ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Görme kaybına karşı gözün kullandığı doğal savunma ortaya çıktı

Scripps Araştırma Enstitüsü öncülüğünde yürütülen kapsamlı bir araştırmada, erusamid adlı doğal bir molekülün retinal dejenerasyon ve ilerleyici görme kaybına karşı önemli bir savunma mekanizması sunduğu ortaya çıktı. Bu buluş, özellikle retinal hastalıkların tedavisinde yeni umutların kapısını aralıyor.

Deniz Zeybek - | Son Güncelleme Tarihi:
Görme kaybına karşı gözün kullandığı doğal savunma ortaya çıktı

Scripps Araştırma Enstitüsü, UC San Diego ve Lowy Tıbbi Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilen yeni bir araştırma, göz sağlığı alanında çığır açan bir gelişmeye imza attı. 19 Haziran 2026'da Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları erusamid adlı doğal bir molekülün, retinanın ilerleyici görme kaybına yol açan hastalıklara karşı kendi koruyucu yanıtını harekete geçirdiğini gösterdi. Preklinik modeller üzerinde yürütülen deneylerde, erusamid seviyelerinin fotoreseptör hücrelerin ölümüyle birlikte azaldığı, ancak bu molekülün yeniden retinaya sağlanmasıyla dokunun stabilitesinin arttığı ve dejenerasyonun bazı etkilerinin yavaşlatıldığı tespit edildi. Bu bulgu, retinanın yalnızca pasif bir şekilde bozulmadığını, aynı zamanda aktif olarak hasara karşı bir savunma geliştirdiğini ortaya koydu.

Martin Friedlander: 'Erusamid, retinanın savunma sistemini harekete geçiriyor'

Çalışmanın kıdemli yazarlarından Scripps Araştırma Enstitüsü profesörü Martin Friedlander, erusamid'in retinadaki hücreler arasında koordinasyonu sağlayan kritik bir sinyal molekülü olduğunu vurguladı. Friedlander, retinanın yalnızca bir doku tabakası olmadığını, nöronlar, glia hücreleri, kan damarları ve bağışıklık hücrelerinden oluşan karmaşık bir nörovasküler birim olarak işlediğini belirtti. Bu sistemin sağlıklı kalabilmesi için sürekli bir iş birliği gerektiğine dikkat çeken Friedlander, erusamid'in bu koordinasyonu destekleyerek retina dokusunun bütünlüğünü korumada kilit rol oynadığını söyledi. Araştırmada, özellikle diyabetik retinopati, retinitis pigmentosa ve yaşa bağlı maküler dejenerasyon gibi hastalıklarda, fotoreseptör hücrelerinin ölümüyle birlikte erusamid seviyelerinde ciddi bir düşüş yaşandığı gözlemlendi. Molekülün yeniden sağlanması ise, retinanın bağışıklık yanıtını güçlendirdi ve doku kaybının önüne geçilmesinde belirleyici oldu. Friedlander, "Retina sadece bozulmaz, aynı zamanda yaralanmaya aktif olarak yanıt verir. Erusamid de bu yanıtı koordine eden önemli bir sinyal molekülü olarak öne çıkıyor," ifadelerini kullandı.

Erusamid ile retinal hastalıklarda yeni tedavi umudu

Araştırmacılar, erusamid'in gözdeki etkisini anlamak için kütle spektrometrisi tabanlı metabolomik analizler gerçekleştirdi. Bu analizler sonucunda, erusamid'in fotoreseptör kaybı başladığında hızla azaldığı ve hastalığın ilerleyişinde aktif bir rol oynayabileceği ortaya çıktı. Bilim insanları, erusamid'in retinaya yeniden kazandırılmasının, dokunun stabilitesini sağlamak için bağışıklık hücrelerini harekete geçirdiğini belirledi. Özellikle CD11b⁺ myeloid hücrelerinin aktive olmasıyla, retinada hem sinir hücreleri hem de kan damarlarını destekleyen sinyallerin arttığı gözlendi. Araştırmada, erusamid'in TMEM19 adlı bir proteine bağlandığı ve bu proteinin azaltılması durumunda koruyucu etkinin kaybolduğu da tespit edildi. Bu bulgular, erusamid'in yalnızca hastalığın bir sonucu olarak değil, aynı zamanda retinanın kendi savunma mekanizmasının bir parçası olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Bilim insanları, erusamid'in doğrudan fotoreseptörleri hedef almadığını, ancak çevresel ortamda bağışıklık hücrelerini aktive ederek kalan dokunun korunmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

