Sıra dışı 7 fobi! Bu korkuları daha önce duydunuz mu?

ABD'de yapılan araştırmalar, toplumda yaygın olarak bilinen korkuların ötesinde, oldukça sıra dışı ve az rastlanan fobilerin de varlığını ortaya koydu. ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 10'u belirli bir fobiyle mücadele ediyor ve bu fobiler arasında hiç duymadığınız türler de bulunuyor.
ABD'de yapılan son araştırmalar, toplumda sıkça karşılaşılan korkuların ötesinde, oldukça ilginç ve az bilinen fobilerin de yaygın olduğunu gözler önüne serdi. ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 10'u, hayatlarının bir döneminde belirli bir fobiyle karşı karşıya kalıyor. Yılanlar, yükseklikler, mikroplar ve iğneler gibi klasik korkuların yanı sıra, çok daha şaşırtıcı ve sıra dışı fobiler de insanların günlük yaşamını etkileyebiliyor. İşte ABD'de rastlanan ve çoğu kişinin adını bile duymadığı yedi farklı fobi türü, nedenleri ve etkileriyle birlikte haberimizde.
Koumpounofobi: Düğmelerden duyulan korku
Koumpounofobi, yani düğmelere karşı duyulan korku, ABD'de az sayıda kişide görülse de, etkileri oldukça belirgin olabiliyor. Bu fobiye sahip olanlar, düğmeli gömlek ya da hırka gibi kıyafetlerden kaçınmayı tercih ediyor. Ancak koumpounofobi, yalnızca düğmesiz giysilere yönelmekle sınırlı kalmıyor; bazı kişilerde düğmeli bir kıyafet gördüklerinde ya da dokunduklarında yoğun kaygı, rahatsızlık ve hatta tiksinti duygusu ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, bu korkunun genellikle çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimlerden kaynaklandığını belirtiyor. Örneğin, anaokulunda bir sanat dersinde düğme dolu bir kaseden düşüp utanan bir çocuk ya da küçük yaşlarda sürekli düğmeleri ağzına almaması için uyarılan bir bireyde koumpounofobi gelişebiliyor. 2007 yılında Wall Street Journal'da yayımlanan bir haberde, Apple'ın kurucusu Steve Jobs'un düğmelere karşı hoşnutsuzluğunun, onun ünlü siyah boğazlı kazak tercihini ve iPhone'un dokunmatik ekran tasarımını etkilediği öne sürülmüştü. Bu örnek, koumpounofobinin bireylerin yaşam tarzı ve tercihlerinde ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor.
Arachibutyrofobi: Fıstık ezmesinin ağız tavanına yapışmasından korkmak
ABD'de sıkça tüketilen fıstık ezmesi, bazı kişiler için gerçek bir kaygı kaynağı olabiliyor. Arachibutyrofobi, yalnızca fıstık ezmesine değil, özellikle fıstık ezmesinin ağız tavanına yapışmasına karşı duyulan yoğun korkuyu tanımlıyor. Bu fobinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genellikle geçmişte yaşanan olumsuz yeme deneyimleri, genetik yatkınlık ve kaygı bozukluklarıyla ilişkilendiriliyor. Özellikle boğulma hissi ya da yutma güçlüğü yaşayan kişilerde arachibutyrofobi gelişebiliyor. 1975 yılında sözlük yazarı Robert Hendrickson tarafından "People's Almanac" adlı kitapta tanımlanan bu fobi, zamanla popüler kültürde de yer buldu. 1982 tarihli bir Peanuts çizgi romanında, Sally Brown karakterinin bu fobiyle ilgili bir okul raporu okuduğu görülüyor. ABD'de arachibutyrofobi, nadir görülse de, bireylerin günlük beslenme alışkanlıklarını ve sosyal yaşamlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Turofobi: Peynirden aşırı derecede korkmak
Peynir, ABD'de ve dünya genelinde yaygın olarak tüketilen bir gıda olmasına rağmen, turofobiye sahip kişiler için ciddi bir korku kaynağı olabiliyor. Turofobi, peynirin yalnızca tadı veya kokusundan değil, görünümünden dahi rahatsızlık duyulmasına yol açıyor. Bu fobiye sahip bireyler, peynirle karşılaştıklarında mide bulantısı, nefes alma güçlüğü ve baş dönmesi gibi fiziksel tepkiler gösterebiliyor. Bazı durumlarda, bu korku süt ürünlerine benzeyen diğer beyaz ve kremalı gıdalara da yayılabiliyor. ABD'de turofobiyle ilgili kayıtlara geçen bir vakada, Atlantic dergisi editörü Scott Stossel, çocukluğunda yaşadığı bir olayın bu korkunun temelini oluşturduğunu ifade etti. Kız kardeşinin yere düşen bir peynir parçasını yemesi ve sonrasında mide virüsü kapması, Stossel'in peynirden tamamen uzaklaşmasına neden olmuş. Turofobi, ABD'de nadir görülse de, bireylerin sosyal yaşamında ve beslenme alışkanlıklarında önemli kısıtlamalar yaratabiliyor.
