ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

ApoB testi kalp sağlığında yeni dönemi başlatıyor

Özkan Özger - | Son Güncelleme Tarihi:
ApoB testi kalp sağlığında yeni dönemi başlatıyor

Kalp hastalığı riski, geleneksel kolesterol testlerinin ötesinde ApoB testiyle daha hassas biçimde ölçülebiliyor. Uzmanlar, ApoB'nin kalp sağlığı değerlendirmesinde kritik bir gösterge olduğunu vurguluyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Kalp hastalıkları, Türkiye'de ve dünyada en önde gelen ölüm nedenlerinden biri olarak biliniyor. Son yıllarda ise kalp sağlığı risklerinin belirlenmesinde kullanılan testlerde önemli gelişmeler yaşanıyor. Uzmanlar, kolesterol ölçümlerinin ötesine geçilerek, ApoB testiyle kalp hastalığı riskinin çok daha doğru ve kapsamlı biçimde tespit edilebileceğine dikkat çekiyor. Türkiye'deki sağlık otoriteleri de, bu yeni testin özellikle yüksek risk grubundaki bireyler için büyük önem taşıdığını belirtiyor.

ApoB testi nedir ve neden öne çıkıyor?

ApoB testi, tıp literatüründe "apolipoprotein B" olarak bilinen ve kan dolaşımındaki yağların taşınmasında görev alan özel bir proteinin seviyesini ölçüyor. Bu protein, arterleri tıkayabilen tüm kolesterol parçacıklarına bağlanıyor ve onların kan damarlarında birikmesine neden olabiliyor. Kardiyoloji uzmanı Dr. Trent Orfanos, ApoB'nin, kalp hastalığı riskini belirlemede LDL kolesterol testlerinden daha hassas sonuçlar verdiğini ifade ediyor. Çünkü ApoB, yalnızca LDL değil, aynı zamanda VLDL, şilomikron ve lipoprotein(a) gibi diğer zararlı yağ parçacıklarını da kapsıyor. Bu nedenle, ApoB testiyle elde edilen veriler, kalp damarlarında plak oluşumu riskini daha net ortaya koyuyor. Türkiye'de de son dönemde giderek daha fazla hekimin, özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan ya da diğer risk faktörlerine sahip bireylerde ApoB testini tercih ettiği gözleniyor.

Standart kolesterol testleri genellikle LDL ve HDL seviyelerini ölçerken, ApoB testi doğrudan zararlı kolesterol taşıyan parçacıkların toplam sayısını belirliyor. Her bir arter tıkayıcı parçacığın üzerinde yalnızca bir ApoB proteini bulunduğu için, test sonucu ne kadar yüksekse, damar tıkanıklığı riski de o kadar artıyor. Bu sayede, bazı bireylerde LDL seviyesi normal çıksa bile, ApoB yüksekliği nedeniyle gizli kalp hastalığı riski erkenden tespit edilebiliyor. Bu erken uyarı sistemi, hastalığın ilerlemesini önlemek için kritik bir avantaj sağlıyor.

Yüksek ApoB seviyeleri ne anlama geliyor?

ApoB seviyesinin yüksek çıkması, arterlerde plak birikimi ve damar sertliği (ateroskleroz) riskinin arttığını gösteriyor. Bu durum, kalp krizi, inme ve diğer kardiyovasküler hastalıkların ortaya çıkma olasılığını ciddi biçimde yükseltiyor. Ayrıca, insülin direnci, Tip 2 diyabet ve metabolik sendrom gibi hastalıklarla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Kardiyolog Dr. Kimberly Campbell, LDL testlerinin yalnızca kandaki kolesterol miktarını ölçtüğünü, ancak ApoB testinin, bu kolesterolü taşıyan parçacıkların sayısını da ortaya koyduğunu belirtiyor. Parçacık sayısının fazla olması, özellikle küçük ve yoğun LDL parçacıklarının damar duvarına daha kolay sızıp plak oluşturmasına yol açıyor.

Türkiye'de kalp hastalığı riski yaşla birlikte artış gösteriyor. Erkekler genellikle orta yaşlardan itibaren kalp sağlığına daha fazla önem verirken, kadınlarda ise menopoz ve perimenopoz dönemlerinde östrojen seviyelerinin düşmesiyle risk daha da yükseliyor. Ancak, damar tıkanıklığı ve plak oluşumu, çoğu zaman belirti vermeden yıllar boyunca ilerleyebiliyor. Bu nedenle, ApoB testinin erken yaşlarda yapılması, riskli bireylerin zamanında tespit edilmesine ve önleyici tedbirlerin alınmasına olanak tanıyor.

ApoB seviyesini düşürmek için neler yapılmalı?

