ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Beyniniz aç olmadığınızı bildiği hâlde neden yemeğe yöneliyor?

Kubilay Dikmen - | Son Güncelleme Tarihi:
Beyniniz aç olmadığınızı bildiği hâlde neden yemeğe yöneliyor?

Psikologlar, açlık hissetmeden atıştırmanın arkasındaki nedenleri ve beyinle ilişkili otomatik tepkileri ortaya koydu. Türkiye'de de giderek yaygınlaşan bu alışkanlık, duygusal açlık ve yiyecek ipuçlarının etkisiyle kontrolden çıkabiliyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Psikologlar ve beslenme uzmanları, aç olmadan atıştırma isteğinin kökenlerini ve bu davranışın beynimizde nasıl otomatikleştiğini mercek altına aldı. Appetite dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, yiyecek ipuçlarının alışkanlıklar gibi çalıştığını ve çoğu zaman bilinçli kararlarımızdan bağımsız olarak atıştırmaya yöneldiğimizi gösterdi. Konunun uzmanları, özellikle Türkiye'de de yaygınlaşan bu eğilimin, duygusal açlık ve çevresel tetikleyicilerle birleştiğinde tehlikeli bir döngüye dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Thomas Sambrook: 'Beyin otomatik olarak yiyeceğe yöneliyor'

Doç. Dr. Thomas Sambrook, Doğu Anglia Üniversitesi'nde yürüttüğü çalışmada, yiyecek ipuçlarının beyin tarafından öğrenilmiş otomatik tepkilerle yönetildiğini vurguladı. Sambrook, "Çoğu insan aç olmadığını düşünse de, beyin geçmişteki zevkli yeme deneyimlerini hatırlayarak otomatik olarak atıştırmaya yöneliyor" dedi. Bu süreç, özellikle televizyon karşısında ya da sosyal ortamlarda daha da belirginleşiyor. Yani fiziksel açlık hissetmesek bile, çevresel ve duygusal tetikleyiciler, alışkanlık haline gelmiş bir şekilde atıştırmaya sebep olabiliyor. Sambrook, bu tür otomatik tepkilerin öz disiplinle değil, tamamen beyindeki ödül ve motivasyon devreleriyle ilişkili olduğunu belirtti.

Yiyecek ipuçları: Beynin ödül sistemi nasıl çalışıyor?

Beslenme nörobilimcisi Timothy Frie, yiyecek ipuçlarının görsel, kokusal, sosyal veya duygusal uyarıcılar yoluyla beyne sinyal gönderdiğini açıkladı. Özellikle günün belirli saatleri, belirli ortamlar veya birlikte olunan kişiler, beynin ödül-motivasyon yollarını harekete geçiriyor. Frie, "Örneğin, film izlerken patlamış mısır yeme alışkanlığı, beynin o ortamda otomatik olarak yiyecek aramasına yol açıyor" dedi. Bu durum, dopamin salgısını tetikleyerek kişiyi tekrar tekrar aynı davranışa yönlendiriyor. Ayrıca, yiyecek ipuçlarının sadece aşırı yeme değil, yetersiz yeme davranışlarında da etkili olduğu; özellikle nörodivergent bireyler, kronik stres yaşayanlar ve sağlık sorunları olanlarda bu döngünün daha belirgin hale geldiği ifade edildi.

Liza Baker: 'Fiziksel ve duygusal açlık arasındaki farkı ayırt edin'

Sağlık koçu Liza Baker, danışanlarına açlık hissinin fiziksel mi yoksa duygusal mı olduğunu sorgulamayı öneriyor. Baker'a göre, fiziksel açlık yavaşça ortaya çıkar ve doyduğunuzda sona erer. Oysa duygusal açlık aniden başlar, genellikle belirli yiyeceklere yönelir ve yedikten sonra suçluluk veya pişmanlık hissi bırakır. "Duygusal yeme, çoğunlukla stres, sıkıntı veya belirli sosyal ortamlarda tetikleniyor" diyen Baker, bu döngünün bedenin gerçek sinyallerinden uzaklaşmaya yol açtığını belirtti. Türkiye'de de özellikle stresli iş yaşamı ve sosyal baskılar, duygusal açlığı ve kontrolsüz atıştırmayı artırıyor.