Kromofobi: Renklerden korkmak
Renkler, genellikle yaşamı canlandıran ve ruh halini olumlu yönde etkileyen unsurlar olarak bilinir. Ancak ABD'de bazı kişilerde renkler, özellikle parlak ve canlı tonlar, yoğun kaygı ve korku yaratabiliyor. Kromofobi olarak adlandırılan bu fobi, çoğunlukla belirli bir renge ya da birkaç canlı tona karşı gelişiyor. Hatta bazı bireylerde neredeyse tüm cesur renklere karşı bir tepki oluşabiliyor. Renk korkusunun özel isimleri de bulunuyor; örneğin turuncu veya altın rengine karşı krizofobi, maviye karşı siyanofobi, pembeye karşı rodofobi ve sarıya karşı xantofobi gibi. Yazar David Batchelor, "Kromofobi" adlı kitabında, Batı kültüründe rengin genellikle yüzeysel ve aşırı olarak algılandığını, bu nedenle de zamanla reddedildiğini belirtiyor. Batchelor'a göre, mimarlar ve heykeltıraşlar tarih boyunca daha sade ve nötr tonları tercih etmişlerdir. ABD'de kromofobi, nadir rastlansa da, bireylerin yaşam alanlarını ve sosyal ilişkilerini ciddi şekilde etkileyebiliyor.
Eritrofobi: Kızarmaktan duyulan kaygı
ABD'de sosyal ortamlarda sıkça karşılaşılan bir durum olan kızarma, bazı kişiler için ciddi bir kaygı kaynağına dönüşebiliyor. Eritrofobi olarak bilinen bu fobi, kişinin yüzünün ve yanaklarının kızarmasından aşırı derecede korkmasına yol açıyor. İstem dışı gelişen bu bedensel tepki, eritrofobiye sahip bireylerde sosyal etkileşimlerden kaçınmaya neden olabiliyor. Araştırmalar, kendilerine sıkça odaklanan ve sosyal ortamlarda dikkat çeken kişilerin eritrofobi geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. ABD'de eritrofobi, sosyal yaşamı ve iş hayatını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca, bu fobiye sahip bireylerde, kaygı arttıkça kızarma olasılığı da yükseliyor ve bu durum bir kısır döngüye dönüşebiliyor. Uzmanlar, eritrofobinin tedavisinde kaygı yönetimi ve davranışsal terapilerin etkili olabileceğini belirtiyor.
Lahanofobi: Sebzelerden korkmak
ABD'de özellikle çocuklar arasında sebze tüketimiyle ilgili isteksizlik yaygın bir durum. Ancak lahanofobi, yalnızca sebzeleri sevmemekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu fobiye sahip kişiler, sebzelerin görünümü, kokusu veya dokusu karşısında yoğun tiksinti ve korku hissedebiliyor. Bazı bireyler için bu korku, sebzelerin toprakta yetişmesi ve böceklerle temas edebilme ihtimaliyle bağlantılı. Diğerlerinde ise, belirli sebze türlerine karşı özel bir korku gelişebiliyor. Örneğin, mantar korkusu olan mikofobi, genellikle mantarların zehirli olabileceği endişesiyle ilişkilendiriliyor. İngiltere'nin Portsmouth kentinde yaşayan bir üniversite öğrencisinin kayıtlara geçen vakasında, sebze korkusu nedeniyle panik ataklar yaşadığı bildirildi. ABD'de de benzer vakalar görülebiliyor ve lahanofobi, genellikle kademeli maruz kalma terapisi ve kaygı yönetimiyle tedavi edilebiliyor.
Fobofobi: Korkudan korkmak
ABD'de fobofobi olarak bilinen bu durum, kişinin korkunun kendisinden korkması anlamına geliyor. 1933 yılında ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in "Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir" sözüyle dolaylı olarak dikkat çektiği bu fobi, meta kaygı olarak da tanımlanıyor. Fobofobiye sahip kişiler, korkuyla birlikte ortaya çıkan terleme, nefes darlığı gibi fiziksel belirtilerden ya da bu belirtilerin kalıcı bir zarara yol açmasından endişe duyabiliyor. Ayrıca, başka bir fobi geliştirme ihtimalinden de yoğun şekilde korkabiliyorlar. Bu durum, kişinin kendi kaygılarını öngörerek daha fazla kaygı yaşamasına ve bir geri bildirim döngüsü oluşmasına yol açabiliyor. ABD'de fobofobi, diğer fobilere göre daha az bilinse de, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor. Uzmanlar, doğru psikolojik destekle bu fobinin yönetilebileceğini ve bireylerin günlük yaşamlarını sürdürebileceğini vurguluyor.
Fobilerle başa çıkmak mümkün mü?
ABD'de görülen bu sıra dışı fobiler, çoğu zaman mantıksız gibi görünse de, bireyler için oldukça gerçek ve rahatsız edici olabiliyor. Fobiler, kişinin günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini ve iş hayatını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Ancak uzmanlar, doğru tedavi ve destekle fobilerin yönetilebileceğini ve semptomların hafifletilebileceğini belirtiyor. Davranışsal terapiler, maruz kalma yöntemleri ve kaygı yönetimi teknikleri, fobiyle mücadelede en etkili yaklaşımlar arasında yer alıyor. ABD'de yapılan çalışmalar, fobilerin toplumda sanılandan daha yaygın olduğunu ve bireylerin bu konuda bilinçlenmesinin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Sonuç olarak, fobilerle başa çıkmak mümkün ve bu süreçte profesyonel destek almak, yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynuyor.
- Popüler Haberler -
İç mimarlardan şaşırtan uyarı! İşte evinizde hemen çıkarmanız gereken 8 dekorasyon eşyası
Karanlık duş modası! Bilimsel gerçekler neler söylüyor?
Evde depolama için asla tercih edilmemesi gereken 7 riskli alan
Dökme demir tava temizliği ve bakımı hakkında bilmeniz gerekenler
TÜRGEV Platform Çalışmaları 5. Ulusal Öğrenci Kongresi İstanbul'da başladı
Çiftçiler neden ineklerin midesine mıknatıs yerleştiriyor?



