ANASAYFA
RAMAZAN
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Şeker tüketiminde büyük hata! Sağlığınız tehlikede olabilir

Fatih Coşgun - | Son Güncelleme Tarihi:
Şeker tüketiminde büyük hata! Sağlığınız tehlikede olabilir

Türkiye'de şeker tüketimi giderek artarken, uzmanlar şekerin vücut üzerindeki etkilerine karşı uyarıyor. Şekerin doğru zamanda ve doğru miktarda tüketilmesinin önemi vurgulanıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Türkiye'de son yıllarda şeker tüketimi ciddi oranda yükselirken, uzmanlar bu artışın sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Şekerin vücuda nasıl etki ettiğini ve aşırı tüketimin hangi riskleri beraberinde getirdiğini anlamak, sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Şekerin tadına olan düşkünlüğümüzün evrimsel kökenleri olsa da, günümüzde kolay ulaşılabilirliği ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle bu alışkanlık sağlığımızı tehdit ediyor. Doğru miktarda ve uygun zamanlarda şeker tüketmek, vücudun dengesini korumak açısından kritik bir rol oynuyor.

Şekerin vücutta yarattığı değişimler

Şeker tüketildiğinde vücutta bir dizi biyokimyasal reaksiyon başlar. Şekerin ağızda tatlılığı hissedildiği anda, beyin hızlı bir enerji kaynağı olarak algılar ve ödül sistemini devreye sokar. Bu süreçte dopamin adı verilen mutluluk hormonu salgılanır ve bireyde keyifli bir his oluşur. Ancak herkesin şeker algısı aynı değildir. 2015 yılında yapılan bir araştırmada, tek yumurta ikizlerinin tatlıya karşı duyarlılıklarının, iki yumurta ikizleri veya kardeşlere göre daha benzer olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgu, genetik faktörlerin şeker algısında yaklaşık yüzde 30 oranında etkili olduğunu gösteriyor. Fakat genetik yatkınlıkların, kişinin ne kadar şeker tüketeceği üzerinde ne kadar belirleyici olduğu ise hâlâ net değil.

Şekerin vücutta yarattığı etki, alınan şekerin türüne göre de değişiklik gösterir. Sofra şekeri, tatlılar ve nişastalı karbonhidratlardan alınan glikoz ile meyve ve meyve sularında bulunan fruktoz, vücutta farklı yollarla işlenir. Glikoz, pankreası insülin salgılamaya teşvik eder ve bu hormon sayesinde glikoz kaslarda veya karaciğerde glikojen olarak depolanır ya da yağa dönüştürülür. Fruktoz ise insülin salınımına yol açmaz; doğrudan karaciğere iletilir ve burada glikojen veya aşırı tüketildiğinde yağ haline gelir. Her iki şeker türünün de aşırı tüketimi, kandaki trigliserit seviyesini artırabilir. Trigliseritler enerji için gereklidir, ancak yüksek seviyeleri kalp hastalığı, inme ve pankreatit riskini yükseltir. Özellikle fruktoz, yağlı karaciğer sendromu riski taşıyanlar için daha büyük bir tehdit oluştururken, glikoz ise insülin düzenleme problemi yaşayan bireylerde sorun yaratır. Hangi şeker türünün daha zararlı olduğu ise kişinin yaşam tarzı ve genetik yapısına bağlı olarak değişir.

Şeker tüketiminin sağlık üzerindeki uzun vadeli etkileri

Uzmanlar, aşırı ve sürekli insülin artışlarının vücutta iltihaplanma seviyesini yükseltebileceğini belirtiyor. Normalde vücutta iltihaplanma doğal bir süreçtir; ancak bu durum sık tekrarlandığında ve aşırıya kaçtığında, kronik sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Şekerin çocukların davranışlarını veya bilişsel performansını olumsuz etkilediğine dair yaygın bir inanış bulunsa da, 1995 yılında yapılan bir meta-analiz, şekerin çocukların davranışları üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur. Ebeveynlerin bu konudaki inançlarının ise daha çok beklenti ve toplumsal ilişkilere dayandığı belirtiliyor. 2019 yılında yapılan başka bir meta-analiz ise, karbonhidratların -şeker dahil- ruh halini iyileştirici bir etkisi olmadığını, aksine ilk saat içinde yorgunluk ve düşük uyanıklık ile bağlantılı olduğunu göstermiştir.

