ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Tüp bebekte 5 yıl sonra bildiğimiz her şey değişebilir

Tüp bebekte hem tedaviler hem de tedaviye erişimin kuralları değişmeye hazırlanıyor. Türkiye'de düşen doğurganlık hızıyla birlikte SGK koşulları ve devlet desteğinin yeniden düzenlenmesi gündemde.

Ayşegül Gedik - | Son Güncelleme Tarihi:
Tüp bebekte 5 yıl sonra bildiğimiz her şey değişebilir

TÜBİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş'ın mesajı ise net: "Önümüzdeki beş yıl içerisinde tüp bebek alanında çok hızlı bir ilerleme yaşayacağız." Laboratuvarda ise robotik sistemlerle mikroenjeksiyon yapılarak bebek dünyaya gelirken, bilim insanları CRISPR ile DNA'daki bozuklukların düzeltilip düzeltilemeyeceğini araştırıyor. Uzmanların dikkat çektiği bir başka önemli nokta da kilo: Metabolik sorunlar yumurta kalitesini ve gebelik şansını etkilerken, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiği vurgulanıyor.

-----

Tüp bebek dünyasında değişim yalnızca laboratuvarla sınırlı değil. Bir tarafta çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin tedaviye daha kolay ulaşabilmesi için yaş kriterleri, SGK koşulları ve devlet desteğinin yeniden değerlendirilmesi tartışılıyor; diğer tarafta robotik sistemler ve yapay zekâ, yıllardır embriyologların yaptığı işlemlere dahil olmaya başlıyor. Gen düzenleme teknolojileri kalıtsal hastalıkların gelecekte nasıl ele alınabileceğine ilişkin yeni kapılar açarken, uzmanlar başarılı bir gebelik için teknolojinin tek başına yeterli olmadığına, kilo ve metabolik sağlığın da önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Türk Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Derneği'nin (TÜBİD) 5. Bilimsel Toplantısı'nda 1200'ün üzerinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, tüp bebek uzmanı, embriyolog, androlog ve bilim insanı bir araya geldi. Toplantıda konuşulanlar, önümüzdeki yıllarda tüp bebek tedavisinde hem teknolojinin hem de tedaviye erişimin önemli ölçüde değişebileceğini ortaya koydu.

TÜBİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş'ın mesajı ise net:

"Önümüzdeki beş yıl içerisinde tüp bebek alanında çok hızlı bir ilerleme yaşayacağız."

SGK VE DEVLET DESTEĞİNDE YENİ DÖNEM GÜNDEMDE

Türkiye'de ilk evlilik yaşının yükselmesi ve doğurganlık hızının düşmesi, tüp bebek tedavilerine erişimi de yeniden gündeme taşıdı.

TÜBİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye'de ilk evlilik yaşının 27,4'e çıktığını, bazı şehirlerde ise 29-30 yaşlarına ulaştığını belirterek doğurganlık hızındaki düşüşe dikkat çekti.

Yaklaşık 30 yıl önce 2,4'ler civarında olan toplam doğurganlık hızının bugün 1,4'ler seviyesine kadar gerilediğini söyleyen Tıraş, "Bu tabii çok ciddi bir nüfusta azalma demek. Bunun etkilerini ileriki yıllarda muhtemelen göreceğiz" dedi.

Tıraş'a göre çözümün önemli ayaklarından biri, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin tedaviye ulaşmasını kolaylaştırmak.

TÜBİD'in Sağlık Bakanlığı ile konuyu görüştüğünü açıklayan Tıraş, tüp bebek uygulamalarına ilişkin yeni öneriler hazırlayacaklarını söyledi. Yaş kriterlerinin yeniden değerlendirilmesi, SGK desteği için aranan bazı koşulların esnetilmesi ve devlet desteğinin artırılması gündemdeki başlıklar arasında.

Tedavinin mali yükünün azaltılması için farklı finansman modellerinin de değerlendirilebileceğini belirten Tıraş, devlet bankaları aracılığıyla uygun koşullu finansman sağlanmasının seçeneklerden biri olabileceğini ifade etti.

"YUMURTA REZERVİNİN DÜŞMESİNİ NEDEN BEKLEYELİM?"

Yeniden değerlendirilmesi gündeme gelen konulardan biri de yumurta dondurma koşulları.

Kadınların eğitim, kariyer veya kişisel nedenlerle çocuk sahibi olmayı daha ileri yaşlara erteleyebildiğine dikkat çeken Tıraş, yumurta rezervi henüz yüksekken yumurta dondurulabilmesinin önünün açılmasını tartışmaya açtı.