Erusamid'in iletimi ve tedavi potansiyeli

Erusamid'in retinaya etkin şekilde iletilebilmesi için araştırmacılar, geçirgen silikon nanopartikülleri kullandı. Bu yöntem, molekülün hidrofobik yapısı nedeniyle gözde daha stabil ve eşit şekilde dağılmasını sağladı. Nanopartiküller sayesinde, erusamid'in retinada topaklanma ve çözünme sorunları aşıldı. Elde edilen sonuçlar, erusamid'in doğrudan fotoreseptörler üzerinde değil, bağışıklık sisteminin bir parçası olan myeloid hücreler üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Bu hücreler aktive olduktan sonra, retinanın hem yapısal hem de işlevsel bütünlüğünü koruyan sinyaller salgıladı. Araştırmanın baş yazarlarından Guoqin Wei, erusamid'in çevresel etkileşimler yoluyla çalıştığını ve bu yaklaşımın ileride retinal hastalıkların tedavisinde önemli bir paradigma değişikliği yaratabileceğini ifade etti. Bilim insanları, erusamid'in modifiye edilmiş formlarını ve benzer lipid moleküllerini de inceleyerek daha güçlü ve uzun süreli koruyucu etkiler elde etmeyi hedefliyor.

Retinal hastalıklara karşı doğal savunmanın güçlendirilmesi

Çalışmanın sonuçları, vücutta zaten mevcut olan doğal moleküllerin, dokuların hastalıklara karşı direncini artırmak amacıyla kullanılabileceği fikrini güçlendirdi. Erusamid'in retinanın doğal koruyucu yanıtını desteklemesi, tamamen yeni bir tedavi yaklaşımının önünü açıyor. Araştırmacılar, erusamid'in farklı retinal hastalıklardaki davranışını ve uzun vadeli etkilerini incelemeye devam edecek. Molekülün su bazlı göz ilaçlarında kullanılabilmesi için yeni formülasyonlara ihtiyaç duyuluyor. Ekip, gelecekte erusamid'in modifiye edilmiş versiyonlarını test ederek, retinanın koruyucu yanıtlarını daha güçlü şekilde aktive etmeyi planlıyor. Friedlander, "Amacımız, retinanın zaten kullandığı bir sinyali güçlendirmek. Bu sayede, tedavi seçenekleri kısıtlı olan hastalıklarda ilerlemeyi yavaşlatacak yeni yollar bulabiliriz," diyerek araştırmanın önemine vurgu yaptı.

Erusamid ile göz sağlığında yeni bir dönemin kapısı aralanıyor

Erusamid'in retinal dejenerasyon üzerindeki koruyucu etkileri, görme kaybı riski taşıyan milyonlarca kişi için umut verici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, bu doğal molekülün retinanın kendi savunma mekanizmasını güçlendirme potansiyeli sayesinde, ileride daha etkili ve kalıcı tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğine inanıyor. Erken bulgular, erusamid'in hastalığın ilerleyişini yavaşlatmada ve işlevsel dokunun daha uzun süre korunmasında önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Araştırmanın devamında, erusamid ve benzeri moleküllerin klinik uygulamalara taşınması için yeni stratejiler geliştirilmesi bekleniyor. Bu gelişmeler, göz sağlığı alanında devrim niteliğinde bir dönemin başlangıcına işaret ediyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
erusamid retinal dejenerasyon görme kaybı Scripps Araştırma Enstitüsü doğal molekül