Diyet ve egzersiz yetmez mi? D vitamini tartışması yeniden gündemde

ABD'de yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, prediabet tanısı konan kişilerde D vitamini takviyesinin tip 2 diyabet riskini genetik varyasyonlara bağlı olarak yüzde 19 oranında azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, D vitamini ve genetik testlerin birlikte değerlendirilmesinin diyabetin önlenmesinde yeni bir yol açabileceğine dikkat çekti.
ABD'de gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, prediabet teşhisi konan yetişkinlerde D vitamini takviyesinin, özellikle belirli genetik varyasyonlara sahip olanlarda tip 2 diyabet gelişme riskini yüzde 19 oranında azalttığını gösterdi. JAMA Network Open'da yayımlanan araştırmada, 2 binden fazla yetişkinin katıldığı D2d isimli büyük ölçekli klinik deneyin verileri analiz edildi. Araştırmacılar, D vitamini reseptör genindeki farklılıkların, takviyenin etkisinde belirleyici bir rol oynadığını belirtti. Bu bulgular, D vitamini takviyesinin her prediabet hastası için aynı sonucu doğurmadığını, ancak genetik faktörlerin etkili olabileceğini ortaya koydu.
Dr. Pittas: 'D vitamini reseptöründe varyasyon olanlar daha fazla fayda görüyor'
Çalışmanın başyazarı Dr. Anastassios Pittas, Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör ve Tufts Tıp Merkezi Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Bölümü Başkanı olarak görev yapıyor. Pittas ve ekibi, D vitamini reseptör geninde ApaI AC veya CC varyasyonlarına sahip olan prediabet hastalarının, günlük yüksek doz D vitamini takviyesi aldıklarında tip 2 diyabet gelişme riskinin yüzde 19 daha düşük olduğunu vurguladı. Bu oran, plasebo grubuyla karşılaştırıldığında dikkat çekici bir fark oluşturdu. Dr. Pittas, "D vitamini reseptörü vücudun D vitaminini kullanmasını sağlayan bir sensör gibi çalışıyor. Bazı bireylerde bu sensör daha verimli çalıştığı için, yüksek D vitamini seviyeleri insülin işlevini ve glukoz kontrolünü olumlu etkileyebiliyor" dedi. Ancak, reseptör geninde farklı varyasyonlara sahip olmayanlarda aynı etkinin görülmediğini belirtti. Pittas, "Bu nedenle, D vitamini takviyesi herkeste aynı etkiyi göstermiyor" diye konuştu.
ABD'de prediabet yaygınlığı ve D vitamini takviyesinin etkileri
ABD'de 115 milyondan fazla kişi, kan şekeri düzeylerinin normalin üzerinde olduğu ancak diyabet tanı sınırının altında kaldığı prediabet durumunda bulunuyor. Bu kişilerin tip 2 diyabete ilerleme riski oldukça yüksek. Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite, diyabet riskini azaltmada temel rol oynasa da, son yıllarda D vitamini takviyesinin de bu süreçte destekleyici bir unsur olabileceği gündeme geldi. 2025 yılında Journal of the Endocrine Society'de yayımlanan bir başka araştırmada, yaklaşık 4 bin 500 prediabet hastasının incelendiği 10 farklı klinik deneyin sonuçları analiz edildi. Bu çalışmada, D vitamini alan katılımcıların yüzde 18,5'inin normal kan şekeri seviyelerine ulaştığı, plasebo grubunda ise bu oranın yüzde 14 olduğu tespit edildi. 2023 yılında Annals of Internal Medicine'de yayımlanan bir diğer analizde ise, D vitamini alanların yüzde 22,7'sinin tip 2 diyabet geliştirdiği, plasebo alanlarda bu oranın yüzde 25 olduğu bildirildi. Her iki çalışma da, D vitamini takviyesi ile plasebo arasındaki farkların küçük fakat önemli olduğunu gösterdi. Son bulgular, genetik faktörlerin bu etkiyi daha da belirgin hale getirebileceğini ortaya koydu.
Genetik varyasyonlar D vitamini etkinliğinde anahtar rol oynuyor
Uzmanlar, D vitamini reseptör genindeki farklılıkların, takviyenin biyolojik etkilerinde belirleyici olduğunu savunuyor. Dr. Pittas, "D vitamini reseptörü, vücudun D vitaminini kullanmasını sağlayan anahtar bir protein. Genetik varyasyonlar, bu reseptörün işlevini değiştirebilir ve böylece D vitamini takviyesinin glukoz metabolizmasına olan etkisini artırabilir veya azaltabilir" dedi. Beslenme uzmanı Scott Keatley ise, D vitamininin pankreas beta hücrelerinde insülin salgısını tetikleyen bir etki yarattığını, ancak reseptör genindeki farklılıkların bu yanıtı değiştirebileceğini belirtti. Keatley, "Aynı D vitamini seviyesi, genetik yapıya bağlı olarak farklı biyolojik sonuçlar doğurabilir" ifadesini kullandı. Bu nedenle, D vitamini takviyesinin etkisi kişiden kişiye değişebiliyor. Genetik testlerin, hangi prediabet hastalarının D vitamini takviyesinden daha fazla fayda görebileceğini belirlemede önemli bir araç olabileceği vurgulandı.