Şeker tüketiminin ardından yaşanan insülin zirvesi sonrası, vücutta bir düşüş meydana gelir. Uzmanlar, bu düşüşün kişide açlık hissini artırdığını ve bir sonraki öğünde ortalama 80 kalori, gün boyunca ise toplamda 320 kalori daha fazla tüketilmesine yol açtığını belirtiyor. Özellikle sadece karbonhidrat içeren bir kahvaltı yapmak, günün ilerleyen saatlerinde daha fazla yemek yeme isteğine sebep olabilir. Bu nedenle, şekerin miktarı kadar, ne zaman ve neyle birlikte tüketildiği de önem taşır. Sabah saatlerinde insülin duyarlılığı daha yüksek olduğu için, kan şekeri yanıtı daha olumlu olur. Ayrıca, şekerin sağlıklı yağlar ve proteinlerle birlikte alınması, vücudun bu şekeri daha iyi işlemesini sağlar. Son dönemde sosyal medyada popülerleşen 'glikoz yanıtını düzleştirme' uygulamalarının ise gereksiz olduğu, çünkü yemek sonrası kan şekerinde artışın normal bir fizyolojik yanıt olduğu vurgulanıyor. Burada önemli olan, bu artışın aşırıya kaçmamasıdır.

Türkiye'de şeker tüketim alışkanlıkları ve öneriler

Türkiye'de yapılan araştırmalar, toplumun büyük bir kısmının günlük olarak şekerli atıştırmalıklar tükettiğini ortaya koyuyor. Ağız Sağlığı Vakfı'nın yayımladığı son çalışmaya göre, Türkiye'de bireylerin yüzde 84'ü günde en az bir şekerli atıştırmalık yiyor ve yüzde 79'u ise günde üçe kadar şekerli ürün tüketiyor. Bu oranlar, ihtiyacımızdan çok daha fazla şeker aldığımızı gösteriyor. Uzmanlar, şekerin tamamen hayatımızdan çıkarılması gerekmediğini, ancak ölçülü ve dengeli bir şekilde tüketilmesinin sağlık açısından daha uygun olduğunu belirtiyor. Özellikle şekerin günün geç saatlerinde değil, sabah veya öğle saatlerinde ve lif, sağlıklı yağ ya da proteinle birlikte alınması öneriliyor. Böylece hem kan şekeri dengesi korunuyor hem de aşırı kalori alımının önüne geçiliyor.

Şeker yerine tatlandırıcı kullanımı ise sanıldığı kadar masum olmayabilir. Bir dönem yapay tatlandırıcıların insülin seviyesini yükseltebileceği veya açlık hormonlarını etkileyebileceği düşünülse de, bu iddialar bilimsel olarak doğrulanmamıştır. Ancak, son araştırmalar bazı tatlandırıcıların ağız ve bağırsak mikrobiyomunu etkileyebileceğine işaret ediyor. Bu etkilerin uzun vadede kan basıncı, insülin direnci ve vücut ağırlığı gibi sağlık göstergeleri üzerinde nasıl bir rol oynayacağı ise henüz tam olarak bilinmiyor. Ayrıca, bazı tatlandırıcıların vücutta fruktoza dönüşerek normal şekerle benzer etkiler yaratabileceği de yakın zamanda ortaya konmuştur. Bu nedenle, tatlandırıcıların şekerin yerini tamamen alabileceği düşüncesi yanıltıcı olabilir.

Şeker tüketiminde denge ve bilinçli tercihler

Şekerin insan evrimi boyunca enerji kaynağı olarak önemli bir rol oynadığı biliniyor. Ancak günümüzde, atalarımıza kıyasla çok daha kolay ulaşılabilir olması ve fiziksel aktivitenin azalması, şekerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini artırıyor. Uzmanlar, şekerin ölçülü tüketilmesinin ve beslenme düzeninin lif, sağlıklı yağlar ve proteinlerle desteklenmesinin, vücut dengesini korumada önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, şeker tüketimiyle ilgili toplumsal alışkanlıkların ve yanlış inanışların da gözden geçirilmesi gerekiyor. Bilinçli tercihler yapmak, hem kısa vadede hem de uzun vadede sağlığın korunmasına katkı sağlıyor.

Sonuç olarak, şeker tüketimi konusunda toplumun bilinçlendirilmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi büyük önem taşıyor. Şekerin tamamen hayatımızdan çıkarılması gerekmese de, aşırıya kaçmadan, doğru zaman ve miktarda tüketilmesi, sağlığın korunmasında temel bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye'de artan şeker tüketimiyle birlikte, uzmanların önerilerine kulak vermek ve dengeli beslenmeye özen göstermek, uzun vadede sağlıklı bir yaşamın anahtarı olabilir.


Etiketler:
şeker beslenme sağlık şeker tüketimi vücut etkileri