Uzmanlar açıkladı! Sürekli üşümenin ardındaki 9 önemli neden

Bazı kişiler, çevrelerindeki herkes sıcakken bile sürekli üşüdüklerini belirtiyor. Uzmanlar, bu durumun arkasında yatan 9 önemli nedeni ve alınabilecek önlemleri detaylı şekilde açıkladı.
Türkiye'de birçok kişi, hava sıcak olsa dahi ellerinin ve ayaklarının sürekli soğuk olmasından şikayet ediyor. Uzmanlar, bu durumun sadece kişisel bir his olmadığını, altında yatan çeşitli sağlık nedenlerinin olabileceğini belirtiyor. Sürekli üşüme hissi, kimi zaman zararsız bir durumken, bazı vakalarda ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor. Peki, sürekli üşümenin ardında hangi nedenler yatıyor ve bu konuda neler yapılmalı? İşte doktorların dikkat çektiği 9 önemli sebep ve öneriler.
Sürekli üşümenin doğal nedenleri ve risk grupları
Sürekli üşüme hissi, bazı bireylerde tamamen doğal bir durum olarak ortaya çıkabiliyor. Juno Medical'dan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aarti Agarwal, herhangi bir tıbbi sorun olmadan da bazı kişilerin çevresindekilere göre daha fazla üşüyebileceğini vurguluyor. Özellikle vücut yüzey alanına oranla kas kütlesi düşük olan bireylerde bu durum daha sık görülüyor. Kaslar, vücudun ısı üretiminde önemli bir rol oynadığı için, kas kütlesi az olan kişilerde vücut, ısıyı korumak amacıyla kan akışını uzuvlardan uzaklaştırabiliyor. Bu da ellerde, ayaklarda ve bazen tüm vücutta soğukluk hissine yol açıyor. Kadınlar ve yaşlılar, genellikle daha düşük kas kütlesine sahip oldukları için, sürekli üşüme riski daha yüksek olan gruplar arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu kişilerin soğuk intoleransı konusunda daha dikkatli olmalarını öneriyor.
Uyku eksikliği ve sirkadiyen ritmin etkisi
Uyku düzeninin bozulması, vücudun sıcaklık kontrol mekanizmasını olumsuz etkileyebiliyor. Bilimsel araştırmalar, ciddi uyku eksikliğinin, bireylerin gün içinde daha sık üşümesine neden olabileceğini gösteriyor. Vücudun biyolojik saati olarak bilinen sirkadiyen ritim, uyku zamanı geldiğinde vücut sıcaklığını düşürüyor. Eğer kişi, vücudunun uyuması gerektiği bir zamanda uyanık kalırsa, normalden daha soğuk hissedebiliyor. Dr. Agarwal, bu nedenle uyku eksikliğinin, sürekli üşüme şikayetlerinin altında yatan önemli bir faktör olabileceğini belirtiyor. Yeterli ve düzenli uyku, vücudun sıcaklık dengesini koruması açısından büyük önem taşıyor.
Kötü dolaşım ve sağlık üzerindeki etkileri
Dolaşım sistemi, vücudun her bölgesine yeterli miktarda kan ve dolayısıyla ısı taşınmasını sağlıyor. Eğer dolaşımda bir aksaklık varsa, özellikle eller ve ayaklar gibi uç bölgelerde soğukluk hissi ortaya çıkabiliyor. Dr. Agarwal, kötü dolaşımın başlıca nedenleri arasında sigara kullanımı, obezite ve bazı kronik hastalıkların bulunduğunu ifade ediyor. Dolaşımı iyileştirmek için düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve sigaradan uzak durmak öneriliyor. Ayrıca, dolaşım bozukluğunun başka bir sağlık sorunu ile ilişkili olup olmadığını anlamak için mutlaka bir doktora başvurulması gerektiği vurgulanıyor. Kötü dolaşım, sadece üşüme ile sınırlı kalmayıp, zamanla daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Hızlı kilo kaybı ve vücut ısısı
Hızlı ve kontrolsüz kilo kaybı, vücudun ısı dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Dr. Agarwal, cilt altı yağ dokusunun, vücudu soğuğa karşı koruyan bir yalıtkan görevi gördüğünü belirtiyor. Kilo kaybı sırasında bu yağ dokusunun azalması, vücudun ısıyı tutma kapasitesini düşürüyor. Ayrıca, kalori alımının ani ve aşırı şekilde azaltılması, metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Bu durum, vücudun enerji tasarrufu yapma eğilimini artırırken, kişinin daha fazla üşümesine yol açabiliyor. Uzmanlar, kilo verme sürecinin sağlıklı ve dengeli bir şekilde planlanması gerektiğini, aksi halde sürekli üşüme gibi yan etkilerle karşılaşılabileceğini ifade ediyor.