Tıraş, "Yumurta rezervinin düşmesini neden bekleyelim?" diyerek mevcut yaklaşımın yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

TÜBİD'in yaş kriterleri, yumurta dondurma koşulları ve tüp bebek tedavilerine erişime ilişkin hazırlayacağı önerilerin Sağlık Bakanlığı'na sunulması planlanıyor.

ROBOT MİKROENJEKSİYON YAPTI, BEBEK DÜNYAYA GELDİ

Türkiye'de tüp bebeğin kuralları tartışılırken laboratuvarlarda da dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor.

Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri robotik mikroenjeksiyon.

Prof. Dr. Bülent Tıraş, robot koluyla mikroenjeksiyon gerçekleştirildiğini ve bu işlem sonucunda bir bebeğin dünyaya geldiğinin bilimsel olarak yayımlandığını anlattı.

Tıraş, gelişmenin tüp bebek merkezlerinde otomasyonun gelecekte çok daha fazla kullanılabileceğinin işareti olduğunu belirterek, "Bunlar artık giderek tüp bebek merkezlerinde otomasyonun da yavaş yavaş ön plana çıkacağını gösteriyor" dedi.

YAPAY ZEKÂ MİKROSKOBUN BAŞINA GEÇTİ

Robotların yanı sıra yapay zekâ da tüp bebek laboratuvarlarında giderek daha fazla görev üstleniyor.

Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri sperm seçimi.

Bugüne kadar embriyoloğun mikroskop altında yaptığı değerlendirmeye dayanan sperm seçiminde artık mikroskoba entegre edilen kameralar ve yapay zekâ algoritmaları da devreye giriyor.

Prof. Dr. Tıraş, kendi çalışmalarında da yapay zekâ ile sperm seçimini araştırdıklarını belirterek şöyle konuştu:

"Artık sperm seçiminde yapay zekâ kullanmaya başladık. Embriyolog spermi kendi gözüyle seçerken şimdi mikroskoba entegre edilen kamera ve yapay zekâ programı hangi spermin kullanılması gerektiğini söylüyor. Bizim de bununla ilgili bir çalışmamız var. Yapay zekânın seçtiği spermlerle daha iyi embriyolar elde ettiğimizi görüyoruz."

Peki gelecekte son sözü kim söyleyecek?

Tıraş'ın yanıtı dikkat çekici:

"Nihai kararı şimdilik insan veriyor. Gelecekte kim verir, belli olmaz."

GÜNLERCE ARANAN SPERMİ SAATLER İÇİNDE BULUYOR

Yapay zekânın görevi yalnızca en iyi spermi seçmek değil.

Bazı erkeklerde menide sperm bulunamıyor. Cerrahi yöntemlerle elde edilen örneklerde ise yüzlerce, hatta binlerce mikroskop alanının içerisinde yalnızca birkaç sperm bulunabiliyor.

Bir embriyolog için son derece yorucu ve uzun sürebilecek bu tarama işleminde de yapay zekâdan yararlanılmaya başlanıyor.

Prof. Dr. Tıraş, Columbia Üniversitesi'nden Prof. Dr. S. Zev Williams ve ekibinin geliştirdiği "Rare Sperm Search" yaklaşımına dikkat çekerek, günler sürebilecek sperm arama işleminin yapay zekâ yardımıyla saatlere indirilebildiğini anlattı.

Sistem çok sayıda mikroskop görüntüsünü tarayarak gözden kaçabilecek az sayıdaki spermi bulmaya çalışıyor.

Daha önce "sperm yok" denilen bir örnekte birkaç spermin bulunabilmesi bile tedavinin seyrini değiştirebiliyor.

YAPAY ZEKÂ EMBRİYONUN "FİLMİNİ" İZLİYOR

Yapay zekâ embriyo seçiminde de giderek daha fazla devreye giriyor.

Time-lapse teknolojileri sayesinde embriyolar inkübatörden çıkarılmadan gelişimleri boyunca kameralarla takip edilebiliyor. Böylece yalnızca tek bir görüntü yerine embriyonun saatler ve günler içerisindeki gelişimini gösteren bir çeşit "film" elde ediliyor.

Yapay zekâ algoritmaları bu görüntüler üzerinden hücre bölünmelerinin zamanlamasını ve embriyonun morfolojik özelliklerini birlikte değerlendirerek hangi embriyonun daha yüksek gelişim potansiyeline sahip olabileceğinin belirlenmesinde embriyologlara destek oluyor.

