ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Hepimizin her gün probiyotik alması gerekiyor mu?

Avustralya'nın Sydney kentinde kronik hastalıklar üzerine çalışan epidemiyolog Dr. Gideon Meyerowitz-Katz, probiyotik takviyelerinin yaygın kullanımı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Probiyotiklerin gerçekten işe yarayıp yaramadığına dair bilimsel verileri değerlendiren Meyerowitz-Katz, özellikle büyük çaplı araştırmaların sonuçlarına dikkat çekti.

Duygu Göktürk - | Son Güncelleme Tarihi:
Hepimizin her gün probiyotik alması gerekiyor mu?

Son yıllarda hem market raflarında hem de sosyal medya platformlarında sıkça karşılaşılan probiyotik takviyeleri, sağlık iddialarıyla gündemde kalmaya devam ediyor. Avustralya'nın Sydney kentinde görev yapan epidemiyolog Dr. Gideon Meyerowitz-Katz, probiyotiklerin günlük kullanımı konusunda önemli uyarılarda bulundu. Dr. Meyerowitz-Katz, probiyotiklerin bağırsak sağlığından bağışıklık sistemine kadar birçok alanda mucizevi faydalar sunduğu yönündeki yaygın inançların, bilimsel araştırmalar ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle büyük ölçekli klinik denemelerin ve sistematik incelemelerin sonuçlarını paylaşan uzman, probiyotiklerin vaat ettiği etkilerin çoğunun bilimsel olarak güçlü bir şekilde desteklenmediğine dikkat çekti.

Dr. Gideon Meyerowitz-Katz: 'Probiyotikler için kanıtlar zayıf'

Probiyotiklerin genellikle bağırsaklarda doğal olarak bulunan faydalı bakteri türlerini içerdiğini belirten Dr. Meyerowitz-Katz, bu bakterilerin sağlık üzerindeki etkilerinin sanıldığı kadar net olmadığını ifade etti. Örneğin, bifidobakteri seviyesinin yüksek olmasının obezite riskini azaltabileceği veya laktobasillusun düşük seviyelerde olmasının kalp krizi riskini artırabileceği yönünde gözlemler bulunsa da, bu ilişkilerin doğrudan nedensellik göstermediğine işaret etti. Probiyotiklerin bağırsak mikrobiyomunu olumlu yönde değiştirebileceği fikri cazip görünse de, insan bağırsaklarının son derece karmaşık yapısı nedeniyle tek bir bakteri türü eklemenin beklenen faydayı sağlamadığını söyledi. Dr. Meyerowitz-Katz, "Bir sunumda, probiyotiklerin Amazon ormanına 10.000 ağaç bırakmak gibi olduğunu duydum. Bu, karmaşık bir ekosistemde tek bir müdahaleyle tüm sorunların çözüleceğini varsaymak anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Ayrıca, probiyotiklerle ilgili yapılan araştırmaların çoğunun düşük kalitede olduğunu ve bu nedenle sonuçların güvenilirliğinin tartışmalı olduğunu belirtti.

Büyük araştırmalar: Probiyotikler beklenen faydayı sağlamıyor

Dr. Meyerowitz-Katz, probiyotiklerin etkisini inceleyen büyük ölçekli araştırmalara dikkat çekti. 2021 yılında yapılan ve soğuk algınlığının önlenmesi üzerine gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmada, probiyotik kullananlar ile plasebo alanlar arasında hastalığın şiddeti açısından anlamlı bir fark bulunmadı. Egzama tedavisinde de benzer şekilde, probiyotiklerin belirgin bir yararı olmadığı ortaya kondu. Ayrıca, erken doğan bebeklerde probiyotik kullanımını inceleyen ve 618 bebeği kapsayan büyük bir denemede de herhangi bir fayda tespit edilmedi. Enfeksiyöz ishalin önlenmesi amacıyla 2020 yılında yapılan ve 12.000'den fazla katılımcının dahil olduğu 82 çalışmalık sistematik incelemede ise, probiyotiklerin anlamlı bir yarar sağlamadığı sonucuna ulaşıldı. Dr. Meyerowitz-Katz, probiyotiklerin en çok yarar sağlaması beklenen alanlarda bile, mevcut kanıtların umut verici olmadığını belirtti.