B12 vitamini eksikliği ve belirtileri
B12 vitamini, sinir sistemi sağlığı ve DNA üretimi açısından kritik bir öneme sahip. Eksikliği, vücutta birçok farklı belirtiye yol açabiliyor. Özellikle vegan ve vejetaryen beslenenlerde, 50 yaş üstü bireylerde ve sindirim sistemi rahatsızlığı olanlarda B12 eksikliği riski daha yüksek. B12 vitamini eksikliği, yorgunluk, zayıflık, iştah kaybı, kilo kaybı ve megaloblastik anemi gibi sorunlara neden olabiliyor. Bu belirtiler arasında, ellerde ve ayaklarda soğukluk, karıncalanma veya uyuşma da bulunuyor. Türkiye'de de sıkça rastlanan bu eksiklik, sürekli üşüme hissinin altında yatan önemli nedenlerden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, yeterli B12 alımının sağlanması için dengeli beslenmenin ve gerekirse takviye kullanımının önemine dikkat çekiyor.
Hipotiroidizm ve soğuk intoleransı
Tiroid bezinin az çalışması olarak bilinen hipotiroidizm, vücudun enerji kullanımını yavaşlatıyor. Tiroid hormonlarının yetersizliği, metabolizmanın düşmesine ve vücut sıcaklığının azalmasına yol açıyor. Hipotiroidizm, kadınlarda, 60 yaş üstü bireylerde ve bazı otoimmün hastalıklara sahip olanlarda daha sık görülüyor. Bu hastalık, soğuk intoleransı ile birlikte yorgunluk, kilo alma, cilt kuruluğu gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Hipotiroidizmin teşhisi ve tedavisi için mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurulması öneriliyor. Erken tanı, hem sürekli üşüme şikayetlerinin hem de diğer sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde büyük rol oynuyor.
Anemi ve oksijen taşınması
Anemi, vücutta yeterli miktarda sağlıklı kırmızı kan hücresinin bulunmaması durumunda ortaya çıkıyor. Kırmızı kan hücreleri, dokulara oksijen taşımakla görevli olduğu için, anemi durumunda vücudun uç noktalarına yeterli oksijen ulaşamıyor. Bu da özellikle ellerde ve ayaklarda soğukluk hissine neden olabiliyor. Anemi, demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliği, ağır adet dönemleri veya gebelik gibi nedenlerle gelişebiliyor. Türkiye'de kadınlarda ve çocuklarda anemiye sıkça rastlanıyor. Uzmanlar, anemi tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini, beslenme düzeninin ve gerekirse ilaç tedavisinin önemli olduğunu belirtiyor.
Kan damarı hastalıkları ve Raynaud fenomeni
Periferik arter hastalığı (PAD) ve Raynaud hastalığı gibi damar rahatsızlıkları, sürekli üşüme hissinin önemli nedenleri arasında yer alıyor. PAD, damarların daralması veya tıkanması sonucu organlara yeterli kan akışının sağlanamaması ile karakterize ediliyor. Özellikle bacak ve kollarda soğukluk, uyuşma ve ağrı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Raynaud hastalığı ise, genellikle parmaklarda ve ayak parmaklarında soğukluk ve renk değişimi ile ortaya çıkıyor. Soğuk hava veya stres gibi tetikleyiciler, bu hastalığın belirtilerini artırabiliyor. Kadınlar, 30 yaş üstü bireyler ve ailesinde Raynaud hastalığı öyküsü olanlar risk altında bulunuyor. Uzmanlar, bu tür damar hastalıklarının erken teşhis edilmesinin, ileride oluşabilecek ciddi komplikasyonların önüne geçmede etkili olduğunu vurguluyor.