Geleceğin tüp bebek laboratuvarında embriyolog, yapay zekâ ve robotik sistemlerin yan yana çalışması giderek daha gerçekçi bir senaryoya dönüşüyor.

DNA'DAKİ BOZUKLUKLAR DÜZELTİLEBİLİR Mİ?

Üreme tıbbında araştırılan en dikkat çekici konulardan biri de genetik hastalıkların gelecekte daha oluşmadan önlenip önlenemeyeceği.

Bu noktada dünyanın yakından takip ettiği teknolojilerden biri CRISPR.

Yale Üniversitesi'nden Prof. Dr. Emre Seli, CRISPR'ın DNA'daki belirli bozuklukların düzeltilmesinde kullanılabilecek en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirterek, bilinen bir genetik mutasyonu taşıyan kişilerde bu mutasyonun teorik olarak düzeltilmesinin mümkün olabileceğini söyledi.

Ancak bu teknoloji bugün için tüp bebek tedavisinde kullanılan kabul edilmiş bir klinik yöntem değil.

Seli, olası yan etkilerin henüz tam olarak analiz edilmediğinin altını çizerek klinik uygulama için önemli soru işaretlerinin devam ettiğini vurguladı.

CRISPR bugün kök hücreler ve deneysel embriyo modelleri üzerinde yapılan araştırmalarda, belirli genlerin erken gelişimde nasıl bir rol oynadığını anlamak amacıyla da kullanılıyor.

EMBRİYOYA DOKUNMADAN GENETİĞİNİ OKUMAK

Genetik alandaki bir başka hedef ise embriyoya biyopsi yapmadan bilgi edinebilmek.

Bugün genetik değerlendirme gerektiğinde embriyodan hücre örneği alınabiliyor. Yeni yaklaşımda ise araştırmacılar embriyonun içinde geliştiği kültür sıvısını inceliyor.

Çünkü embriyonun bu sıvıya bıraktığı serbest DNA parçaları bulunabiliyor.

Hedef, bu DNA parçalarını analiz ederek embriyodan hücre almadan genetik yapısı hakkında güvenilir bilgi edinebilmek.

Yöntem henüz klasik biyopsinin tanısal doğruluğuna ulaşmış değil. Ancak araştırmaların nihai hedefi oldukça çarpıcı:

Embriyoya dokunmadan genetik değerlendirme yapabilmek.

TÜP BEBEKTE KİLO FAKTÖRÜ

Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin tüp bebekte başarıyı etkileyen faktörlerin tamamı laboratuvarda değil.

Prof. Dr. Hulusi Zeyneloğlu, metabolik sağlığın yumurta kalitesi açısından önemli olduğuna dikkat çekerek yüksek kolesterol, kan şekeri sorunlarına yatkınlık ve yüksek trigliserid düzeylerinin yumurta kalitesini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.

Bu nedenle fazla kilosu bulunan bazı hastalarda tüp bebek tedavisine başlamadan önce kilo verilmesini istediklerini belirten Zeyneloğlu, kilo kaybının ardından daha kaliteli yumurtalar elde edilebildiğini ifade etti.

Üstelik kilo kaybının etkisi yalnızca tüp bebek tedavisiyle sınırlı olmayabiliyor.

Zeyneloğlu, kilo verme sürecinde adet düzeninin iyileşebildiğini ve kendiliğinden oluşan gebeliklerde de artış görülebildiğini belirtti. Uygun hastalarda vücut ağırlığının yüzde 10-20'sinin kaybedilmesinin gebeliğe ulaşma şansını önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.

ZAYIFLAMA İĞNELERİNE "DOKTOR KONTROLÜ" UYARISI

Son yıllarda hızla yaygınlaşan yeni nesil zayıflama iğneleri de bu nedenle üreme sağlığının gündemine girmiş durumda.

Ancak Prof. Dr. Zeyneloğlu bu ilaçların kontrolsüz kullanımına karşı uyarıyor.

"Bir dahiliye doktoru, bir endokrin doktoru tarafından kontrollü bir şekilde kullanılması şart."

Zeyneloğlu'na göre amaç yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil; metabolik sağlığı düzelterek gebelik için daha uygun koşullar oluşturmak.

YUMURTANIN BİYOLOJİK SAATİ YAVAŞLATILABİLİR Mİ?

Bilim insanlarının yanıt aradığı bir başka büyük soru ise kadın üreme sağlığının en önemli sorunlarından biri olan yumurtanın yaşlanması.

Prof. Dr. Emre Seli, son yıllarda hızla büyüyen "longevity" araştırmalarının üreme tıbbında da yeni bir çalışma alanı açtığını belirtiyor.

