ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Kızamık ölümleri azalıyor ama vakalar neden hızla yükseliyor?

Özkan Özcan - | Son Güncelleme Tarihi:
Kızamık ölümleri azalıyor ama vakalar neden hızla yükseliyor?

Dünya Sağlık Örgütü'nün son raporuna göre, küresel çapta kızamık ölümleri son 24 yılda büyük oranda azalsa da, kızamık vakalarında kayda değer bir artış yaşanıyor. Özellikle çocuklar arasında hızla yayılan kızamık, aşılamanın önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Son yıllarda dünya genelinde kızamık vakalarında gözle görülür bir artış yaşanırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayımlanan yeni rapor, hastalığın küresel seyrine dair çarpıcı veriler ortaya koydu. 2000 yılından bu yana uygulanan yaygın aşı programları sayesinde kızamık ölümlerinde %88 oranında bir azalma kaydedildi. Bu süreçte yaklaşık 59 milyon kişinin hayatı, kızamık aşısı sayesinde kurtarıldı. Ancak, 2024 yılı itibarıyla kızamık vakalarında ciddi bir yükseliş dikkat çekiyor. Özellikle 5 yaş altı çocuklar arasında yaygın olan bu hastalık, aşı ile önlenebilir olmasına rağmen, dünya genelinde her yıl binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor.

Kızamık ölümlerinde düşüş, vakalarda artış

DSÖ verilerine göre, 2024 yılında kızamık nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 95 bin civarında oldu. Bu rakam, 2000 yılından bu yana kaydedilen en düşük yıllık ölüm sayılarından biri olarak öne çıkıyor. Yine de, kızamık gibi etkili ve düşük maliyetli bir aşı ile önlenebilen bir hastalıktan kaynaklanan her ölüm, sağlık otoriteleri tarafından kabul edilemez olarak değerlendiriliyor. Ölümlerdeki bu azalmaya rağmen, kızamık vakalarının sayısı endişe verici biçimde artıyor. 2024'te tahmini olarak 11 milyon kişi kızamık enfeksiyonu geçirdi. Bu sayı, 2019'daki pandemi öncesi seviyelere göre yaklaşık 800 bin daha fazla. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, kızamığın dünyanın en bulaşıcı virüslerinden biri olduğunu vurgulayarak, toplumsal bağışıklıkta oluşan her boşluğun hastalığın yayılmasına zemin hazırladığını belirtti. Ghebreyesus, tüm çocukların aşılanması halinde kızamık salgınlarının önlenebileceğini ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılabileceğini ifade etti.

Bölgesel farklılıklar ve aşılamanın rolü

Küresel ölçekte kızamık vakalarındaki artış, bölgesel olarak farklılık gösteriyor. 2024 yılında, DSÖ Doğu Akdeniz Bölgesi'nde kızamık vakaları 2019'a göre %86 oranında arttı. Avrupa Bölgesi'nde bu artış %47, Güneydoğu Asya Bölgesi'nde ise %42 olarak kaydedildi. Buna karşılık, Afrika Bölgesi'nde kızamık vakalarında %40, ölümlerde ise %50'lik bir azalma yaşandı. Uzmanlar, bu olumlu tablonun artan aşılama oranlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Ancak, kızamık vakalarındaki artış, özellikle sağlık hizmetlerine ve beslenmeye daha iyi erişimi olan ülkelerde, ölüm oranlarını düşük tutsa da, hastalığın yol açtığı körlük, zatürre ve ensefalit gibi ciddi komplikasyonlar riskini beraberinde getiriyor. Kızamık, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar için hayati tehlike oluşturabiliyor.

Aşılamada yeterli kapsama ulaşılamadı

2024 yılı itibarıyla, dünya genelinde çocukların yaklaşık %84'ü kızamık aşısının ilk dozunu, yalnızca %76'sı ise ikinci dozunu alabildi. DSÖ ve UNICEF'in tahminlerine göre, bu oranlar geçen yıla göre kısmi bir iyileşme gösterse de, toplumsal bağışıklığın sağlanabilmesi için yeterli değil. DSÖ'nün önerdiği iki doz kızamık aşısında en az %95'lik bir kapsama oranı gerekiyor. Ancak, halen 30 milyondan fazla çocuk kızamığa karşı tam olarak korunmuş değil. Bu çocukların üçte ikisi, çoğunlukla Afrika ve Doğu Akdeniz bölgelerinde, kırılgan ve çatışma ortamlarında yaşıyor. Aşılamanın yetersiz olduğu bu bölgeler, kızamık salgınlarının en yoğun görüldüğü alanlar olarak öne çıkıyor.

Kızamık salgınları ve sağlık sistemlerinin zayıflığı

DSÖ'nün yayımladığı Aşılama Gündemi 2030 Ara Dönem Değerlendirmesi, kızamığın aşılama oranları düştüğünde ilk yeniden ortaya çıkan hastalıklardan biri olduğunu gösteriyor. 2024 yılında, dünya genelinde 59 ülke büyük veya yıkıcı kızamık salgınları bildirdi. Bu sayı, 2021'deki salgın bildiren ülke sayısının neredeyse üç katı. COVID-19 pandemisinin etkisiyle aşı programlarında yaşanan aksamalar, salgınların artmasına zemin hazırladı. 2024'te Amerika kıtası dışındaki tüm bölgelerde en az bir ülke büyük bir kızamık salgını yaşadı. 2025 yılı itibarıyla ise Amerika kıtasındaki birçok ülke de salgınlarla mücadele etmeye başladı. Bu durum, kızamık aşısının küresel sağlık sistemlerindeki zayıflıkları gözler önüne serdiğini ve IA2030 hedeflerine ulaşmayı tehdit ettiğini ortaya koyuyor.

Laboratuvar izleme ve finansman sorunları

Kızamık salgınlarının takibi ve kontrolü için laboratuvar izleme çalışmaları büyük önem taşıyor. 2024 yılında, Küresel Kızamık ve Kızamıkçık Laboratuvar Ağı'na (GMRLN) bağlı 760'tan fazla laboratuvar, bir önceki yıla göre %27 artışla 500 binden fazla örnek test etti. Bu gelişme, ülkelerin salgınları daha hızlı tanımlamasına ve yanıt vermesine yardımcı oldu. Ancak, GMRLN ve ulusal aşı programlarında yaşanan finansman kesintileri, bağışıklıkta oluşan boşlukların büyümesine ve önümüzdeki yıllarda daha fazla salgın yaşanmasına yol açabilir. Uzmanlar, sürdürülebilir yerel finansman sağlanmasının ve yeni ortaklıkların kurulmasının, kızamıktan arınmış bir dünya hedefi için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Kızamık vakalarındaki artış, küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Aşılamanın yaygınlaştırılması ve finansal sürdürülebilirliğin sağlanması, hem kızamık ölümlerinin hem de salgınların önlenmesinde belirleyici rol oynayacak gibi görünüyor. DSÖ ve diğer sağlık otoriteleri, tüm çocukların kızamık aşısı ile korunmasının, hastalığın tamamen ortadan kaldırılması yolunda en büyük adım olduğunun altını çiziyor.


Etiketler:
kızamık aşı DSÖ salgın çocuk sağlığı