Futbolun anti kahramanı: Antipatik 10 numara Messi

Messi Arjantin'i kimsenin kazanmasını istemediği bir finale kadar taşıdı. O noktada İspanya'nın kazanması futbolda bir ilahi adalet olarak tezahür etti. Messi, futbolu yeşil sahanın sınırları içinde kusursuz bir başrol olarak bitiriyor olabilir. Ancak futbolun sosyo-politik gerçekliğinde, arkasında bıraktığı devasa sessizlik, onu tarihin en görkemli "anti-kahramanı" haline getiriyor.
Dünya kupası finalinde ispanya ile Arjantin karşılaştı ama kazanan Filistin oldu.
Karpuz dilimi, kipayı sadece sahada yenmedi. Fikren, ahlaken ve vicdanen de yendi. Maç bittiğinde tabelada 1-0 yazsa da Arjantin tarihin en büyük farkını yedi. Ve Türk milleti ilk kez denklem dışı kaldığı bir turnuvada Arjantin kazansın istemedi.
MESSİ FUTBOL SAHNESİNDEN ANTİPATİK OLARAK AYRILIYOR
Messi bir futbol efsanesi ve şüphesiz tarihin en iyi 10 numarası. Sanat eseri kıvamında 919 gol, defansları felç eden türden 418 asist, bel kıran çalımlar ve radar kıvamında bir oyun görüşü. Ancak bunca başarıya rağmen ağızlarda bıraktığı buruk bir tat. Messi futbol sahnesinden bir anti kahraman olarak ayrılıyor.
Futbol onu milyonlarca kişi izlemeye başladığı andan bu yana sadece futbol değil. Bu yüzden futbolda hiç bir futbolcu sadece futbol oynayarak başarılı olamaz. Zira her şey bittiğinde başarının çok sevilmek olduğu anlaşılır. Ve Messi aramızdan herkese ait görünmeye çalışırken aslında hiç kimseye ait olmayarak ayrılıyor.
KÜRESEL FİNANS KAPİTALİN ÜRÜNÜNE DÖNÜŞTÜ
Modern futbol artık devasa bir endüstri ve taraftarlar Messi'yi uzun zaman önce bu endüstri çarklarının dişlilerine kaptırdı. O da gollerini uluslararası markalar, sponsorlar ve lüks localarda maçı purosuyla izleyenler için atmaya başladı. Kahraman olmak yerine küresel finans kapitalin kusursuz bir ürününe dönüştü. Politikasızlığı ve sterilliği seçerek kendini "akışkan" tuttu. Ama bu akışkanlık onu ruhsuz bir profesyonele çevirdi. O günden bu yana attığı goller de hissiz bir seri katilin işini yapması gibiydi.
20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Gramsci, egemen sınıfların kitleleri kontrol etmek için kültürel ikonlar ürettiğini söyler. Bu ikonlar yerleşik düzenin beklentilerini yerine getirerek örnek teşkil eder Messi'den beklentileri de apolitik kalmasıydı. Oysa soykırım günlerinde apolitiklik Siyonizmin dilsiz şeytanıdır.
MESSİ STATÜKOYA RIZA GÖSTERDİ
İnsanlar, kendilerini ait hissettikleri gruplar üzerinden bir kimlik inşa ederler. Bu grubun sembol isimlerinin, grubun değerlerini savunmasını beklerler. Messi, kitlelerin acılarına ortak olmayarak kendini o gruptan soyutladı. Kendi konforlu dünyasında yaşayan bir "öteki"ne, dışarıdan mükemmel görünen ama ruhu olmayan bir heykele dönüştü.
Messi, ezilen halkların acılarına ses çıkarmayarak statükoya rıza gösterdi ve sistemin hegemonik yapısını korudu. O, sahada bir büyücü olabilir ama toplumsal adalet mücadelesinde sistemin koruyucu zırhını giyen bir anti-kahraman. Ve artık sadece dünyanın en iyi değil en antipatik 10 numarası.
- Popüler Haberler -
Mekke Anlaşması güven tahkimatı! İsrail çok ama çok rahatsız
“Terörsüz Türkiye” süreci meyvelerini veriyor! Çerçeve yasa çok kazandıracak
Bahçeli yeni bir kilit mi açıyor? Kılıçdaroğlu bunu beğenmedi!
Yeni parti ve soru işaretleri! CHP'de bir bölen geleneği sürüyor
Dur, söz yapay zekanın! Başkanı kim seçecek?
Babala balonu patladı! 24 TV tam 3 yıl önce uyarmıştı