ApoB seviyesini düşürmek için öncelikle yaşam tarzı değişikliklerine odaklanmak gerekiyor. Uzmanlar, doymuş yağ tüketiminin azaltılmasının en etkili adımlardan biri olduğunu belirtiyor. Özellikle kırmızı etin yağlı kısımlarından kaçınılması, palmiye yağı içeren işlenmiş gıdaların sınırlandırılması ve daha çok balık, baklagiller, kuruyemişler gibi sağlıklı protein kaynaklarının tercih edilmesi öneriliyor. Türkiye'de geleneksel mutfakta sıkça yer alan zeytinyağı, avokado ve çeşitli tohumlar, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin olduğu için kalp sağlığına olumlu katkı sağlıyor.

Lif tüketiminin artırılması da ApoB seviyesinin düşürülmesinde önemli rol oynuyor. Çözünebilir lifler, kolesterol ve zararlı maddeleri bağlayarak vücuttan atılmasına yardımcı oluyor. Yulaf, patates, elma, armut gibi besinler bu açıdan öne çıkıyor. Ayrıca, baklagiller, mercimek ve yaban mersini gibi gıdalar da çözünmez lif kaynağı olarak tavsiye ediliyor. Araştırmalar, özellikle yulafın içerdiği beta-glukanların ApoB seviyesini azaltmada etkili olduğunu gösteriyor. Lif açısından zengin ve dengeli bir beslenme, aynı zamanda magnezyum, B vitamini ve folat gibi damar sağlığı için gerekli mikro besinlerin de alınmasını sağlıyor.

Düzenli fiziksel aktivite ise kalp sağlığının korunmasında vazgeçilmez bir unsur olarak öne çıkıyor. Amerikan Kalp Derneği, haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapılmasını öneriyor. Kardiyo egzersizleriyle birlikte güç antrenmanlarının da dahil edilmesi, hem kilo kontrolüne yardımcı oluyor hem de damar elastikiyetini artırıyor. Türkiye'de de son yıllarda egzersiz bilincinin artması, kalp hastalığı riskinin azaltılmasında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Uyku ve stres yönetimi ApoB seviyesini nasıl etkiler?

Kaliteli uyku ve stresin kontrol altında tutulması, doğrudan ApoB seviyesini düşürmese de kalp sağlığını korumada büyük rol oynuyor. Uzmanlar, yetersiz uykunun ve kronik stresin, vücutta oksidatif stresi artırarak LDL oksidasyonunu tetiklediğini ve damar sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Ayrıca, uyku eksikliği ve stres, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesini de zorlaştırıyor. Türkiye'de iş ve şehir yaşamının getirdiği stres faktörleri göz önüne alındığında, düzenli uyku ve stres yönetimi tekniklerinin uygulanması, kalp hastalıklarının önlenmesinde tamamlayıcı bir unsur olarak öne çıkıyor.

Gerekli durumlarda ise ilaç tedavisi devreye girebiliyor. Statinler, PCSK9 inhibitörleri, ezetimib ve bempedoik asit gibi ilaçlar, ApoB seviyesini düşürmede etkili olarak kullanılıyor. Ancak uzmanlar, ilaçların mutlaka doktor kontrolünde ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulanması gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de sağlık kuruluşları, hastaların tedavi planlarını bireysel risk faktörlerine göre şekillendiriyor.

Normal ApoB seviyesi nedir ve kimler risk altında?

Herkes için geçerli tek bir "normal" ApoB seviyesi bulunmuyor. Ancak uzmanlar, 130 mg/dL ve üzerindeki değerlerin artmış kardiyovasküler riskle ilişkili olduğunu bildiriyor. Özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, daha önce kalp krizi veya inme geçirenler için daha düşük hedefler belirlenebiliyor. Türkiye'de de hekimler, hastaların genel sağlık durumu ve diğer risk faktörlerini dikkate alarak kişiye özel tedavi ve takip programları uyguluyor.

ApoB testi, kalp sağlığı değerlendirmesinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Geleneksel kolesterol testlerinin ötesine geçen bu yöntem, kalp hastalığı riskinin çok daha hassas biçimde belirlenmesine olanak tanıyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin ApoB testi yaptırmasını ve sonuçlara göre yaşam tarzı değişikliklerine öncelik vermesini öneriyor. Türkiye'de de kalp sağlığını korumak ve hastalıkların önüne geçmek için bu yeni yaklaşımın hızla yaygınlaşması bekleniyor.

Sonuç olarak, ApoB testi sayesinde kalp hastalığı riski daha erken ve doğru şekilde tespit edilebiliyor. Yaşam tarzı değişiklikleri, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve gerektiğinde ilaç tedavisi ile ApoB seviyesini kontrol altında tutmak mümkün. Türkiye'de kalp sağlığını korumak isteyen herkesin, bu yeni test ve öneriler hakkında bilinçlenmesi büyük önem taşıyor.


Etiketler:
ApoB testi kalp sağlığı kolesterol kardiyovasküler risk sağlık haberleri