ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Yıllar sonra ortaya çıkan gizli bağlantı! Yetişkinlikteki anksiyetenin sebebi bebeklikte gizliymiş

Yapılan kapsamlı analizler, yaşamın ilk 1.000 gününde şeker tüketiminin sınırlandırılmasının, ilerleyen yıllarda anksiyete riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, erken beslenme alışkanlıklarının zihinsel sağlık üzerindeki kalıcı etkilerine dikkat çekiyor.

Mehmet Karaca - | Son Güncelleme Tarihi:
Yıllar sonra ortaya çıkan gizli bağlantı! Yetişkinlikteki anksiyetenin sebebi bebeklikte gizliymiş

Yaşamın ilk 1.000 gününde şeker tüketiminin sınırlandırılması, on yıllar sonra bireylerin karşılaşabileceği anksiyete riskinde kayda değer bir düşüşle ilişkilendirildi. İngiltere'de savaş sonrası dönemde uygulanan şeker kotaları sayesinde, farklı doğum yıllarına sahip binlerce kişinin sağlık verileri karşılaştırıldı. Bulgular, erken yaşta şekerle daha az temas edenlerin, yetişkinlikte anksiyete tanısı alma olasılığının belirgin şekilde azaldığını gösterdi. Araştırmacılar, bu dönemdeki beslenme alışkanlıklarının, ilerleyen yaşlarda zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceğine işaret ediyor.

Erken şeker kısıtlaması ile anksiyete riski arasında güçlü bağ

1951 ile 1956 yılları arasında doğan 46.448 kişinin sağlık kayıtları, UK Biobank adlı geniş çaplı veri tabanında incelendi. Söz konusu dönemde İngiltere'de uygulanan şeker kotaları, araştırmacılara, bireylerin doğumlarından sonraki ilk iki yıl boyunca farklı düzeylerde şeker maruziyeti yaşamasını sağladı. Bu doğal deney ortamı, günümüzde etik nedenlerle tekrarlanması mümkün olmayan bir karşılaştırma fırsatı sundu. Araştırma ekibi, katılımcıların şeker kotalarına ne kadar süre maruz kaldıklarını ve bunun yetişkinlikte anksiyete tanısı alma olasılıkları üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sonuçlar, yaklaşık 1.000 gün boyunca kotalar altında büyüyenlerin, şeker kısıtlamasının sona erdiği dönemde doğanlara kıyasla anksiyete tanısı alma riskinin yaklaşık %33 oranında daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bu istatistik, erken dönem beslenme alışkanlıklarının zihinsel sağlık üzerindeki belirleyici rolünü vurguluyor.

Depresyon ve şeker tüketimi arasındaki ilişki belirsiz kaldı

Araştırmada, anksiyete dışında depresyon tanısı da ele alındı. İlk bulgular, erken dönemde daha uzun süre şeker kısıtlaması yaşayanlarda depresyon oranlarının da nispeten düşük olduğunu gösterdi. Ancak yetişkinlikteki şeker tüketimi hesaba katıldığında, bu ilişki zayıfladı ve kesinliğini kaybetti. Bu durum, depresyonun ortaya çıkışında erken dönem beslenmeden ziyade, ilerleyen yaşlardaki yeme alışkanlıklarının daha etkili olabileceğini düşündürüyor. Araştırmacılar, depresyonun karmaşık yapısı nedeniyle, şeker tüketimiyle olan bağının anksiyeteye göre daha az belirgin olduğunu aktarıyor.

Beyin yapısında gözlemlenen farklılıklar dikkat çekti

Araştırma kapsamında 5.990 kişinin beyin taramaları da analiz edildi. Bilim insanları, gri madde olarak bilinen ve sinir hücrelerini içeren 139 beyin bölgesini inceledi. İlk analizlerde 80 bölgede anlamlı farklılıklar tespit edildi; daha detaylı karşılaştırmalarda ise beyincik ve beyin sapı dahil 11 bölge öne çıktı. Ancak bu farklılıkların, anksiyete riskindeki azalmayla doğrudan ilişkili olup olmadığı netleşmedi. Araştırmacılar, beyin yapısındaki değişimlerin zihinsel sağlık üzerindeki etkisini açıklamak için daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Şeker kısıtlamasının doğrudan beyin yapısını değiştirip değiştirmediği ise hâlâ tartışmalı bir konu olarak öne çıkıyor.