Araştırmaların önemli bir bölümünde hücrenin enerji üretiminde kritik rol oynayan mitokondriler mercek altında.

Bilim insanları mitokondri fonksiyonlarının iyileştirilmesinin yumurta ve embriyo sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olup olmayacağını araştırıyor.

Seli, "Son yıllarda mitokondri fonksiyonunu iyileştirip oosit, yani yumurta ve embriyo sağlığını artırmaya yönelik çalışmalar giderek artıyor" diyerek bu alandaki gelişmelere dikkat çekti.

Hedef zamanı geri çevirmek değil; yaşlanmanın yumurta üzerindeki biyolojik etkilerini azaltmanın mümkün olup olmadığını anlamak.

PRP'DEN EKSOZOMA YENİ ARAYIŞLAR

Üreme hücrelerini ve dokularını "gençleştirmeye" yönelik çalışmaların bir başka ayağını PRP, eksozom ve kök hücre temelli araştırmalar oluşturuyor.

Prof. Dr. Bülent Tıraş, PRP uygulamalarının yumurtalıkların ardından rahim ve testis gibi farklı alanlarda da araştırıldığını belirtti.

Özellikle rahim iç tabakası yeterince kalınlaşmayan bazı hastalarda PRP üzerinde çalıştıklarını söyleyen Tıraş, testis PRP'sine ilişkin çalışmalar yaptıklarını ve şimdi eksozomlarla ilgili araştırmaların da sürdüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Emre Seli ise PRP'nin özellikle yumurtalık rezervi çok düşük olan ve tüp bebek tedavisinde yeterli sayıda veya kalitede yumurta elde edilemeyen hastalardaki potansiyelinin araştırıldığını söyledi.

Ancak bu uygulamaların hangi hastalarda gerçekten fayda sağlayabileceği ve standart tedaviler arasındaki yerinin ne olacağı devam eden bilimsel çalışmalarla netleşecek.

BİR GÜN KÖK HÜCREDEN YUMURTA VE SPERM ÜRETİLEBİLİR Mİ?

Üreme tıbbının belki de en iddialı hedefi ise bugün çocuk sahibi olma şansı son derece sınırlı olan hastalara yönelik.

Hiç yumurtası veya spermi olmayan bir kişinin kendi hücrelerinden bir gün yumurta ya da sperm üretmek mümkün olabilir mi?

Prof. Dr. Emre Seli, her çeşit infertilitenin tedavi edilebildiği bir noktaya ulaşmak için kök hücrelerden gamet, yani yumurta ve sperm üretilebilmesinin önemli hedeflerden biri olduğunu söyledi.

Bu çalışmalar bugün deneysel modellerde yürütülüyor.

Henüz klinik bir tedaviden söz etmek mümkün değil. Ancak başarılı olması halinde bu yaklaşım, infertilite tedavisinin bugün ulaşılamayan sınırlarını değiştirebilir.

TÜP BEBEKTE YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİ

Bir tarafta tüp bebeğe erişimi kolaylaştırmak için SGK koşullarının, devlet desteğinin ve yaş kriterlerinin yeniden değerlendirilmesi...

Bir tarafta mikroenjeksiyon yapabilen robotlar ve günlerce aranan spermi saatler içinde bulabilen yapay zekâ...

Diğer tarafta DNA bozukluklarını düzeltmenin, embriyoya dokunmadan genetik bilgi elde etmenin, yumurtanın yaşlanma etkilerini azaltmanın ve kök hücrelerden yumurta ile sperm üretmenin yollarını arayan bilim insanları...

Bütün bunlara bir de tüp bebek başarısında kilo ve metabolik sağlığın giderek daha fazla gündeme gelmesi ekleniyor.

Elbette bu gelişmelerin tamamı aynı aşamada değil. Bazıları bugün kullanılmaya başlanan teknolojiler, bazıları klinik araştırmalarla değerlendiriliyor, bazıları ise henüz deneysel düzeyde.

Ancak TÜBİD 5. Bilimsel Toplantısı'ndan çıkan tablo, önümüzdeki yıllarda tüp bebek tedavisinde yalnızca kullanılan teknolojilerin değil, tedaviye erişimin ve infertiliteye yaklaşımın da değişebileceğini gösteriyor.

Prof. Dr. Bülent Tıraş'ın sözleri ise önümüzdeki döneme ilişkin beklentiyi özetliyor:

"Önümüzdeki beş yıl içerisinde tüp bebek alanında çok hızlı bir ilerleme yaşayacağız."

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
tüp bebek tedavisi sgk desteği doğurganlık düşüşü