ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Tatlıdan uzak durmak işe yaramıyor mu? Yeni çalışma tartışma yarattı

Özkan Özcan - | Son Güncelleme Tarihi:
Tatlıdan uzak durmak işe yaramıyor mu? Yeni çalışma tartışma yarattı

Hollanda'da yürütülen ve Bournemouth Üniversitesi'nin öncülük ettiği geniş çaplı araştırmada, tatlı tüketimini azaltmanın yetişkinlerde tatlıya olan ilgiyi veya tüketim miktarını değiştirmediği ortaya çıktı. Prof. Katherine Appleton ve ekibi, altı ay boyunca 180 yetişkinin beslenme alışkanlıklarını izleyerek, tatlılık seviyesindeki değişimlerin beklendiği gibi davranışsal sonuçlar yaratmadığını belirledi.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Hollanda'da gerçekleştirilen ve Bournemouth Üniversitesi'nden Prof. Katherine Appleton liderliğinde yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, tatlı tüketimini azaltmanın yetişkinlerin tatlıya olan ilgisini ve tüketimini değiştirmediğini gösterdi. Altı ay süren deneyde, 180 yetişkinin günlük diyetlerindeki tatlılık seviyesi belirgin şekilde azaltıldı, orta düzeye çekildi veya artırıldı. Ancak araştırmacılar, tatlı tüketimindeki bu değişimlerin ne iştahı, ne yeme davranışlarını, ne de sağlık göstergelerini etkilediğini tespit etti. Bu bulgular, tatlıya karşı alınan önlemlerin ve mevcut beslenme politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini gündeme getirdi.

Prof. Katherine Appleton: 'Tatlıya maruziyet alışkanlıkları değiştirmiyor'

Tatlı tüketimi araştırmasında, katılımcılar altı ay boyunca farklı seviyelerde tatlılık içeren yemek planlarına tabi tutuldu. Prof. Appleton ve ekibi, bu süreçte katılımcıların kan ve idrar değerlerini, kahvaltı tercihlerini ve vücut ağırlıklarını düzenli olarak izledi. Tatlılık seviyesi ciddi şekilde azaltılan, orta seviyede tutulan veya arttırılan gruplar arasında, iştah, kilo ve tercih edilen yiyecekler açısından anlamlı bir fark görülmedi. Araştırmada, menü değişikliklerinin katılımcıların tatlıya olan beğenisini ya da seçimini değiştirmediği, dolayısıyla tatlıya maruziyetin alışkanlıkları dönüştürmediği ortaya kondu. Bu sonuç, özellikle tatlı tüketimini kısıtlamaya yönelik kamu politikalarının etkinliğini sorgulattı ve yeni yaklaşımların gerekliliğine işaret etti.

DSÖ'nün şeker uyarılarına rağmen tatlı tüketimi sabit kaldı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), uzun süredir sağlığı korumak için şekerli içeceklerin ve eklenmiş şeker kaynaklarının kısıtlanmasını öneriyor. Ancak bu araştırmada, günlük diyetlerinde tatlılığı azaltan yetişkinlerin, tatlıya olan ilgisinin ve tüketim miktarının değişmediği belirlendi. Katılımcıların, deney süresince tatlıdan uzak kaldıklarında bile, açık büfe kahvaltılarda daha fazla tatlıya yönelmediği gözlendi. Limonata, muhallebi ve kek gibi gıdalarda farklı tatlılık seviyeleri test edildiğinde de, beğeni ve tercih kalıplarında önemli bir değişim olmadı. Araştırmacılar, tanıdık ürünlerin, bireylerin seçimlerinde belirleyici rol oynadığını ve tatlıya olan ilginin alışkanlıklardan kaynaklandığını vurguladı. Bu durum, tatlı tüketimiyle ilgili mevcut rehberliklerin ve tavsiyelerin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirdi.

Şeker ve kalori asıl risk faktörü olarak öne çıktı

Prof. Appleton, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken, tatlı tüketiminin tek başına obezite ya da sağlık sorunlarına yol açmadığını, asıl riskin fazla şeker ve kalori alımından kaynaklandığını belirtti. Araştırmada, şekerin kaynağına bağlı olarak vücutta farklı etkiler yarattığı, örneğin meyvelerin lif ve su içeriğiyle tokluk sağladığı, şekerli içeceklerin ise hızlı kalori yüklemesi yaptığı tespit edildi. Bu nedenle, tatlı tüketimiyle ilgili politikaların, sadece tatlılığı azaltmaya değil, toplam şeker ve kalori alımını sınırlamaya odaklanması gerektiği vurgulandı. Ayrıca, araştırmanın sağlıklı yetişkinler üzerinde yürütülmesi, bulguların çocuklar, obeziteyle yaşayanlar veya diyabet hastaları için doğrudan geçerli olmayabileceği uyarısı yapıldı.

Tatlı tüketimi alışkanlıkları kolay değişmiyor

Araştırmanın sonunda, yapılandırılmış menüler sona erdiğinde katılımcıların eski tatlı tüketim seviyelerine hızla geri döndüğü gözlendi. 180 gönüllüden 163'ü müdahaleyi tamamlarken, 159'u takip sürecinde yer aldı. Bu geri dönüş, insanların sadece inatçı olmadığını, aynı zamanda alışkanlıklarının ve rutinlerinin güçlü bir şekilde etkili olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, politika yapıcıların tatlı tüketimiyle ilgili tavsiyeleri oluştururken insanların köklü alışkanlıklarını göz önünde bulundurması gerektiğine dikkat çekti. Özellikle yetişkinlerde, tatlıya olan beğeninin ve tercihlerin kolayca değişmediği, bu nedenle davranış değişikliği sağlamanın uzun vadeli ve kapsamlı stratejiler gerektirdiği belirtildi.

Yeni politika önerileri ve araştırmanın sınırları

Çalışmanın sonuçları, tatlı tüketimiyle ilgili politika ve rehberliklerin gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, gelecekte yapılacak çalışmalarda çocuklar, obeziteyle yaşayan bireyler ve çok daha tatlı diyetlere sahip grupların da incelenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, sıvı ve katı gıdaların vücutta şeker emilimi üzerindeki farklı etkilerinin de değerlendirilmesi önerildi. Tatlı tüketimiyle ilgili en güçlü bulgu ise yetişkinlerin tatlıya olan beğenisinin ve alışkanlıklarının kısa sürede değişmediği oldu. Bu nedenle, politika yapıcıların, şeker ve kalori alımını azaltmaya yönelik daha gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar geliştirmesi gerektiği ifade edildi.

Sonuç olarak, Hollanda'da yürütülen ve tatlı tüketimi üzerine odaklanan bu kapsamlı araştırma, tatlıya olan ilginin ve tüketim alışkanlıklarının kısa vadede değişmediğini gösterdi. Araştırmacılar, tatlı tüketimini azaltmanın sağlık üzerindeki etkilerinin, toplam şeker ve kalori alımıyla daha yakından ilişkili olduğunu vurguladı. Bu bulgular, beslenme politikalarının ve kamuya yönelik tavsiyelerin yeniden şekillendirilmesi gerektiğine işaret etti.


Etiketler:
tatlı tüketimi Bournemouth Üniversitesi Hollanda şeker beslenme araştırması