Potansiyel riskler ve akademik tartışmalar gündemde

Uzman, probiyotik takviyelerinin sadece etkisiz olmakla kalmayıp, bazı durumlarda istenmeyen sonuçlara da yol açabileceğine dikkat çekti. 2021 yılında yayımlanan bir Cochrane incelemesinde, gebelikte yüksek kan şekeri (gestasyonel diyabet) riskinin azaltılması amacıyla probiyotik kullanımı incelendi. Bu çalışmada, probiyotiklerin preeklampsi riskini artırabileceğine dair bulgulara rastlandı. Ayrıca, gestasyonel diyabet tanısı almış kadınlarda probiyotiklerin olası faydalarını gösteren bazı veriler bulunsa da, bu çalışmaların çoğunun bilimsel bütünlük açısından sorunlu olduğu ve geri çekilmiş araştırma gruplarından geldiği ortaya çıktı. Dr. Meyerowitz-Katz, probiyotiklerle ilgili yapılan birçok klinik denemenin akademik suistimallere açık olduğunu ve bu nedenle elde edilen sonuçların temkinli değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

'Probiyotik' tanımının belirsizliği kafa karıştırıyor

Dr. Meyerowitz-Katz, probiyotiklerin tanımının oldukça geniş ve belirsiz olduğunu belirtti. Farklı bakteri türlerini içeren birçok ürün "probiyotik" etiketiyle sunulsa da, bu ürünlerin içerik ve etki bakımından büyük farklılıklar gösterdiğini söyledi. Bazı uzmanlar, belirli bir bakteri dengesinin sağlanmasının önemli olduğunu savunsa da, şu ana kadar hangi kombinasyonun en etkili olduğuna dair net bir bilgi bulunmuyor. Ayrıca, probiyotiklerin kişiye özel olarak uyarlanması gerekebileceği, ancak bu konuda yeterli araştırma yapılmadığı ifade edildi. Dr. Meyerowitz-Katz, "Şu ana kadar, probiyotiklerin hangi sağlık sorunlarında kesin olarak etkili olduğunu gösteren güçlü veriler yok" dedi. Özellikle antibiyotikle ilişkili ishal gibi bağırsak sağlığıyla doğrudan ilgili durumlarda bazı olumlu etkiler gözlenmiş olsa da, diğer sağlık sorunları için güçlü bilimsel destek bulunmadığını aktardı.

Probiyotik içeren gıdalar ve takviyeler arasındaki farklar

Dr. Meyerowitz-Katz, yoğurt, kimchi ve lahana turşusu gibi doğal olarak probiyotik içeren gıdaların tüketilmesinin genellikle güvenli olduğunu ve damak zevkine katkı sağlayabileceğini belirtti. Bu tür gıdaların, sağlığı iyileştirmek isteyen bireyler için zararlı olmadığını, hatta bazı durumlarda faydalı olabileceğini söyledi. Ancak, probiyotik takviyeleri şeklinde sunulan hap, toz ve karışımların etkisi konusunda bilimsel kanıtların yetersiz olduğunu vurguladı. Özellikle, bu takviyelerin genel sağlık üzerinde büyük bir fark yaratmayacağına dair araştırma sonuçlarının oldukça açık olduğunu ifade etti. Dr. Meyerowitz-Katz, "En kötü ihtimalle, probiyotik içeren gıdalar yeni tatlar keşfetmenizi sağlar. Ancak, takviye olarak sunulan ürünlerin sağlığınıza büyük katkı sağlayacağına dair güçlü bir kanıt yok" şeklinde konuştu.

Sonuç: Probiyotik takviyeleri için bilinçli karar şart

Dr. Gideon Meyerowitz-Katz'ın değerlendirmeleri, probiyotik takviyelerinin mucizevi faydalar sunduğu yönündeki iddiaların bilimsel olarak güçlü bir zemine dayanmadığını gösteriyor. Özellikle büyük ölçekli ve güvenilir araştırmalar, probiyotiklerin çoğu sağlık sorununda beklenen etkiyi göstermediğine işaret ediyor. Uzman, probiyotik içeren doğal gıdaların tüketilmesinin zararlı olmadığını, ancak takviye ürünleri kullanmadan önce bilimsel verilerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Sağlık alanında bilinçli ve kanıta dayalı kararlar almak isteyenler için, probiyotiklerin etkisi konusunda güncel bilimsel çalışmaları takip etmek büyük önem taşıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
probiyotik bağırsak sağlığı Dr. Gideon Meyerowitz-Katz bilimsel araştırma sağlık