ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Vücuttaki bazı mikroplar psikopatik kişilik özellikleriyle ilişkili olabilir

Mahmut Keşan - | Son Güncelleme Tarihi:
Vücuttaki bazı mikroplar psikopatik kişilik özellikleriyle ilişkili olabilir

Porto Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırma, mikrobiyomun psikopatik eğilimler üzerindeki etkisini gözler önüne serdi. Bilim insanları, bağırsak ve ağız mikroplarının psikopatik kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğunu ilk kez ortaya koydu. Bu bulgular, psikopati tanı ve tedavisinde mikrobiyomun rolünü yeniden gündeme taşıyor.

Porto Üniversitesi'nden bilim insanları tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışma, psikopatik eğilimler ile vücuttaki mikrobiyom arasında önemli bir ilişki olduğunu gösterdi. Translational Psychiatry dergisinde erken erişimle yayımlanan araştırmada, bağırsak ve ağızda bulunan bazı bakteri türlerinin, psikopatik kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğu tespit edildi. 200 sağlıklı yetişkin üzerinde yürütülen bu araştırma, mikrobiyomun insan kişiliğini şekillendirmede düşündüğümüzden çok daha büyük bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, psikopatiye dair biyolojik temellerin bugüne kadar tam olarak anlaşılamadığını belirtirken, mikrobiyomun bu alanda yeni bir bakış açısı sunduğunu vurguladı.

Porto Üniversitesi ekibi: 'Psikopati ile mikrobiyom arasında bağlantı bulduk'

Çalışmanın başında yer alan biyomedikal bilimci Carolina Costa ve ekibi, psikopatik özellikleri ölçmek amacıyla katılımcılara Kendi Kendine Raporlama Psikopati Ölçeği-Kısa Formu uyguladı. Katılımcılardan alınan kan, tükürük ve dışkı örnekleri, vücuttaki bakteri çeşitliliğini ve metabolik belirteçleri analiz etmek için kullanıldı. Araştırma ekibi, genel mikrobiyom çeşitliliğiyle psikopati arasında doğrudan bir bağlantı bulmasa da, bazı bakteri türlerinin yüksek seviyede bulunmasının psikopatik eğilimlerle pozitif bir ilişki gösterdiğini belirledi. Özellikle Allisonella ve Prevotella cinsleri ile Cloacibacillus evryensis türünün bağırsak mikrobiyomunda fazla bulunması, psikopatik kişilik özelliklerinin daha belirgin hale gelmesiyle ilişkilendirildi. Bu bulgular, mikrobiyomun psikopatiyle ilişkili biyolojik belirteçler olabileceğine dair ilk somut kanıtlar arasında yer aldı.

Bağırsak mikropları psikopatik eğilimleri nasıl etkiliyor?

Araştırmada öne çıkan en önemli anahtar kelime "mikrobiyom" oldu. Bilim insanları, mikrobiyomun psikopatik eğilimler üzerindeki etkisinin mekanizmasını tam olarak ortaya koyamasalar da, bazı açıklamalar sundu. Allisonella'nın daha önce insanlarda çeşitli hastalıklarla ve iltihaplanma süreçleriyle ilişkilendirildiği biliniyor. İltihaplanmanın, kaygı ve depresyon gibi psikiyatrik durumlarla bağlantısı, mikropların psikopatik eğilimlerde oynadığı rolü anlamada ipucu veriyor. Prevotella ise geçmişte nöropsikiyatrik bozukluklarla ilişkilendirilmiş ve duygusal düzenleme üzerinde etkili olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar, Cloacibacillus evryensis'in ise gamma-aminobütirik asit (GABA) üretiminde rol oynayabileceğini ve bu nörotransmitterin dürtü kontrolüyle bağlantılı olduğunu belirtti. Tüm bu bulgular, mikrobiyomun psikopatik özelliklere katkı sağlayan biyolojik bir faktör olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak, araştırmacılar elde edilen verilerin yalnızca korelasyon gösterdiğini, kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamadığını vurguluyor.

Ağız mikropları psikopatik özelliklere karşı koruyucu olabilir

Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise, ağız mikrobiyomunda yüksek oranda bulunan Treponema vincentii türünün, daha düşük psikopati skorlarıyla ilişkili olmasıydı. Bilim insanları, bu bakterinin psikopatik özellikleri azaltıcı etkisi olabileceğini gözlemledi ancak bu ilişkinin nedenine dair kesin bir açıklama sunamadı. Araştırmacılar, mikrobiyomun insan davranışı ve kişiliği üzerindeki etkilerini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu tür bulguların ilerleyen dönemde psikopati tanı ve tedavisinde yeni yaklaşımların önünü açabileceği düşünülüyor. Özellikle mikrobiyomun biyolojik bir ayak izi olarak kullanılması, psikiyatrik bozuklukların teşhis ve yönetiminde devrim niteliğinde bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Psikopati tanısında mikrobiyomun rolü yeniden gündemde

Bulgular, mikrobiyomun psikopati gibi karmaşık kişilik özelliklerinde biyolojik belirteç olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, gözlemledikleri ilişkilerin özellikle Allisonella, Prevotella, C. evryensis ve T. vincentii gibi belirli bakteri türleriyle, kayıtsızlık, manipülasyon, dürtüsellik ve antisosyal davranışlar gibi psikopatik özellikler arasında güçlü bir bağ kurduğunu açıkladı. Bu durum, psikopatinin yalnızca beyin yapısı ve nörokimyasal süreçlerle değil, aynı zamanda mikrobiyomun etkisiyle de şekillenebileceğini ortaya koyuyor. Sonuç olarak, mikrobiyomun psikopati tanı ve tedavisinde klinik uzmanlara yeni bir yol haritası sunabileceği ve gelecekte bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor.

Porto Üniversitesi'nin bu öncü çalışması, mikrobiyomun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamak adına önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Araştırmadan elde edilen bulgular, psikopati başta olmak üzere çeşitli kişilik bozukluklarının biyolojik temellerine ışık tutarken, bilim dünyasına yeni sorular ve araştırma alanları kazandırıyor. Mikrobiyomun kişilik ve davranış üzerindeki rolünün netleşmesiyle, psikiyatrik bozuklukların tanı ve tedavisinde devrim niteliğinde gelişmeler yaşanabilir.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
mikrobiyom psikopati bağırsak mikropları Porto Üniversitesi kişilik araştırması