Hedonik açlık: Beynin zevk arayışı ve alışkanlık döngüsü

Timothy Frie, açlığın iki temel türü olduğunu belirtiyor: homeostatik ve hedonik açlık. Homeostatik açlık, vücudun enerji ihtiyacına yanıt verirken, hedonik açlık tamamen zevk ve ödül arayışıyla ortaya çıkıyor. Beynin amigdala, hipokampus ve striatum bölgeleri, tanıdık yiyecek ipuçlarıyla karşılaştığında ödül beklentisi oluşturuyor ve bu da kişiyi aç olmasa bile yemeğe yönlendiriyor. Özellikle yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler, dopamin salgısını artırarak bu alışkanlığı güçlendiriyor. Türkiye'de artan hazır gıda ve atıştırmalık tüketimi, bu döngünün daha da yaygınlaşmasına neden oluyor.

Christine Ruberti-Bruning: 'Açlık ve tokluk sinyalleri karışabiliyor'

Lisanslı terapist Christine Ruberti-Bruning, binge-yeme bozukluğu yaşayan bireylerin açlık ve tokluk sinyallerini ayırt etmekte zorluk çektiğini vurguladı. Ruberti-Bruning, "Bazı kişiler bedenlerinden gelen sinyalleri algılayamıyor, bazıları ise duygusal sıkıntılarını yatıştırmak için yiyeceğe yöneliyor" dedi. Açlık ve tokluk ipuçlarının karışması, özellikle diyet yapan veya kalori kısıtlaması uygulayanlarda daha sık görülüyor. Bu durum, döngüsel olarak aşırı yeme davranışını tetikliyor ve kişinin yeme deneyiminden kopmasına yol açıyor.

Uzmanlardan öneriler: Yiyecek ipuçlarıyla başa çıkmanın yolları

Yiyecek ipuçlarının etkisini azaltmak için uzmanlar bir dizi strateji öneriyor. Öncelikle, açlığın kaynağını belirlemek ve gerçekten fiziksel bir ihtiyaç olup olmadığını sorgulamak gerekiyor. Frie, "Yemek yeme isteğinizin hangi ortamlarda, hangi duygularla ortaya çıktığını analiz edin" tavsiyesinde bulundu. Ruberti-Bruning ise, kişinin kendine "Tokluk ipuçlarını aşan ne oldu? Gün boyunca yeterli besin aldım mı?" gibi soruları sormasının önemli olduğunu belirtti. Ayrıca, dürtü ortaya çıktığında kısa bir süre beklemek, yoğun isteğin azalmasına yardımcı olabiliyor. Uzmanlar, çevresel tetikleyicileri azaltmak için yiyeceklerin saklanma biçimini değiştirmeyi, dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmayı ve beslenme ortamını düzenlemeyi öneriyor. Türkiye'de de özellikle iş yerlerinde ve evde yiyeceklere kolay erişimin bu döngüyü güçlendirdiği vurgulanıyor.

Farkındalıkla yeme: Yiyecek ipuçlarına karşı bilinçli yaklaşım

Christine Ruberti-Bruning, farkındalıkla yeme alışkanlığının, yiyecek ipuçlarının etkisini azaltmada önemli bir rol oynadığını söyledi. Masada, televizyon veya telefon gibi dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan yemek yemek, kişinin yeme deneyimine odaklanmasını sağlıyor. Yiyeceğin dokusu, tadı ve sıcaklığına odaklanmak, bedensel sinyallerin daha iyi algılanmasına yardımcı oluyor. Uzmanlar, bu yaklaşımın özellikle aşırı yeme eğilimi olan bireylerde olumlu sonuçlar verdiğini belirtiyor. Türkiye'de de farkındalıkla yeme eğitimlerinin yaygınlaşması, atıştırma alışkanlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak, psikologlar ve beslenme uzmanları, aç olmadan atıştırmanın temelinde yatan yiyecek ipuçlarının ve duygusal tetikleyicilerin gücüne dikkat çekiyor. Özellikle modern yaşamın getirdiği stres, sosyal baskılar ve kolay erişilebilir atıştırmalıklar, bu alışkanlığın yaygınlaşmasına neden oluyor. Uzmanlar, yiyecek ipuçlarını tanımak, açlık türlerini ayırt etmek ve farkındalıkla yeme alışkanlığını geliştirmek için toplumsal düzeyde bilinçlendirme çalışmalarının önemini vurguluyor. Türkiye'de de bu konuda atılacak adımlar, sağlıklı yeme davranışlarının yerleşmesine katkı sunabilir.


Etiketler:
atıştırma yiyecek ipuçları duygusal açlık psikoloji yeme alışkanlıkları