ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Yapay zeka destekli terapi! Ruh sağlığı sorunlarına yeni yaklaşım

Hasan Köseoğlu - | Son Güncelleme Tarihi:
Yapay zeka destekli terapi! Ruh sağlığı sorunlarına yeni yaklaşım

Uganda'nın başkenti Kampala'daki bir klinikte başlatılan yapay zeka destekli terapi chatbotu, yerel dillerde ruh sağlığı sorunlarını tespit ederek bölgedeki sağlık hizmetlerine yeni bir soluk getiriyor. Uzmanlar, bu teknolojinin Afrika'da yaşanan ruh sağlığı krizine çözüm olabileceğini düşünüyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Uganda'nın başkenti Kampala'da bulunan Butabika Hastanesi, ruh sağlığı alanında çığır açacak bir projeye imza atıyor. Klinik yardım hattına yapılan çağrılar, yalnızca hastalara anlık destek sunmakla kalmıyor; aynı zamanda, yerel dillerde çalışan bir terapi chatbotunun geliştirilmesine de katkı sağlıyor. Bu yenilikçi yapay zeka tabanlı sistem, bölgedeki ruh sağlığı çalışanı eksikliğine çözüm üretmeyi hedefliyor. Uzmanlar, Afrika kıtasında ruh sağlığı hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukların, teknolojinin sunduğu olanaklarla aşılabileceğine inanıyor.

Yapay zeka ile yerel dillerde terapi mümkün mü?

Uganda'da her on kişiden biri ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele ediyor. Ancak kıtada, yeterli sayıda ruh sağlığı uzmanı bulunmaması ve toplumdaki damgalama nedeniyle, birçok kişi ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşamıyor. Butabika Hastanesi'nin başlattığı bu proje, klinik yardım hattına gelen çağrıların analiz edilmesiyle, Swahili ve Luganda gibi yerel dillerde ruh sağlığı sorunlarını tanımlayabilen bir yapay zeka algoritmasının geliştirilmesini amaçlıyor. Makerere Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Joyce Nakatumba-Nabende ve ekibi, arama kayıtlarından hasta kimliğini belirleyen bilgileri çıkardıktan sonra, depresyon ve psikoz gibi rahatsızlıkların yerel ifadelerini tespit etmek için yapay zekayı kullanıyor. Böylece, chatbotun yalnızca İngilizce değil, Uganda'nın farklı dillerinde de hizmet verebilmesi sağlanıyor. Bu yaklaşım, teknolojinin kültürel ve dilsel farklılıklara uyum sağlaması açısından büyük önem taşıyor.

Chatbotlar ruh sağlığı hizmetlerinde nasıl bir rol üstleniyor?

Geliştirilen yapay zeka destekli chatbot, hastaların yardım taleplerini analiz ederek, depresyon veya intihar eğilimi gibi riskli durumları tespit edebiliyor. Prof. Nakatumba-Nabende, "Bir kişi doğrudan 'intihar' ya da 'depresyon' kelimesini kullanmayabilir; çünkü bu kavramlar bazı yerel dillerde karşılık bulmuyor," diyerek, yapay zekanın bu tür nüansları anlamasının önemine dikkat çekiyor. Zamanla, kaydedilen çağrılar yapay zeka modeline aktarılıyor ve belirli anahtar kelimeler ile konuşma biçimleri üzerinden risk değerlendirmesi yapılıyor. Böylece, yüksek riskli vakalar için çağrıların önceliklendirilmesi veya hastaların tekrar aranması mümkün hale geliyor. Bu sistem, geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı ve kapsamlı bir hizmet sunuyor. Ayrıca, chatbotun SMS mesajlaşması üzerinden de çalışabilmesi, akıllı telefon veya internet erişimi olmayan bireylerin de bu hizmetten yararlanabilmesini sağlıyor.

Yapay zeka ile ruh sağlığı hizmetlerinde karşılaşılan zorluklar

Uganda'da uygulamaya alınan bu yapay zeka tabanlı terapi chatbotu, mevcut chatbotların yalnızca İngilizce dilinde hizmet vermesi ve yerel ihtiyaçlara yanıt verememesi gibi sorunları aşmayı hedefliyor. Nihai amaç, ruh sağlığı hizmetlerini hastalara daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaştırmak. Yapay zekanın sunduğu otomasyon sayesinde, daha fazla kişiye kısa sürede destek verilebiliyor. İnsan gücüne dayalı klasik yöntemlerde, bir sağlık çalışanının eğitilmesi ve uzmanlaşması yıllar alırken, yapay zeka ile bu süreç önemli ölçüde hızlanıyor. Ancak, teknolojinin bu alanda yaygınlaşması bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Özellikle, chatbotların yanlış değerlendirme yapması veya beklenmedik sonuçlar üretmesi durumunda, hastaların zarar görmesi söz konusu olabiliyor. Bu nedenle, sistemin güvenli ve etkili çalışabilmesi için düzenleyici kurumlar tarafından sıkı denetimler uygulanıyor.