Diyabet ve sinir hasarı
Diyabet, kan şekeri seviyelerinin kontrolsüz şekilde yükselmesiyle karakterize edilen kronik bir hastalık. Tip 1 ve tip 2 diyabet olmak üzere iki ana formu bulunan bu hastalık, sinir uçlarında hasara yol açabiliyor. Özellikle ellerde ve ayaklarda soğukluk, uyuşma ve karıncalanma gibi şikayetler, diyabetin sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Diyabetli bireylerde sinir hasarı, dolaşım bozukluğuna da neden olabiliyor. Türkiye'de diyabet sıklığının giderek arttığı göz önünde bulundurulduğunda, sürekli üşüme şikayetlerinin bu hastalıkla ilişkili olabileceği unutulmamalı. Uzmanlar, diyabetin düzenli takip ve tedavi gerektiren bir hastalık olduğunu, kan şekeri kontrolünün sağlanmasının soğuk intoleransı gibi yan etkileri azaltmada önemli rol oynadığını belirtiyor.
Sürekli üşüme şikayeti olanlara öneriler
Sürekli üşüme hissi yaşayan bireylerin, öncelikle bir sağlık kuruluşuna başvurarak altta yatan nedenlerin araştırılmasını sağlamaları gerekiyor. Dr. Agarwal, soğuk intoleransının çoğu zaman başka belirtilerle birlikte görüldüğünü, bu nedenle detaylı bir tıbbi değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu ifade ediyor. Sağlık açısından herhangi bir sorun tespit edilmezse, yaşam tarzında yapılacak bazı değişikliklerle bu şikayetlerin azaltılması mümkün olabiliyor. Düzenli egzersiz yapmak, kat kat giyinmek, ısıtıcı pedler kullanmak, yeterli uyumak ve dengeli beslenmek, soğuk intoleransının yönetiminde etkili yöntemler arasında yer alıyor. Ayrıca, tütün ve sigara kullanımının azaltılması, hem dolaşım sağlığını iyileştiriyor hem de damar hastalıkları riskini düşürüyor. Uzmanlar, sürekli üşüme şikayetinin ihmal edilmemesi gerektiğini, özellikle kronikleşen vakalarda mutlaka doktora danışılması gerektiğini vurguluyor.
Sonuç: Sürekli üşüme ihmal edilmemeli
Türkiye'de ve dünyada birçok kişi, sürekli üşüme şikayetiyle günlük yaşam kalitesinin düştüğünü belirtiyor. Bu durum, basit bir kişisel özellikten kaynaklanabileceği gibi, ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabiliyor. Sürekli üşüme hissinin altında yatan nedenlerin doğru şekilde tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, hem bireysel sağlığın korunmasında hem de yaşam kalitesinin artırılmasında büyük önem taşıyor. Uzmanlar, bu şikayetle karşılaşan herkesin, vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline başvurmasını öneriyor. Unutulmamalı ki, erken teşhis ve doğru tedaviyle sürekli üşüme şikayetinin önüne geçmek mümkün.
- Popüler Haberler -
Şeker içermeyen tatlandırıcı karaciğer hastalığı riskini artırıyor
Tuvaletlerden yayılan bakteriler diş fırçalarını tehdit ediyor
Chia tohumlu su ve kemik suyu mucize mi, abartı mı?
Cilt yaşlanmasına ve kalp sağlığına beklenmedik çözüm
Doymuş yağlar kalp sağlığını nasıl etkiliyor?
Diyetisyenler magnezyumun bilinmeyen yararlarını açıkladı