Şeker tüketim alışkanlıkları ve tatlıya eğilimde büyük fark yok

Çalışmada, erken yaşta şeker kısıtlaması uygulanan bireylerin ilerleyen yıllarda tatlı gıdalara olan ilgisi de değerlendirildi. 15.058 kişinin gıda tercihleri analiz edildiğinde, yaklaşık 1.000 gün boyunca kotalar altında kalanların tatlıyı biraz daha az tercih ettiği görüldü. Ancak bu fark, dokuz puanlık bir ölçek üzerinde yalnızca 0,22 puanla oldukça sınırlı kaldı. Yetişkinlikteki şeker tüketim oranları ise gruplar arasında neredeyse aynıydı. Bu bulgu, erken dönemde uygulanan kotaların, uzun vadede şeker tüketim alışkanlıklarını belirgin şekilde değiştirmediğini gösteriyor. Yani, bebeklikte daha az şekerle büyüyenler, yetişkinlikte de aynı miktarda şeker tüketebiliyor.

Erken dönemdeki beslenmenin zihinsel sağlık üzerindeki etkisi

Çalışmanın baş araştırmacılarından Dr. Hana F. Navratilova, yaşamın ilk 1.000 gününde şeker tüketiminin, sadece diyabet gibi kronik hastalıklarla değil, aynı zamanda zihinsel sağlıkla da bağlantılı olabileceğini ifade ediyor. Navratilova, daha önceki araştırmalarda şekerli gıdalara olan düşkünlük ile zihinsel sağlık sorunları arasında ilişki gözlemlediklerini, bu nedenle erken yaşta şeker maruziyetinin ilerleyen yıllarda depresyon veya anksiyete gibi sorunlara yol açıp açmadığını mercek altına aldıklarını belirtiyor. Çalışmanın kıdemli yazarı Prof. Nophar Geifman ise, UK Biobank veri tabanının, savaş sonrası İngiltere'deki diyet kotalarını inceleme şansı sunduğunu ve bu sayede erken dönem beslenmenin zihinsel sağlık üzerindeki kalıcı etkilerini anlamada eşsiz bir fırsat oluştuğunu vurguluyor.

Çalışmanın sınırları ve tarihsel bağlamın önemi

İngiltere'deki savaş sonrası şeker kotaları, kontrollü bir deney ortamı sunmasa da, araştırmacılara farklı doğum yıllarındaki bireylerin maruz kaldığı şeker miktarını karşılaştırma imkânı verdi. Ancak, her annenin veya çocuğun tam olarak ne kadar şeker tükettiği bilinmiyor. Ayrıca, farklı yıllarda doğan kişiler sağlık hizmetlerindeki değişiklikler, aile yapısı, enfeksiyonlar, anne stresi gibi birçok değişkenle de karşılaşmış olabilir. Araştırma ekibi, bu faktörlerin çoğunu istatistiksel olarak kontrol etmeye çalıştı; ancak gruplar arasındaki tüm olası farkları ortadan kaldırmak mümkün olmadı. Bu nedenle, bulguların yorumlanmasında dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor.

Günümüzde ebeveynler için ne anlam ifade ediyor?

Çalışma sonuçları, hamilelik veya bebeklik döneminde şeker alımının azaltılmasının kesin olarak anksiyeteyi önleyeceği anlamına gelmiyor. Ayrıca, günümüz ebeveynleri için doğrudan bir beslenme kuralı da sunulmuyor. Ancak araştırma, yaşamın çok erken döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının, yıllar sonra zihinsel sağlık üzerinde kalıcı etkileri olabileceğine dair önemli ipuçları veriyor. Zihinsel sağlık, çok sayıda faktörden etkileniyor ve bu çalışma, erken dönemdeki beslenmenin de bu faktörler arasında yer aldığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu bulguların, gelecekte kamu sağlığı politikaları ve beslenme rehberlerinin şekillendirilmesinde dikkate alınabileceğini belirtiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
şeker anksiyete zihinsel sağlık erken dönem beslenme