ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Genç nesiller için korkutucu haber! Hızlı biyolojik yaşlanma kanser riskini artırıyor

Özkan Özcan - | Son Güncelleme Tarihi:
Genç nesiller için korkutucu haber! Hızlı biyolojik yaşlanma kanser riskini artırıyor

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, genç nesillerin biyolojik yaşlanma hızında belirgin bir artış yaşadığını ve bu durumun kanser riskini önceki nesillere kıyasla daha erken yaşlarda artırdığını ortaya koydu. Araştırmacılar, biyolojik yaşlanmanın kanser gelişiminde kritik rol oynayabileceğini vurguluyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen yeni bir araştırma, genç nesillerin biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığını ve bu durumun, erken yaşlarda artan kanser vakalarını açıklayabileceğini ortaya koydu. Araştırma, ABD ve Birleşik Krallık'tan on binlerce kişinin sağlık verilerini inceleyerek, biyolojik yaşlanmanın hızlanmasının, 20'li, 30'lu ve 40'lı yaşlarda kanser teşhislerinin artışında önemli bir rol oynadığını gösterdi. Son yıllarda genç yetişkinlerde kanser vakalarının dünya genelinde yükselmesi bilim dünyasında endişe yaratırken, obezite ve çevresel faktörlerin ötesinde, biyolojik yaşlanmadaki hızlanmanın da bu tabloya önemli katkı sunduğu vurgulandı.

Washington Üniversitesi: Genç nesillerde biyolojik yaşlanma hızlandı

St. Louis'deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli bilim insanları, genç nesillerin biyolojik yaşının, önceki kuşaklara kıyasla daha hızlı ilerlediğini belirledi. Araştırmada, kronolojik yaş ile biyolojik yaş arasındaki farkın giderek açıldığı, yani günümüzde 40 yaşında olan bir kişinin biyolojik olarak 40 yıl önceki yaşıtlarından daha yaşlı görünebildiği saptandı. Bu bulgu, özellikle 55 yaşından önce teşhis edilen kanser türlerinde artışın nedenlerini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Bilimsel makaleye göre, gençlerde görülen hızlandırılmış yaşlanma, akciğer, mide-bağırsak ve rahim gibi kanser türlerinin daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Araştırmacılar, biyolojik yaşlanmanın, yalnızca doğum günü sayısından ibaret olmayan, vücudun genel sağlık durumu ve hastalık riskleriyle doğrudan bağlantılı bir faktör olduğunu vurguladı.

Nature Medicine'da yayımlanan araştırma: Kanser riski biyolojik yaşla artıyor

Nature Medicine dergisinde 22 Haziran'da yayımlanan bu kapsamlı çalışmada, araştırmacılar, Birleşik Krallık Biyobankası'ndan 154 bin ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin All of Us Araştırma Programı'ndan 10 binden fazla kişinin sağlık verilerini analiz etti. Elde edilen veriler, biyolojik yaşlanmanın hızlanmasının, erken başlangıçlı katı kanserlerde yüzde 8'lik bir risk artışıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Dahası, en yüksek biyolojik yaşlanma seviyesine sahip bireylerin, en düşük seviyedekilere göre yüzde 15 daha fazla erken başlangıçlı kanser geliştirme riski taşıdığı belirlendi. Araştırmada kullanılan PhenoAge, Klemera-Doubal Yöntemi ve metabolomik yaş puanları gibi bilimsel ölçüm araçlarıyla, vücudun biyolojik olarak ne kadar yaşlandığı hesaplandı. Özellikle bağışıklık sistemi ve yağ dokusunda görülen hızlandırılmış yaşlanmanın, akciğer ve kolorektal kanser riskini ciddi biçimde artırdığı tespit edildi. Uzmanlar, biyolojik yaşlanmanın yalnızca genetik faktörlerle açıklanamayacağını, çevresel ve yaşam tarzı değişikliklerinin de bu süreçte etkili olduğunu belirtti.

Yin Cao: 'Bireysel risk faktörlerinin ötesine bakmamız gerekiyor'

Çalışmanın başyazarı olan Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden moleküler epidemiyolog ve cerrahi ile tıp doçenti Dr. Yin Cao, modern çevrelerin biyolojik yaşlanma üzerindeki etkilerini çözmenin önemine dikkat çekti. Cao, "Son hedefimiz, modern çevrelerin biyolojik olarak nasıl yerleştiğini çözmek ve kanser riskini artıran faktörleri belirleyerek, önlemeyi genel önerilerden bireyselleştirilmiş müdahalelere dönüştürmektir," diyerek, biyolojik yaşlanma ölçümlerinin, kanser riskini daha erken aşamada tespit etmede önemli bir araç olabileceğini ifade etti. Dr. Cao'ya göre, obezite, kötü beslenme, alkol tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı ve çevresel maruziyetler gibi tekil risk faktörlerinin etkisi sınırlı kalırken, bunların toplamının vücutta biyolojik yaşlanmayı hızlandırdığı görülüyor. Bu nedenle, gelecekte biyolojik yaş ölçümleri sayesinde, genç yaşlarda kanser riski taşıyan bireylerin daha erken tarama ve önleyici müdahalelerle korunması mümkün olabilir.

