ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Dünyada giderek daha az sebze yetiştiriliyor! Bu durum sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Tayfun Demirel - | Son Güncelleme Tarihi:
Dünyada giderek daha az sebze yetiştiriliyor! Bu durum sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Dünya Sebze Merkezi ve uluslararası bilim insanları, sebze çeşitliliğindeki hızlı kaybın küresel beslenme ve sağlık üzerinde ciddi riskler yarattığını vurguladı. FAO verilerine göre, sebzelerin yüzde 24'ü yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Uzmanlar, sebze biyolojik çeşitliliğini korumanın hem insan hem gezegen sağlığı için zorunlu olduğunu belirtti.

Dünya Sebze Merkezi öncülüğünde hazırlanan uluslararası bir rapor, sebze çeşitliliğindeki kaybın küresel ölçekte beslenme alışkanlıklarını tehdit ettiğini ortaya koydu. Uluslararası beslenme, tarım ve botanik uzmanlarının katkısıyla oluşturulan çalışma, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Araştırma, sebzelerin biyolojik çeşitliliğinin azalmasının hem insan sağlığına hem de çevreye olumsuz etkiler yarattığına dikkat çekiyor. FAO'nun verileri ise, dünya genelindeki sebzelerin yüzde 24'ünün yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor. Bilim insanları, sebze çeşitliliğinin korunmasının ve artırılmasının, beslenme krizini önlemede kritik rol oynayacağı konusunda uyarıda bulundu.

Dünya Sebze Merkezi: 'Çeşitlilik kaybı beslenme krizini tetikliyor'

Raporun baş yazarı ve Dünya Sebze Merkezi'nde tarım bilimcisi olan Maarten van Zonneveld, mevcut tarım politikalarının ve yetiştiricilik uygulamalarının küresel beslenme sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kaldığını belirtti. Zonneveld, "Çözüm sadece daha fazla sebze üretmek değil, aynı zamanda daha fazla sebze türünü tarıma kazandırmak," ifadesini kullandı. Uzmanlar, geleneksel sebze çeşitlerinin ve onların yabani akrabalarının hâlâ mevcut olduğunu, ancak bunların korunması ve akıllıca kullanılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı bu dönemde, sebze biyolojik çeşitliliğinin korunması, hem insan sağlığı hem de gezegenin geleceği için yaşamsal önemde görülüyor. Araştırmacılar, yerel ve iklime dayanıklı sebze türlerinin, beslenme yetersizliğine karşı güçlü bir savunma oluşturabileceğini savunuyor.

FAO: 'Sebzelerin yüzde 24'ü yok olma riskiyle karşı karşıya'

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan incelemeler, dünyada tür düzeyinde değerlendirilen sebzelerin yaklaşık dörtte birinin neslinin tükenme tehlikesi altında olduğunu gösteriyor. Bu durum, sadece sofralarımızdaki çeşitliliğin azalmasına değil, aynı zamanda besin maddelerinin kaybına ve iklim değişikliğine uyum kapasitemizin zayıflamasına yol açıyor. Özellikle sanayileşmiş tarım uygulamaları ve monokültür üretim sistemleri, sebze çeşitliliğinde ciddi kayıplara neden oldu. Örneğin, dünyada 4.000'den fazla patates çeşidi bulunmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'nde sadece beş ila sekiz çeşit yaygın olarak kullanılıyor. FAO yetkilileri, bu kaybın küresel gıda güvenliğini tehdit ettiğini ve acil önlemler alınması gerektiğini belirtiyor.

