ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Yıllardır birbirleriyle hiç alakası yok sanılıyordu! Beş farklı hastalıkta gizli ortak bağ bulundu

Oxford BioDynamics ve Doğu Anglia Üniversitesi'nin ortak çalışmasında, kronik yorgunluk sendromu (ME/CFS), uzun COVID, PTSD, romatoid artrit ve multipl sklerozun (MS) ortak biyolojik mekanizmalar üzerinden birbirine bağlı olabileceği ortaya çıktı. Araştırma, teşhis ve tedavi süreçlerinde yeni bir çığır açabilir.

Hasan Köseoğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Yıllardır birbirleriyle hiç alakası yok sanılıyordu! Beş farklı hastalıkta gizli ortak bağ bulundu

Oxford BioDynamics ve Doğu Anglia Üniversitesi'nin yürüttüğü geniş çaplı bilimsel araştırma, kronik yorgunluk sendromu (ME/CFS), uzun COVID, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD), romatoid artrit ve multipl skleroz (MS) gibi görünüşte birbirinden tamamen farklı hastalıkların, ortak biyolojik ağlar üzerinden bağlantılı olabileceğini gösterdi. İngiltere merkezli ekip, farklı kökenlere sahip bu hastalıkların neden benzer ve yıkıcı semptomlarla ortaya çıktığını anlamak amacıyla genetik ve biyolojik verileri derinlemesine analiz etti. Araştırmanın sonuçları, özellikle kronik yorgunluğun altında yatan nedenlerin aydınlatılması ve teşhis süreçlerinin iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahip.

Oxford BioDynamics: Kronik yorgunluk için biyolojik imza arayışı hız kazandı

Çalışmanın merkezinde yer alan Oxford BioDynamics araştırmacıları, EpiSwitch® Orion adlı ileri genomik analiz platformunu kullanarak, beş farklı hastalığın genetik verilerini karşılaştırdı. Bu platform, DNA'nın hücre içinde nasıl katlandığını ve uzak bölgelerin birbiriyle temas ederek genlerin aktivitesini nasıl düzenlediğini inceleme imkânı sağlıyor. Araştırmacılar, uzun COVID, ME/CFS, PTSD, romatoid artrit ve MS'e ait yayımlanmış genetik verileri, daha önceki ME/CFS hasta çalışmasından elde edilen üç boyutlu genomik bilgilerle birleştirdi. Elde edilen sonuçlar, hastalıkların bireysel gen düzeyinde belirgin bir ortaklık göstermediğini, ancak genlerin karmaşık biyolojik ağlar içinde benzer sistemler üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Özellikle bağışıklık sistemi, enerji üretimi ve stres yanıtı gibi temel biyolojik işlevlerin bu hastalıklarda ortak noktada buluştuğu görüldü. Araştırma ekibi, bu bulguların milyonlarca insanı etkileyen kronik yorgunluğun biyolojik temelini anlamada önemli bir adım olduğuna dikkat çekiyor.

Profesör Pshezhetskiy: 'Kronik yorgunluk, biyolojik ağların bozulmasının sonucu'

Doğu Anglia Üniversitesi Norwich Tıp Okulu'ndan Profesör Dmitry Pshezhetskiy, araştırmanın başında yer alarak, farklı hastalıkların ortak semptomlarının kökenini açıklamaya çalıştı. Pshezhetskiy, "Şimdiye kadar ME/CFS, uzun COVID, PTSD, MS ve romatoid artrit gibi hastalıklar, tamamen farklı olaylar tarafından tetiklenmiş olarak kabul ediliyordu. Ancak hastalar, çoğunlukla benzer semptomlar yaşıyor; bunaltıcı yorgunluk, beyin sisi, konsantrasyon güçlüğü, uyku bozukluğu ve günlük işlevlerde belirgin bir azalma en sık görülenler arasında," ifadelerini kullandı. Araştırma, kronik yorgunluğun yalnızca bir semptom değil, bağışıklık sistemi, metabolizma ve stres yanıtı gibi temel biyolojik ağlardaki bozulmaların dışa yansıması olabileceğini gösteriyor. Bu bakış açısı, hastalıkların teşhisinde ve tedavi stratejilerinde köklü değişiklikler yaratabilir. Pshezhetskiy, "Çalışmamız, vücudun bağışıklık ve metabolik sistemlerindeki ortak düzenleyici ağların, farklı tetikleyicilerle bozulduğunda, benzer klinik yorgunluğa yol açabileceğini gösteriyor. Bu bulgu, kronik yorgunluğun biyolojik bir birleşim teorisine yaklaşan bir açıklama sunuyor," dedi.

