ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Eriyen buzulların arılar üzerindeki etkisi beklenenden daha karmaşık çıktı

İsviçre Alpleri'nde Mont Miné buzulu önünde yürütülen yeni araştırma, buzul erimesinin arı hastalıklarının yayılımını ve çiçek-polinatör ilişkilerini kökten değiştirdiğini ortaya koydu. Bilim insanları, buzulların geri çekilmesiyle birlikte arı popülasyonlarının ve patojenlerin dinamiklerinde kritik değişimler yaşandığını vurguluyor.

Onur Bal - | Son Güncelleme Tarihi:
Eriyen buzulların arılar üzerindeki etkisi beklenenden daha karmaşık çıktı

İsviçre'nin Val d'Hérens bölgesindeki Mont Miné buzulu çevresinde yapılan araştırma, eriyen buzulların sadece manzarayı değil, aynı zamanda arı hastalıklarının yayılma biçimini de değiştirdiğini gösterdi. Milano Üniversitesi, Lozan Üniversitesi ve Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyi'nden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü bu kapsamlı çalışma, buzulların geri çekilmesiyle ortaya çıkan yeni bitki örtüsünün, bal arıları ve yaban arıları arasındaki patojen dolaşımını etkilediğini ortaya koydu. Araştırmacılar, iki yıl boyunca 36 farklı türden 335 arı örneği üzerinde beş önemli patojenin varlığını inceledi ve elde ettikleri bulgularla arı sağlığının iklim değişikliğiyle nasıl bağlantılı olduğunu gözler önüne serdi.

Bilim insanları: 'Buzul erimesi arı-patojen döngüsünü değiştiriyor'

Mont Miné buzulu çevresindeki dört farklı geri çekilme aşamasında yapılan incelemeler, arı popülasyonlarının ve patojenlerin dağılımında çarpıcı farklılıklar ortaya koydu. 1989, 1925, 1900 ve 1864 yıllarında oluşan morenler boyunca gerçekleştirilen örneklemeler, bitki örtüsündeki değişimin arıların hangi çiçekleri ziyaret ettiğini belirgin şekilde etkilediğini gösterdi. Araştırmada yakalanan 335 arının 230'u yaban arısı, 105'i ise bal arısıydı. Bilim insanları, bu arıları şekil bozukluğu virüsü, akut arı felci virüsü, kronik arı felci virüsü, mikrosporidiyal parazit Nosema ceranae ve trypanosomatid Lotmaria passim olmak üzere beş patojen açısından test etti. Sonuçlar, tüm patojenlerin bal arılarında tespit edildiğini, yaban arılarında ise yalnızca Nosema ceranae ve şekil bozukluğu virüsüne rastlandığını ortaya çıkardı. Bu bulgular, arı hastalıklarının yayılımında çiçek tercihlerinin ve ekosistem değişimlerinin belirleyici rol oynadığını gözler önüne serdi.

Çiçek çeşitliliği ve arı davranışı patojen yayılımını şekillendiriyor

Araştırmada öne çıkan bir diğer önemli bulgu ise arıların çiçek tercihlerindeki belirgin ayrışma oldu. Bal arılarının neredeyse yüzde 90'ı yalnızca üç bitki türüne yönelirken, bu arıların yaklaşık yarısı Epilobium fleischerii adlı bitki üzerinde toplandı. Yaban arıları ise çok daha geniş bir çiçek yelpazesinde gözlemlendi; örneklenen bitki türlerinin büyük kısmı sadece yaban arıları tarafından ziyaret edildi. Bu ayrım, iki arı grubunun patojenlerinin birbirine geçme olasılığını ciddi şekilde sınırlandırdı. Ayrıca genetik analizler, bal arıları ve yaban arılarının şekil bozukluğu virüsünün tamamen farklı suşlarını taşıdığını ortaya koydu. Bal arılarında DWV-B, yaban arılarında ise DWV-A varyantı bulundu. Bal arısı suşunun, yönetilen kovanlarda sık rastlanan Varroa mite enfestasyonlarıyla bağlantılı olduğu belirlendi. Araştırmacılar, çiçeklerin arı hastalıklarının yayılımında aracı rol oynadığını vurguladı ve ekosistemdeki bu hassas dengenin bozulmasının arı sağlığı üzerinde ciddi etkiler doğurabileceğini belirtti.

Bitki örtüsündeki değişim arı-patojen ilişkisini yeniden şekillendiriyor

Buzulun geri çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni bitki örtüsü, arıların hangi çiçekleri ziyaret ettiğini ve dolayısıyla hangi patojenlerle karşılaştıklarını doğrudan etkiliyor. Başlangıçta öncü bitki türleri çıplak taşlara yerleşerek polinatörler için ilk çiçek kaynaklarını sunarken, zamanla çiçekli bitki ve böcek çeşitliliği artıyor. Ancak ekosistem kapalı ormana dönüştüğünde bu çeşitlilik tekrar azalıyor. Araştırmacılar, bitki-arı ağının alışılmadık derecede uzmanlaşmış ve örtüşmeyen bir yapıda olduğunu ifade etti. Her arı türü, kaynakları paylaşmak yerine kendi belirgin çiçek setine bağlı kalıyor. Bu desen, arı hastalıklarının yayılmasında çiçek çeşitliliğinin ve bitki örtüsündeki değişimlerin belirleyici olduğunu gösteriyor. Özellikle çiçek çeşitliliğinin en yüksek olduğu eski ön alanlarda şekil bozukluğu virüsü seviyelerinin arttığı tespit edildi. Bu durum, arı sağlığının korunması için ekosistem dinamiklerinin yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koydu.

İklim değişikliği arı ekosistemlerinde sessiz bir tehdit oluşturuyor

Çalışma, iklim değişikliğinin etkilerinin yalnızca buzulların erimesi ve su kaynaklarının azalmasıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Buzulların geri çekilmesi, arıların ve diğer polinatörlerin yaşam alanlarını ve hastalık döngülerini kökten değiştiriyor. Araştırmacılar, buzul etkisi altındaki diğer bölgelerde ve farklı arı popülasyonu yoğunluklarında da benzer çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Araştırmanın ortak yazarı Gianalberto Losapio, polinatörlerin ve sundukları ekosistem hizmetlerinin korunabilmesi için bu süreçlerin detaylı biçimde anlaşılmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Losapio, bitki-polinatör ağlarının yapısı ile arı türleri arasındaki patojen iletimi arasındaki ilişkiyi daha iyi kavramaya yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamlı araştırma, iklim değişikliğinin dağ ekosistemlerinde yol açtığı karmaşık etkilerin ve arı sağlığının korunmasında ekosistem dinamiklerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

İsviçre Alpleri'nde yapılan bu araştırma, arı sağlığı ve ekosistem dengesi açısından yeni soruları gündeme getiriyor. Buzulların erimesiyle değişen bitki ve çiçek çeşitliliği, arı popülasyonlarının davranışlarını ve hastalık yayılımını derinden etkiliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin arı sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini anlamak ve ekosistem hizmetlerini sürdürülebilir kılmak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
buzul erimesi arı hastalıkları İsviçre Alpleri patojen yayılımı iklim değişikliği