ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Tarımda yaygın olarak kullanılan kimyasal beyninizde öyle bir yıkım yaratıyor ki

UCLA araştırmacıları, klorpirifosa uzun süreli konut maruziyeti yaşayan kişilerde Parkinson hastalığı riskinin maruz kalmayanlara göre 2,5 kattan fazla olduğunu belirledi. Deneyler, pestisitin nöronlarda hasarlı proteinlerin temizlenmesini bozduğunu gösterdi.

Ali Demirtaş - | Son Güncelleme Tarihi:
Tarımda yaygın olarak kullanılan kimyasal beyninizde öyle bir yıkım yaratıyor ki

UCLA tarafından yürütülen araştırma, tarımda yaygın kullanılan klorpirifosa uzun süreli maruz kalmanın Parkinson hastalığı riskiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu. Klorpirifosa konut üzerinden maruz kalan kişilerde hastalık riski, maruz kalmayanlara göre 2,5 kattan fazla bulundu.

Molecular Neurodegeneration dergisinde yayımlanan çalışmada bilim insanları, pestisitin beyin hücrelerine nasıl zarar verebileceğini de inceledi. Laboratuvar deneyleri, klorpirifosun beynin hasarlı proteinleri ortadan kaldırma yeteneğini bozabildiğini ve bunun hareketlerin kontrolü için gerekli sinir hücrelerinin kaybına katkıda bulunabileceğini gösterdi.

Klorpirifos Parkinson riskiyle ilişkilendirildi

Parkinson hastalığı yaklaşık bir milyon Amerikalıyı etkiliyor. İlerleyici nörolojik hastalık, hareketlerde rol oynayan beyin hücrelerine zamanla zarar veriyor ve titreme, kas sertliği, hareketlerde yavaşlama ile koordinasyon güçlüğüne yol açabiliyor.

Hastalığın ayırt edici özelliklerinden biri, dopamin üreten nöronların kaybı. Dopamin, sinir hücrelerinin iletişim kurmasını sağlıyor ve beynin kontrollü hareketleri koordine etmesine yardımcı oluyor. Dopamin düzeyi azaldıkça beynin hareketleri düzenleme kapasitesi düşüyor.

Kalıtsal genetik faktörler Parkinson riskini etkileyebilse de araştırmacılar çevresel maruziyetlerin rolüne de odaklanıyor. Böcekleri ve diğer tarımsal zararlıları öldürmek için kullanılan bazı kimyasallar, sinir sistemindeki biyolojik süreçlere müdahale edebiliyor.

Klorpirifos, onlarca yıl boyunca tarımda yaygın biçimde kullanıldı. Amerika Birleşik Devletleri'nde konutlarda kullanımı 2001'de yasaklandı, tarımsal kullanımına ise 2021'de ek kısıtlamalar getirildi. Buna rağmen pestisit, ABD'de birçok üründe kullanılmayı sürdürürken diğer ülkelerde de yaygın biçimde uygulanıyor.

Maruziyet, Parkinson belirtileri ortaya çıkmadan yıllar önce gerçekleşmiş olabileceği için klorpirifosun uzun vadeli etkilerini anlamak önem taşıyor. Belirli kimyasallarla hastalık arasındaki bağlantının ortaya konması, korunma stratejilerinin geliştirilmesine ve daha önce maruz kalan kişilerin nörolojik takibine yardımcı olabilir.

Risk analizi 2,5 katı aştı

UCLA bilim insanları, bağlantıyı incelemek için Parkinson tanısı konan 829 kişi ile hastalığı bulunmayan 824 kişinin bilgilerini değerlendirdi. Tüm katılımcılar, çevresel maruziyetlerin ve kalıtsal faktörlerin Parkinson riskine etkisini araştıran üniversitenin Parkinson's Environment and Genes çalışmasına kayıtlıydı.

Araştırmacılar, California'nın ayrıntılı pestisit uygulama kayıtlarını katılımcıların konut ve iş yeri adres geçmişleriyle birleştirdi. Böylece kişilerin yaşadığı ve çalıştığı yerlere göre zaman içinde ne kadar klorpirifosa maruz kalmış olabileceklerini tahmin etti.

Sonuçlar, klorpirifosa uzun süreli konut maruziyeti yaşayan kişilerde Parkinson hastalığı riskinin, bu tür bir maruziyet yaşamayanlara göre 2,5 kattan fazla olduğunu gösterdi.

Nüfus verilerine dayanan bu analiz, klorpirifosun doğrudan Parkinson hastalığına neden olduğunu kanıtlamadı. Araştırmacılar bu nedenle pestisitin hastalığı bulunan kişilerde görülen türden beyin hasarına yol açıp açamayacağını incelemek için laboratuvar deneyleri yaptı.

Pestisit dopamin üreten nöronları etkiledi

Ekip, fareleri 11 hafta boyunca aerosol biçimindeki klorpirifosa maruz bıraktı. Soluma yöntemi, insanların çevrede pestisitlerle karşılaşabileceği yaygın yollardan birini taklit edecek şekilde tasarlandı.