Genç nesillerde hızlandırılmış yaşlanma: Kanser dışında başka hastalıklar da risk altında

Hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın, yalnızca kanser değil, aynı zamanda kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi kronik hastalıkların riskini de artırdığı biliniyor. Araştırmada, özellikle 1965-1974 doğumlu Birleşik Krallık vatandaşlarının, 1950-1954 doğumlulara kıyasla aynı yaşta daha yüksek sistemik yaşlanma seviyeleri gösterdiği belirtildi. ABD'de ise 1990-1999 doğumlular, 1965-1969 doğumlulara oranla çok daha ileri biyolojik yaşlanma belirtileri sergiledi. Bu nesil farkı, gençlerde obezite, metabolik bozukluklar ve yağlı karaciğer hastalığı gibi sorunların da artmasına neden oluyor. Araştırmacılar, diyet, fiziksel aktivite, uyku düzeni, stres ve çevresel maruziyetler gibi modern yaşamın getirdiği değişikliklerin, biyolojik yaşlanma sürecini hızlandırabileceğini düşünüyor.

Kanser riskinin erken tespiti için biyolojik yaş ölçümleri umut vadediyor

Çalışmanın sonuçları, biyolojik yaşlanmanın, kanser riskinin yalnızca genetikle açıklanamayacak kadar karmaşık bir süreç olduğunu ortaya koydu. Özellikle bağışıklık sistemi ve yağ dokusunda hızlanan yaşlanmanın, akciğer ve kolorektal kanser riskini öne çektiği gösterildi. Dr. Yin Cao, "Eğer sağlıklı oldukları dönemde en yüksek kanser riski taşıyan gençleri belirleyebilirsek, önleme ve erken teşhis stratejilerine odaklanabiliriz; bu, erken müdahalelerden en fazla fayda sağlayacak bireyler için olacaktır," diyerek, biyolojik yaş ölçümlerinin kişiye özel önleyici tıp uygulamalarında devrim yaratabileceğini belirtti. Araştırmacılar, gelecekte biyolojik yaşa dayalı kan testlerinin, kanser riskini semptomlar ortaya çıkmadan önce saptayarak, daha erken tarama ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın önüne geçilebileceğini öngörüyor.

Bilim dünyası: Biyolojik yaşlanma ölçümüyle yeni bir önleme dönemi başlayabilir

Kanser Büyük Zorluklar Direktörü David Scott, biyolojik yaşlanmanın doğrudan kanser nedeni olarak gösterilemeyeceğini, ancak modern tıbbın en karmaşık sorularından birine yeni bir bakış açısı sunduğunu dile getirdi. Scott, "Şu anda, dünya genelinde erken başlangıçlı kanserlerin artışını neyin tetiklediğine dair kesin bir yanıtımız yok, ancak bu tür çalışmalar, kanserin yalnızca bireysel hücrelerdeki değişikliklerden değil, vücudun tamamında meydana gelen daha geniş değişikliklerden de etkilenebileceğini göstererek, daha büyük resmi bir araya getirmemize yardımcı oluyor," sözleriyle, biyolojik yaşlanma kavramının önleyici tıp ve halk sağlığı açısından taşıdığı stratejik önemi vurguladı. Bilim insanları, biyolojik yaş ölçümlerinin yaygınlaşmasıyla, genç nesillerin sağlık risklerinin daha erken evrede tespit edilip, kişiye özel müdahalelerle yönetilebileceğini savunuyor.

Sonuç olarak, Washington Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu araştırma, biyolojik yaşlanmanın genç nesillerde kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini artırabileceğini gösterdi. Uzmanlar, gençlerin biyolojik yaşlarını takip etmelerini ve yaşam tarzı seçimlerinde daha bilinçli olmalarını öneriyor. Biyolojik yaşlanma ölçümlerinin önümüzdeki yıllarda kanserin erken teşhisi ve önlenmesinde devrim niteliğinde bir araç olması bekleniyor.


Etiketler:
biyolojik yaşlanma kanser riski genç nesiller Nature Medicine Washington Üniversitesi