık sporları sağlıklı yaşam bilişsel terapi