Düzenleyici kurumların rolü ve güvenlik önlemleri

Ruh sağlığı alanında yapay zeka kullanımının artması, düzenleyici kurumların da yeni çerçeveler oluşturmasını gerektiriyor. Güney Afrika Sağlık Ürünleri Düzenleyici Otoritesi (SAHPRA) ve sağlık alanında faaliyet gösteren Path gibi kuruluşlar, yapay zeka tabanlı sistemlerin güvenliğini sağlamak için uluslararası standartlar geliştiriyor. Path'in baş yapay zeka sorumlusu Bilal Mateen, ülkelerin kendi dillerinde ve kültürel bağlamlarında çalışan sistemlerin önemine vurgu yapıyor. Örneğin, Zulu dilinde çalışan bir algoritmanın güvenilirliği, Güney Afrika için hayati öneme sahip. SAHPRA'dan Christelna Reynecke ise, yapay zeka tabanlı bir terapi sisteminin, tıpkı bir ilaç gibi güvenli ve öngörülebilir sonuçlar vermesi gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda, gerçek zamanlı izleme sistemleri geliştirilerek, riskli veya zararlı çıktılar anında tespit edilmeye çalışılıyor. Bu sayede, olası olumsuz etkilerin diğer hastaları riske atmadan önce önlenmesi hedefleniyor.

Dünya genelinde ruh sağlığı için yapay zeka projeleri

Yapay zeka destekli ruh sağlığı projeleri, yalnızca Afrika kıtasıyla sınırlı değil. İngiltere'deki İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleyici Ajansı (MHRA) da benzer girişimlerle, tıbbi cihazlarda yapay zekanın güvenli kullanımına yönelik standartlar geliştiriyor. Wellcome Trust'ın ruh sağlığı direktörü Miranda Wolpert, dünya genelinde bu tür projelere finansman sağladıklarını ve teknolojinin tanı koyma süreçlerinde umut vadettiğini ifade ediyor. Wolpert, geleneksel yöntemlerin çoğu zaman kağıt-kalemle yapılan anketlere dayandığını ve yapay zekanın, ihtiyaç duyan kişileri daha hızlı ve etkili şekilde tespit edebileceğini belirtiyor. Ayrıca, İsveç'te yapılan araştırmalarda, Tetris gibi oyunların travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) semptomlarını hafifletmede kullanılabileceği ortaya konmuş durumda. Bu tür yenilikçi yaklaşımlar, ruh sağlığı alanında teknolojinin potansiyelini gözler önüne seriyor.

Yapay zekanın sunduğu fırsatlar ve toplumsal etkileri

Yapay zeka, yalnızca chatbotlar aracılığıyla değil, aynı zamanda akran danışmanlarını eğitmek ve bireylere en uygun tedavi yöntemini daha hızlı bulmak için de kullanılabiliyor. Bilal Mateen, dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanın ruh sağlığı sorunları yaşadığını ve bu alandaki iş gücü açığının yalnızca Sahra Altı Afrika'da değil, gelişmiş ülkelerde de ciddi bir sorun olduğunu vurguluyor. Örneğin, Birleşik Krallık'ta bir kişinin konuşma terapilerine erişim için uzun süre beklemesi gerekebiliyor. Yapay zeka tabanlı çözümler, bu tür karşılanmamış ihtiyaçların giderilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Ancak, teknolojinin güvenli ve etkili bir şekilde uygulanabilmesi için, hem düzenleyici kurumların hem de sağlık profesyonellerinin iş birliği içinde çalışması gerekiyor.

Sonuç: Ruh sağlığında yapay zekanın geleceği

Uganda'da başlatılan yapay zeka destekli terapi chatbotu, ruh sağlığı hizmetlerine erişimi kolaylaştırma potansiyeliyle dikkat çekiyor. Yerel dillerde hizmet sunabilen bu sistem, hem teknolojik yenilik hem de toplumsal fayda açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak, yapay zekanın sağlık alanında yaygınlaşması, beraberinde etik ve güvenlik tartışmalarını da getiriyor. Düzenleyici kurumların geliştirdiği standartlar ve gerçek zamanlı izleme sistemleri sayesinde, bu tür teknolojilerin güvenli ve etkili bir şekilde kullanılabilmesi mümkün olabilecek. Sonuç olarak, yapay zeka tabanlı çözümler, Afrika başta olmak üzere dünya genelinde ruh sağlığı hizmetlerine erişimi artırabilir ve toplumların bu alandaki ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol üstlenebilir.


Etiketler:
yapay zeka ruh sağlığı Uganda terapi chatbotu sağlık teknolojisi