Uzun COVID ve ME/CFS için nesnel teşhis umudu artıyor

Oxford BioDynamics'ın EpiSwitch platformu, daha önce kan bazlı ME/CFS testiyle bilim dünyasında dikkat çekmişti. Ancak bu testin klinik kullanımı için daha fazla doğrulama gerekiyordu. Yeni araştırma, beş hastalığın biyolojik imzalarını karşılaştırarak, ortak kan imzalarının bulunabileceğini ve bu sayede teşhis süreçlerinin hızlanabileceğini ortaya koydu. Günümüzde ME/CFS ve uzun COVID gibi hastalıklar, büyük oranda hastaların bildirdiği semptomlara göre teşhis ediliyor; evrensel olarak kabul edilen bir laboratuvar testi bulunmuyor. Bu durum, hastaların yıllarca belirsizlik ve yanlış teşhisle mücadele etmesine neden oluyor. Araştırmacılar, ortak biyolojik imzaların tanımlanmasıyla, nesnel ve güvenilir kan testlerinin geliştirilmesinin yolunun açılabileceğine inanıyor. Bu gelişme, kronik yorgunluk sendromu ve uzun COVID gibi hastalıklarda erken teşhis ve etkili tedavi seçeneklerinin kapısını aralayabilir.

Bağışıklık, enerji üretimi ve stres yanıtı: Kronik yorgunluğun ortak paydası

Çalışmada öne çıkan bir diğer önemli bulgu, beş hastalığın bağışıklık sistemi, iltihaplanma sinyalleşmesi, mitokondriyal enerji üretimi ve metabolik süreçler gibi temel biyolojik sistemlerde kesiştiği oldu. Ayrıca, stres yanıtı ve sinir sistemi ile hormonlar arasındaki iletişim de ortak ağlarda önemli bir rol oynuyor. Araştırmacılar, farklı tetikleyicilerin – bir enfeksiyon, travmatik bir deneyim ya da otoimmün bir süreç – bu biyolojik sistemlerde benzer bozulmalara yol açabileceğini vurguluyor. Bu bozulmalar, hastalarda derin ve engelleyici yorgunluk, beyin sisi ve günlük yaşamda ciddi işlev kaybı gibi semptomlara neden olabilir. Özellikle otonom disfonksiyonun, kalp atış hızı ve kan basıncı gibi otomatik vücut fonksiyonlarının kontrolünde sorunlara yol açtığı belirtiliyor. Bu ortak biyolojik ağların daha iyi anlaşılması, kronik yorgunluğun tanı ve tedavisinde yeni yaklaşımların önünü açabilir.

Gelecekte teşhis ve tedavi için yeni ufuklar

Oxford BioDynamics ve Doğu Anglia Üniversitesi'nin bulguları, kronik yorgunluk sendromu ve benzer hastalıkların teşhisinde devrim niteliğinde gelişmelere işaret ediyor. Araştırma, yalnızca hasta bildirimine dayanmayan, nesnel biyolojik imzalar üzerinden teşhis koyabilen kan testlerinin geliştirilmesine zemin hazırlıyor. Bu sayede, milyonlarca insanın yaşam kalitesini düşüren kronik yorgunluk ve ilişkili hastalıkların daha hızlı ve doğru teşhis edilmesi mümkün olabilir. Ayrıca, ortak biyolojik ağların hedef alınmasıyla, hastalıkların tedavisinde daha etkili ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirilebilir. Araştırmacılar, bu alandaki çalışmaların devam edeceğini ve elde edilen bulguların gelecekte tanı araçları ve tedavi protokollerinin şekillenmesinde kritik rol oynayacağını belirtiyor. Sonuç olarak, kronik yorgunluk ve ilgili hastalıklarda ortak biyolojik mekanizmaların keşfi, hem bilim dünyası hem de hastalar için umut verici bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak, Oxford BioDynamics ve Doğu Anglia Üniversitesi'nin iş birliğiyle ortaya çıkan bu araştırma, kronik yorgunluk sendromu, uzun COVID, PTSD, romatoid artrit ve multipl skleroz gibi hastalıkların biyolojik temellerinin birbirine ne kadar yakın olabileceğini gözler önüne seriyor. Ortaya çıkan ortak biyolojik ağlar, milyonlarca insanın yaşadığı yorgunluğun nedenlerini anlamada ve tedavi süreçlerinde yeni yollar açmada önemli bir anahtar sunuyor. Bilim insanları, bu bulguların gelecekte hastaların hayatını kolaylaştıracak teşhis ve tedavi teknolojilerine öncülük edeceğine inanıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
kronik yorgunluk uzun covid biyolojik bağlantı Oxford BioDynamics ME/CFS