ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Kendi evinde bile kaybolan insanların sırrı ne?

Bilim insanları, gelişimsel topografik dezoryantasyon (DTD) olarak bilinen ve kişilerin kendi evlerinde bile kaybolmasına yol açan nadir nörolojik duruma dikkat çekiyor. Bu sendrom, beynin navigasyon sistemindeki şaşırtıcı karmaşıklığı gözler önüne seriyor ve uzmanlar, DTD'nin günlük yaşam üzerindeki etkilerini araştırıyor.

Ada Kahriman - | Son Güncelleme Tarihi:
Kendi evinde bile kaybolan insanların sırrı ne?

Kişilerin kendi evlerinde bile yönünü kaybetmesine yol açan gelişimsel topografik dezoryantasyon (DTD), bilim dünyasında büyük bir merak konusu haline geldi. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu nörolojik durumun, bireylerin tanıdık ortamlarda dahi kaybolmalarına neden olduğunu ortaya koyuyor. DTD, alışılmış navigasyon sorunlarından farklı olarak, beyin yaralanması ya da herhangi bir nörolojik hastalık olmaksızın ömür boyu devam eden bir yön bulma bozukluğu olarak tanımlanıyor. Kanada'daki British Columbia Üniversitesi'nden nörobilimci Giuseppe Iaria ve ekibi, 2009 yılında rapor ettikleri ilk vakayla birlikte, DTD'nin bilimsel literatürdeki yerini sağlamlaştırdı. O günden bu yana, bu sendromun nedenleri ve etkileri üzerine yürütülen çalışmalar hız kazandı.

Bilim insanları: 'DTD, bilişsel harita oluşturmada temel sorunlara yol açıyor'

DTD'li bireyler, çevrelerindeki binaları ve işaretleri kolaylıkla tanıyabiliyor. Ancak, bu objelerin birbirleriyle ilişkisini zihinsel olarak haritalandırmakta ciddi sorunlar yaşıyorlar. Araştırmalara göre, DTD'nin temelinde, beynin mekânsal navigasyon ve hafıza ile ilgili bölgelerinde tipik olmayan bir aktivite deseni yatıyor. Bilişsel harita, bir kişinin çevresindeki yerlerin konumunu ve birbirleriyle olan ilişkisini kafasında canlandırabilmesini sağlıyor. DTD'li kişilerde ise bu harita eksik veya hatalı oluşuyor. Bu nedenle, tanıdık bir rotada ilerlerken her şey yolunda gidebilirken, en ufak bir değişiklikte ya da yol kapandığında, kişi kolayca kaybolabiliyor. Bilim insanları, DTD'nin yalnızca yön bulmada zorluk yaşamakla kalmadığını, aynı zamanda kişinin günlük yaşamında bağımsız hareketliliğini de kısıtladığını vurguluyor.

Gelişimsel topografik dezoryantasyon günlük yaşamı ve kariyeri etkiliyor

DTD, bireylerin günlük yaşamında ciddi sıkıntılara yol açabiliyor. Özellikle ağır vakalarda, kişiler kendi evlerinde dahi odaların sırasını veya konumunu doğru şekilde hatırlayamıyor. Araştırmalar, bu kişilerin evlerinin haritasını çizmeye çalıştıklarında, odaların şekillerini ve boyutlarını doğru temsil edemediklerini gösteriyor. DTD'nin etkileri bununla da sınırlı kalmıyor. Bağımsız hareketliliğin kısıtlanması, eğitim ve kariyer seçimlerinde de belirleyici olabiliyor. Birçok DTD'li, günlük yaşamda belli rotaları ezberleyerek, başka insanlara güvenerek ya da navigasyon teknolojilerinden yararlanarak bu eksikliği telafi etmeye çalışıyor. Özellikle GPS gibi teknolojiler, DTD'li bireyler için önemli bir bağımsızlık aracı haline geliyor. Ancak uzmanlar, bu tür teknolojilerin yaygınlaşmasının, DTD'nin ciddiyetinin göz ardı edilmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

DTD tanısı için standart bir yöntem henüz yok

Bilim insanları, DTD'nin nedenlerini ve yaygınlığını daha iyi anlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Şu ana kadar yapılan 15 ampirik çalışmanın sistematik incelemesi, DTD'nin büyük oranda bilişsel haritaların kalitesiyle ilgili sorunlardan kaynaklandığını ortaya koydu. Buna rağmen, işaret ve bina tanıma becerilerinin genellikle korunduğu tespit edildi. Araştırmacılar, DTD'yi genel nüfusta görülen yön bulma güçlüklerinden ayırmak için daha net tanı kriterleri ve değerlendirme yöntemleri geliştirmeye çalışıyor. Şu anda DTD için standart bir tanı aracı bulunmuyor. Bu nedenle, DTD'li bireylerin tam sayısı ve toplumdaki yaygınlığı kesin olarak bilinmiyor. Uzmanlar, DTD'nin çocukluk çağından itibaren var olabileceğini ve ömür boyu sürebileceğini belirtiyor.

Beynin navigasyon sistemi: Sessiz kahraman

DTD, beynin yön bulma ve mekânsal hafıza işlevlerinin ne kadar karmaşık ve hayati olduğunu gözler önüne seriyor. Çoğu insan için bir odadan diğerine geçiş, neredeyse otomatik olarak gerçekleşiyor ve bu süreçte beynin pek çok bölgesi koordineli biçimde çalışıyor. Ancak DTD'li bireylerde, bu otomatik süreçte aksaklıklar meydana geliyor ve basit bir yolculuk bile karmaşık bir probleme dönüşebiliyor. Bilim insanları, bu durumun, beynin kaybolmamızı önlemek için ne kadar çok ve karmaşık bir işlev üstlendiğini gösterdiğini vurguluyor. DTD sayesinde, beynin navigasyon sisteminin sessiz ama vazgeçilmez bir kahraman olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak, gelişimsel topografik dezoryantasyon, yalnızca bireylerin yön bulma becerisini değil, aynı zamanda bağımsızlık ve yaşam kalitesini de derinden etkiliyor. Bilim insanları, DTD'nin toplumda daha fazla fark edilmesi ve anlaşılması için çalışmalarına devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda, DTD'nin tanı ve tedavi süreçlerine yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesi bekleniyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
DTD gelişimsel topografik dezoryantasyon yön kaybı beyin navigasyon