ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Kendi kendimizle konuştuğumuzda beynimizde neler oluyor?

Talha Gül - | Son Güncelleme Tarihi:
Kendi kendimizle konuştuğumuzda beynimizde neler oluyor?

Araştırmalar, kendi kendimizle yürüttüğümüz içsel konuşmaların beynimizde dışsal konuşma kadar güçlü aktiviteler oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Çocuklukta yüksek sesle başlayan bu iletişim, büyüdükçe zihinsel bir sürece dönüşüyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

İnsan beyninin en ilginç özelliklerinden biri, kendimizle yürüttüğümüz içsel diyaloglardır. Bu zihinsel konuşmalar, çocukluk döneminde başlayan ve zamanla evrimleşen bir sürecin sonucudur. Erken yaşlarda çocuklar, düşüncelerini dile getirmek için sık sık yüksek sesle kendileriyle konuşurlar. Yaklaşık beş ile yedi yaşları arasında ise bu sözlü ifadeler giderek içsel bir hale dönüşmeye başlar ve sonunda tamamen zihinsel bir aktiviteye dönüşür.

Beyin bölgelerinin aktivasyonu

Bilim insanları tarafından yapılan kapsamlı araştırmalar, içsel konuşma sırasında beynin dışsal konuşmadakiyle aynı bölgelerinin aktive olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, içsel diyaloğun sadece bir hayal ürünü değil, gerçek bir nörolojik olay olduğunu kanıtlamaktadır. Araştırmacılar, deney katılımcılarından fMRI cihazı içinde kendi kendileriyle konuşmalarını istediğinde, işitsel merkezlerin sanki gerçek kelimeler duyuluyormuş gibi aktivasyonunu gözlemlemişlerdir. Bu durum, beynin içsel ve dışsal sesleri benzer şekilde işlediğini ve her iki durumda da benzer nöral ağları kullandığını göstermektedir.

Rol değişikliğine göre beyin aktivitesi

İçsel diyalogların en ilginç yönlerinden biri, hayali tartışmalar sırasında beynin farklı bölgelerinin aktive olmasıdır. Bu durum, kişinin zihinsel olarak hangi rolü üstlendiğine bağlı olarak değişiklik gösterir. Kendi adımıza konuştuğumuzda, beynin sol yarımküresi ön plana çıkar ve aktif hale gelir. Ancak muhalif bir rolüne geçip karşıt görüşleri savunduğumuzda, beynin sağ yarımküresi harekete geçer. Bu dinamik yapı, beynin ne kadar esnek ve uyarlanabilir olduğunu göstermektedir. İçsel diyaloglar sırasında bu tür rol değişiklikleri, beynin farklı perspektiflerden düşünme kapasitesini ortaya koymaktadır.

Varsayılan mod ağı ve kendiliğinden düşünceler

Beyin yapısında "varsayılan mod ağı" olarak adlandırılan özel bir sistem bulunmaktadır. Bu ağ, belirli bir görevle meşgul olmadığımız ve zihnimiz serbest kaldığında aktif hale gelir. Başka bir deyişle, dikkatimiz herhangi bir dış uyarıya yoğunlaşmadığında bu sistem devreye girer. Varsayılan mod ağı, içsel düşünme süreçleriyle yakından bağlantılıdır ve kendiliğinden ortaya çıkan düşüncelerin temel nedeni olabilir. Ayrıca bu sistem, geçmiş deneyimlerimize dayanarak geleceği planlamamıza ve öngörü geliştirmemize yardımcı olur. Böylece beyin, sadece şu anı değil, gelecek olasılıklarını da hesaplamaya çalışır.

Sonuç olarak, içsel diyalog beynin karmaşık ve sofistike bir işlevidir. Çocukluktan başlayıp yetişkinliğe kadar devam eden bu süreç, beynin kendini organize etme, problem çözme ve gelecek planlaması yapma yeteneklerinin temel taşlarından biridir. İçsel konuşmalar, sadece düşünce değil, aynı zamanda beynin aktif bir nörolojik çalışmasıdır ve bu çalışma, insan bilişinin en önemli bileşenlerinden birini oluşturmaktadır.


Etiketler:
beyin içsel diyalog nöroloji bilişsel işlevler zihinsel sağlık