Marshall Adaları'nda 120 bin ton radyoaktif atık tehlikesi büyüyor

Marshall Adaları'ndaki Runit Adası'nda bulunan ve ABD'nin nükleer testlerinin ardından inşa edilen devasa nükleer atık mezarının sızdırdığı ortaya çıktı. Uzmanlar, yükselen deniz seviyesi ve iklim değişikliği nedeniyle bölgedeki radyoaktif riskin hızla arttığı uyarısında bulunuyor.
ABD'nin 1958 yılında Marshall Adaları'ndaki Runit Adası'nda gerçekleştirdiği nükleer denemeler sonrası inşa edilen 'Runit Kubbesi', aradan geçen onlarca yıla rağmen tehlike saçmaya devam ediyor. 18 kilotonluk 'Kaktüs' kod adlı nükleer patlamanın ardından bölgeye gömülen 120 bin tondan fazla radyoaktif atık, bugün sızıntı riskiyle karşı karşıya. Uzmanlar, deniz seviyesinin yükselmesi ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle Runit Adası'ndaki nükleer mezarın bütünlüğünün ciddi biçimde tehdit altında olduğunu vurguluyor. Son araştırmalar, kubbedeki çatlaklar ve yeraltı suyunun sızması sonucu, radyoaktif maddelerin çevreye yayılma ihtimalinin arttığını gösteriyor. Bu gelişmeler, sadece Marshall Adaları'nı değil, tüm Pasifik bölgesini endişelendiriyor.
Ken Buesseler: 'Runit Kubbesi'nin geleceği iklim değişikliğine bağlı'
Woods Hole Okyanografik Enstitüsü'nden deniz radyoaktivitesi uzmanı Ken Buesseler, son yıllarda Runit Kubbesi'nden kaynaklanan radyoaktif sızıntıların şu ana kadar 'nispeten küçük' olduğunu belirtti. Ancak Buesseler, gelecekte deniz seviyesinin yükselmesi, fırtınalar ve mevsimsel yüksek gelgitlerin, kubbenin altındaki su akışını ve sızıntı miktarını artırabileceğine dikkat çekti. Plütonyumun kubbenin altında kalması durumunda Pasifik Okyanusu'na büyük miktarda radyasyon yayılmayacağını ifade eden Buesseler, yine de sızıntının düzenli olarak izlenmesi ve elde edilen verilerin bölgedeki topluluklarla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini vurguladı. Özellikle iklim değişikliğinin etkilerinin artması, Runit Adası'ndaki nükleer mezarın güvenliğini daha da tartışmalı hale getiriyor.
Marshall Adaları'nda nükleer atık tehdidi: Bilim insanlarından ABD'ye sorumluluk çağrısı
Columbia Üniversitesi'nden kimyager Ivana Nikolic-Hughes, 2018 yılında adada yaptığı incelemelerde Runit Kubbesi'nin çatlaklarını yerinde gözlemlediğini ve adadan alınan toprak örneklerinde yüksek seviyede radyasyon ile beş farklı radyoizotopun tespit edildiğini açıkladı. Nikolic-Hughes, bu bulguların nükleer mezarın sızdırdığına dair önemli bir gösterge olduğunu, ancak aynı zamanda geçmişteki temizlik çalışmalarının yetersizliğinin de etkili olabileceğini ifade etti. Ayrıca, Runit Adası'nın deniz seviyesinin sadece iki metre üzerinde bulunması, bölgeyi yükselen deniz seviyesi ve şiddetli fırtınalar karşısında daha da savunmasız bırakıyor. Bilim insanları, ABD'nin Marshall Adaları'ndaki nükleer atıkların temizlenmesi konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğinin altını çiziyor. ABD Enerji Bakanlığı'nın 2024'te yayımladığı rapor da, iklim değişikliğinin ve fırtına dalgalarının radyoizotopların yayılmasında en büyük risk faktörü olduğunu ortaya koydu.
Birleşmiş Milletler'den uyarı: Marshallese halkı için yerinden edilme riski büyüyor
Birleşmiş Milletler özel raportörü Paula Gaviria Betancur, 2024 yılında yaptığı açıklamada, nükleer testlerin ve askeri taleplerin, yüzlerce Marshallese vatandaşını nesiller boyunca yerinden ettiğini, iklim değişikliğinin ise binlerce kişinin daha göç etmek zorunda kalmasına yol açabileceğini belirtti. Runit Adası'ndaki nükleer mezarın bulunduğu bölge, insanların yaşadığı yerden yaklaşık 20 mil uzakta olmasına rağmen, yerel halk lagünü aktif olarak kullanıyor. Bu nedenle, radyoaktif sızıntının etkileri sadece çevreyle sınırlı kalmayıp, insan sağlığı ve bölgenin geleceği açısından da ciddi tehditler barındırıyor. Bilim insanları, ABD'nin ve uluslararası toplumun, Marshall Adaları'ndaki nükleer atık sorununa kalıcı ve güvenli bir çözüm bulması için acil adımlar atması gerektiği konusunda hemfikir.
Runit Adası'ndaki nükleer mezarın geleceği, iklim değişikliğiyle mücadele ve deniz seviyesinin kontrol altına alınmasıyla doğrudan bağlantılı. Uzmanlar, bölgedeki radyoaktif riskin artmaması için hem ABD'nin hem de uluslararası kurumların sorumluluk üstlenmesini ve düzenli izleme ile şeffaf veri paylaşımının sağlanmasını talep ediyor. Aksi halde, Marshall Adaları ve çevresindeki topluluklar, radyoaktif sızıntı ve çevresel felaket tehdidiyle karşı karşıya kalmaya devam edecek.
- Popüler Haberler -
İsrail saldırılarının hedefi olmuştu... Lübnan'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı
İran'dan saldırı tehdidi... "Misillemelerde kısıtlama uygulamayacağız"
Pitonlarının sırrıyla zayıflama ilaçlarında yeni dönem başlıyor
İran'dan İngiltere'ye sert tepki: ABD'ye üs sağlanması İran'a saldırıya katılım sayılır
Pakistan-Afganistan hattında ''roket'' krizi: İslamabad iddiaları yalanladı
Gazze'ye giren insani yardım miktarı yüzde 80 düştü



