Aral Denizi'nin kuruyan yatağı dev bir karbon kaynağına dönüştü

Orta Asya'nın dev iç su kaynağı Aral Denizi'nin kuruyan yatağı, 1960'tan bu yana yaklaşık 825 milyon ton karbondioksit salarak iklim krizinde yeni bir alarm ziline dönüştü. Araştırmacılar, gölün kurumasıyla ortaya çıkan karbon emisyonunun, birçok ülkenin yıllık toplamından fazla olduğuna dikkat çekiyor.
Orta Asya'nın Kazakistan ve Özbekistan arasında yer alan Aral Denizi'nin kuruyan yatağından 1960 yılından bu yana yaklaşık 825 milyon ton karbondioksit atmosfere salındı. Bilim insanları, dünyanın dördüncü en büyük gölü olarak bilinen Aral Denizi'nin kurumasının, iklim değişikliği açısından beklenenden çok daha büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Araştırmaya göre, gölün çekilmesiyle ortaya çıkan karbon emisyonu, İspanya'nın yıllık emisyonlarının yaklaşık üç katına ulaşarak, küresel ölçekte kayıtlara geçmeyen devasa bir karbon kaynağına dönüştü.
Aral Denizi'nin kuruması karbon salınımını hızlandırdı
Aral Denizi'nin kuruma süreci, 1960'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin pamuk tarımına öncelik vermesiyle başladı. Bölgeyi besleyen iki büyük nehrin yönünün değiştirilmesi, gölün sularının hızla çekilmesine yol açtı. Gölün tamamen kurumasıyla birlikte, İrlanda büyüklüğünde bir tuz ovası ve dünyanın en geniş kuru göl yatağı ortaya çıktı. Uzmanlar, göl tabanında biriken organik maddelerin suyun yokluğunda havayla temas ettiğini ve bu süreçte depolanan karbonun hızla atmosfere karıştığını belirtiyor. Aral Denizi'nden salınan karbondioksitin büyük bir kısmı, göl yatağının ilk kuruduğu yıllarda havaya karıştı. Özellikle ilk 15 yılda emisyonun yarısının gerçekleşmesi, kuruma sürecinin karbon döngüsü üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.
Rüzgarla yayılan karbonlu toz, bölgeyi tehdit ediyor
Bilim insanlarının dikkat çektiği bir diğer önemli bulgu ise, karbondioksitin sadece gaz halinde değil, aynı zamanda rüzgarla taşınan toz parçacıklarıyla da çevreye yayılması oldu. Araştırmalara göre, Aral Denizi'nin kuruyan yatağından çıkan karbonun yaklaşık beşte biri, toz halinde atmosfere karışıyor. Bu tozlar, hem çevredeki toprakları tuz ve kimyasal maddelerle kaplıyor hem de bölgedeki insanların sağlığını tehdit ediyor. Sucul ekolojist Sarian Kosten, bu durumun sadece karbondioksit salınımı açısından değil, bölgesel çevre sağlığı açısından da ciddi bir sorun yarattığını vurguluyor. Rüzgarın taşıdığı karbon zengini toz, on yıllardır bölge sakinlerinin soluduğu havayı kirletiyor ve ekolojik yıkımın boyutunu daha da artırıyor.
Araştırmacılar: Karbon salınımı iklim bütçelerinde eksik kalıyor
Aral Denizi'nde yürütülen araştırmalar, gölün kurumasıyla ortaya çıkan karbon salınımının, bugüne kadar ulusal ve küresel iklim bütçelerinde yeterince dikkate alınmadığını ortaya koydu. CEAB-CSIC'den Núria Catalán, bir göl kuruduğunda yalnızca ekolojik ya da sosyo-ekonomik kayıpların değil, aynı zamanda karbon döngüsünde de büyük değişiklikler yaşandığını belirtiyor. Araştırmacılar, Aral Denizi'nin kuruyan yatağında hâlâ yaklaşık 667 milyon ton karbondioksitin gömülü olduğunu ve suyun geri getirilmesi halinde bu karbonun tutulabileceğini ifade ediyor. Bu miktarın ekonomik değeri ise yaklaşık 18 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Uzmanlar, bu karbonun korunmasının, gölün tekrar suyla buluşturulması için gerekli yatırımların karşılanmasına katkı sağlayabileceğini savunuyor.
Küresel iklim için Aral Denizi alarmı: Diğer göller de risk altında
Aral Denizi'nin yaşadığı ekolojik felaket, tekil bir olay değil. Utah'taki Büyük Tuz Gölü, Kanada'daki Kraliyet Ontario Müzesi'nin araştırmasına göre sadece 2020 yılında yaklaşık 4,5 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı saldı. Afrika'daki Çad Gölü ve Kaliforniya'nın Salton Denizi de benzer şekilde kuruma tehdidiyle karşı karşıya. Bu göllerin kuruyan yatakları, iklim bütçelerinde hesaba katılmayan yeni karbon kaynakları olarak öne çıkıyor. Göl bilimcisi Soren Brothers, göllerin kuruması halinde yeraltında biriken karbonun atmosfere salınmasının, küresel ısınmanın hızlanmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Araştırmacılar, özellikle Caspian Denizi gibi büyük su kütlelerinin de bu yüzyılda ciddi oranda küçülmesinin beklenmesi nedeniyle, karbon salınımı riskinin dünya genelinde artacağını belirtiyor.
Aral Denizi'nin geleceği: Suyun geri getirilmesi umut olabilir mi?
Aral Denizi'nin kuruyan yatağında hâlâ büyük miktarda karbonun gömülü olduğu biliniyor. Bilim insanları, gölün tekrar suyla buluşturulmasının, hem karbon salınımını durdurabileceğini hem de ekosistemin kısmen eski haline dönebileceğini savunuyor. Ancak bu çözümün uygulanabilmesi için, bölge ülkelerinin tarım politikalarını değiştirmesi ve gölü besleyen nehirlerin tekrar eski yatağına yönlendirilmesi gerekiyor. Araştırmacı Rafael Marcé, bu tür bir programın hayata geçirilmesi halinde Aral Denizi için yeniden bir umut doğabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, suyun geri getirilmesiyle hem iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılabileceğini hem de bölgedeki ekolojik ve toplumsal sorunların hafifletilebileceğini dile getiriyor.
Sonuç olarak, Aral Denizi'nin kurumasıyla ortaya çıkan 825 milyon tonluk karbondioksit salınımı, iklim değişikliğinin göz ardı edilen yönlerinden birini gözler önüne seriyor. Bu durum, sadece Orta Asya için değil, dünya genelinde göl ekosistemleri ve iklim bütçeleri açısından da yeni bir uyarı niteliği taşıyor. Bilim insanları, göllerin kurumasının küresel karbon dengesini bozduğunu ve bu emisyonların artık iklim politikalarında mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.
- Popüler Haberler -
İran'dan ABD ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalar
"Hürmüz Boğazı konusunda müzakereler sonuçlanma aşamasında"
Ülke alarm durumuna geçti! Yaklaşan tayfun nedeniyle yaklaşık 390 bin kişi tahliye edildi
"Sığınmacı kamplarını bombalayacaklardı" iddiası! Marib'de Husilere ait 2 İHA etkisiz hale getirildi
Hürmüz Boğazı'ndaki tanker saldırısına Suriye'den tepki: Kabul edilemez
İran'ın Hürmüz şartına ABD'den tehdit: Bütün baskıyı uygularız