Maarten van Zonneveld: 'Yerel ve iklime dayanıklı sebzeler göz ardı ediliyor'

Maarten van Zonneveld ve ekibi, dünya genelinde yaygın olarak tüketilen marul, soğan ve domates gibi birkaç sebzenin küresel ürün haline geldiğini, ancak birçok besleyici ve iklime dayanıklı sebze türünün büyük ölçüde göz ardı edildiğini açıkladı. Örümcek bitkisi, kaygan lahana, acı kabak ve balkabağı gibi sebzeler, yerel koşullara uyum sağlama ve zorlu çevresel şartlara direnç gösterme konusunda önemli avantajlar sunuyor. Örümcek bitkisi, Afrika'da yetişen ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı ile bilinen koyu yeşil yapraklı bir sebze olarak öne çıkıyor. Benzer şekilde, kaygan lahana Pasifik bölgesinde, acı kabak ise Asya ve Karayipler'de popülerliğini koruyor. Ancak, bu türlerin genetik kaynaklarının yeterince korunmaması ve büyük ölçekli üretim için geliştirilmemesi, biyolojik çeşitlilik kaybını hızlandırıyor.

Biyolojik çeşitlilik kaybı küresel hastalık yükünü artırıyor

Uzmanlar, dünya genelinde insanların sağlıklı bir diyet için önerilen sebze miktarının yaklaşık yüzde 40 altında tüketim gerçekleştirdiğini bildiriyor. Sebze tüketiminin düşük olması, kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleri başta olmak üzere, küresel hastalık yükünün artmasında önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Para sıkıntısı yaşandığında, sebzeler genellikle alışveriş listesinden ilk çıkarılan ürünler oluyor. Bunun yanında, çiftçiler sebzeleri diğer tarım ürünlerine göre daha riskli buluyor, çünkü sebzelerin bozulabilirliği ve kısa raf ömrü ekonomik açıdan sorun yaratıyor. Araştırmacılar, sebze biyolojik çeşitliliğinin artırılması ve tüketiminin teşvik edilmesiyle bu sağlık risklerinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Gen bankalarında koruma yetersiz, üretim kısıtlanıyor

Rapor, yerel sebze çeşitlerinin gen bankalarında yeterince korunmadığını ve mevcut koleksiyonlarda ciddi boşluklar bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu eksiklikler, daha dayanıklı ve besleyici sebze türlerinin geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını engelliyor. Araştırmacılar, örümcek bitkisi, kaygan lahana, acı kabak ve balkabağı gibi türlerin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de beslenme çeşitliliğine katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Ancak, bu türlerin kaybolmadan önce daha geniş ölçekte yetiştirilmesi ve tüketilmesi gerekiyor. Bilim insanları, 1.480'den fazla sebze türünde devam eden biyolojik çeşitlilik kaybının, küresel gıda sistemlerinin hızla çeşitlendirilmesini zorunlu kıldığını vurguluyor.

Tüketicilere ve çiftçilere çağrı: Yerel çeşitler sofralara dönmeli

Uzmanlar, hem tüketicilere hem de üreticilere, yerel ve miras sebze çeşitlerinin korunması ve yaygınlaştırılması için çağrıda bulunuyor. Bahçecilikle ilgilenenler, kendi sebzelerini yetiştirirken yerel ve miras çeşitlere öncelik verebilir. Ayrıca, tohum toplama ve yeniden ekim uygulamaları, sebze biyolojik çeşitliliğinin korunmasına katkı sağlıyor. Çiftçi pazarları ve bağımsız marketler ise, daha geniş bir sebze yelpazesine ulaşmak için tüketicilere fırsatlar sunuyor. Araştırmacılar, yeni sebze türlerinin keşfinin hem beslenme hem de kültürel çeşitlilik açısından önemli olduğunu, bu sayede gıda sistemlerinin daha dayanıklı ve sürdürülebilir hale geleceğini belirtiyor.

Sonuç olarak, sebze biyolojik çeşitliliğinin korunması ve artırılması, sadece bireysel sağlık açısından değil, küresel gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik için de yaşamsal öneme sahip. Dünya Sebze Merkezi ve FAO gibi kuruluşlar, bu alanda acil ve kapsamlı adımlar atılması gerektiğini yineliyor. Uzmanlar, yerel ve iklime dayanıklı sebze türlerinin hem üretim hem de tüketim zincirinde daha fazla yer almasının, gelecekteki beslenme krizlerinin önlenmesinde anahtar rol oynayacağını vurguluyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
sebze çeşitliliği beslenme biyolojik çeşitlilik iklim değişikliği FAO