D vitamini düzeyinin belirlenmesi için kan testleri öneriliyor
Beslenme uzmanı Keri Gans, D vitamini reseptör genindeki varyasyonların tespitinin şu anda rutin olarak yapılmadığını, bu nedenle çoğu kişinin genetik durumunu bilmediğini söyledi. Ancak D vitamini düzeyinin kolayca kan testiyle ölçülebildiğini vurgulayan Gans, "D vitamini eksikliği olup olmadığını anlamak ve takviye gereksinimini belirlemek için kan testi yapılması önemli" dedi. Bir diğer beslenme uzmanı Jessica Cording ise, takip eden kan testlerinin de kritik olduğuna dikkat çekti. Cording, "Vücudunuzun D vitamini takviyesine nasıl yanıt verdiğini görmek için düzenli aralıklarla kan testi yaptırmak, dozun yeterliliğini değerlendirmek açısından gereklidir" şeklinde konuştu. Uzmanlar, D vitamini düzeyinin kişiye özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yüksek doz takviyenin herkes için uygun olmayabileceğini belirtti.
Yüksek doz D vitamini nedir ve kimler için uygundur?
Dr. Pittas, yüksek doz D vitamini alımının genellikle günde 4 bin IU'nun üzerinde olduğunu, ancak her bireyin ihtiyacının farklı olabileceğini söyledi. 2011 yılında Tıp Enstitüsü tarafından belirlenen bu üst sınır, son yıllarda sağlık otoriteleri tarafından gözden geçiriliyor. Pittas, "Tip 2 diyabetin önlenmesine yönelik çalışmalarda, 25-hidroksivitamin D'nin 40 ng/mL ve üzeri kan seviyelerine ulaşan bireylerde daha fazla fayda gözlendi" dedi. Bu seviyeye ulaşmak için bazı kişilerde günde 4 bin IU'dan daha fazla D vitamini gerekebileceğini ifade etti. Ancak, yüksek doz takviye almadan önce mutlaka sağlık uzmanına danışılması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, D vitamini takviyesinin tek başına diyabeti önlemede yeterli olmadığını, esas olarak sağlıklı yaşam tarzının belirleyici olduğunu belirtti.
Uzmanlardan prediabet hastalarına uyarı: D vitamini destekleyici, temel çözüm değil
Beslenme uzmanı Scott Keatley, prediabet durumunda diyet ve egzersizin halen en etkili yöntemler olduğunu söyledi. Keatley, "D vitamini takviyesi, genetik varyasyonu olanlarda destekleyici bir rol oynayabilir. Ancak, diyabet riskinin azaltılmasında asıl etki, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve düzenli fiziksel aktiviteyle sağlanıyor" dedi. Keatley, D vitamininin temel tedavinin yerine geçmemesi gerektiğini, ancak genetik olarak yatkın kişilerde riski ince ayar yapabileceğini belirtti. Uzmanlar, prediabet teşhisi konan kişilere, D vitamini takviyesi ve genetik testler konusunda sağlık profesyonelleriyle görüşmelerini önerdi. Bu yaklaşımın, tip 2 diyabetin önlenmesinde daha bireyselleştirilmiş ve etkili bir yol sunabileceği ifade edildi.
Sonuç olarak, ABD'de yapılan son araştırmalar, D vitamini takviyesinin tip 2 diyabet riskini azaltmada genetik varyasyonların önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Ancak, diyabetten korunmada en etkili yöntemlerin başında sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri geliyor. Uzmanlar, D vitamini ve genetik testlerin birlikte değerlendirilmesinin, prediabet hastalarına daha iyi bir koruma sağlayabileceğini belirtiyor. Her bireyin ihtiyaçlarının farklı olabileceği ve tedavi seçeneklerinin mutlaka bir sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
- Popüler Haberler -
Bilim insanlarından çağrı! Demansın önlenmesi için yaşam tarzı değişmeli
Stresle başa çıkmak isteyenlere diyetisyen tavsiyesi! Bu gıdalara dikkat
Sigara şirketlerinin hedefi gençler: Bağımlılık küçük yaşta başlıyor
Kahve tüketiminde yeni dönem! Kafeinsiz kahvenin etkileri şaşırttı
Elma ve fıstık ezmesi neden birlikte öneriliyor?
Uzmanlardan karaciğer sağlığı için elma tavsiyesi! Her gün tüketin