Maruz kalan farelerde hareket güçlükleri gelişti ve dopamin üretiminden sorumlu nöronlar kayboldu. Bu bulgu, aynı sinir hücrelerinin dejenerasyonunun Parkinson hastalığının temel özelliklerinden biri olması nedeniyle önem taşıdı.

Araştırmacılar farelerin beyinlerinde iltihaplanma ile alfa-sinüklein adlı proteinin anormal birikimlerini de tespit etti.

Alfa-sinüklein normal koşullarda sinir hücrelerinde bulunur ve bu hücrelerin işlevinde rol oynar. Ancak protein, Parkinson hastalığıyla yakından ilişkili anormal kümeler hâlinde birikebilir. Bu birikintiler, bazı beyin hücrelerinin neden giderek bozulduğunu araştıran çalışmaların temel odak noktalarından biridir.

Bulgular birlikte değerlendirildiğinde klorpirifos maruziyetinin laboratuvar hayvanlarında Parkinson hastalığının bazı önemli özelliklerini yeniden oluşturabildiği görüldü. Bu sonuç, insanlardaki nüfus bulgularını destekleyen biyolojik kanıt sağladı.

Beynin hücresel temizlik sistemi bozuldu

Araştırmacılar, klorpirifosun nöronlara nasıl zarar verdiğini daha ayrıntılı incelemek için zebra balıklarını kullandı. Bu balıklar, sinir hücrelerinin gelişimi ve hayatta kalmasında rol oynayan biyolojik süreçleri araştırmak için nörobilim çalışmalarında sıkça tercih ediliyor.

Deneyler, hasarlı proteinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olan doğal hücresel bakım süreci otofajide bozulma olduğunu gösterdi.

Otofaji, hücre içi bir geri dönüşüm sistemi gibi çalışıyor. Hücreler, potansiyel olarak zararlı maddelerin birikmesini önlemek için yıpranmış veya kusurlu bileşenleri parçalamak üzere bu sistemi kullanıyor. Süreç, insan ömrü boyunca işlevini sürdürmesi gereken nöronlar için özellikle önem taşıyor.

Klorpirifos bu temizlik sistemine müdahale ettiğinde hasarlı maddeler nöronların içinde birikerek hücrelerin bozulmasına katkıda bulundu.

Araştırmacılar, deneylerde hücresel temizlik sürecini yeniden başlattıklarında veya sinüklein proteinini ortadan kaldırdıklarında nöronların hasardan korunduğunu gördü.

Bu bulgu, pestisitin zararlı etkilerinin gelecekte tedavilerle hedeflenebilecek belirli bir biyolojik yola bağlı olabileceğine işaret etti.

Yeni tedavi stratejileri için umut verdi

Çalışma, beynin hücresel temizlik mekanizmalarını güçlendiren ve savunmasız nöronları koruyan tedavilerin geliştirilebileceği ihtimalini gündeme getirdi. Bu tür tedavilerin klorpirifosa veya benzer süreçleri bozan diğer pestisitlere maruz kalan kişiler için yararlı olup olmayacağı araştırılacak.

Ancak koruyucu etkiler şimdiye kadar yalnızca laboratuvar modellerinde gösterildi. Otofajiyi güçlendirmenin insanlarda pestisit kaynaklı beyin hasarını önleyip önleyemeyeceğini veya azaltıp azaltamayacağını belirlemek için ek çalışmalara ihtiyaç var.

Bilim insanları, yaygın kullanılan diğer pestisitlerin de aynı hücresel mekanizmalara müdahale edip etmediğini araştırmak istiyor. Klorpirifosun ABD'deki kullanımı azalsa da kısıtlamalardan önce çok sayıda insan bu maddeye maruz kaldı ve benzer tarım kimyasalları hâlâ yaygın biçimde kullanılıyor.

Bulgular, önemli ölçüde pestisit maruziyeti geçmişi olan ve daha yakından nörolojik takipten fayda görebilecek kişilerin belirlenmesine de yardımcı olabilir. Beyin işlevindeki olası değişikliklerin daha erken fark edilmesi, Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatan veya önleyen tedavilerin geliştirilmesi açısından önem taşıyabilir.

UCLA Health nöroloji profesörü ve çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Jeff Bronstein, tüm pestisitleri tek bir kategori olarak değerlendirmek yerine belirli bir kimyasalın tespit edilmesinin önemini vurguladı.

Bronstein, "Bu çalışma, genel bir sınıf olarak pestisitleri değil, klorpirifosu Parkinson hastalığı için belirli bir çevresel risk faktörü olarak ortaya koyuyor" dedi.

Bronstein, "Hayvan modellerinde biyolojik mekanizmayı göstererek, bu bağlantının muhtemelen nedensel olduğunu ortaya koyduk. Otofaji işlev bozukluğunun nörotoksisiteyi tetiklediğinin keşfedilmesi, savunmasız beyin hücrelerini korumaya yönelik potansiyel tedavi stratejilerine de yön veriyor" ifadelerini kullandı.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
Parkinson klorpirifos pestisit UCLA nörobilim otofaji beyin sağlığı