ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Duygusal iletişimde kritik keşif! Yapay zeka sınıfta kaldı

Büşra Mutlu Çevik - | Son Güncelleme Tarihi:
Duygusal iletişimde kritik keşif! Yapay zeka sınıfta kaldı

Paris merkezli Ryan Araştırma Enstitüsü, 351.734 ilişki hikayesini analiz ederek insan duygularının yapay zeka tarafından taklit edilmesinin önündeki engelleri ortaya koydu. Araştırmada, insan anlatılarının karmaşıklığı ve duygusal yoğunluğunun yapay zekanın ifade alanından 1.7 kat daha geniş olduğu tespit edildi.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Paris'te faaliyet gösteren Ryan Araştırma Enstitüsü, 2012 ile 2023 yılları arasında kamuya açık çevrimiçi platformlardan toplanan 351.734 İngilizce ilişki hikayesini titizlikle analiz etti. Enstitünün kurucu direktörü ve baş araştırmacısı Ryan SangBaek Kim liderliğinde yürütülen bu kapsamlı çalışma, insan iletişiminin duygusal ifade biçimlerinin yapay zekanın taklit edemeyeceği kadar çeşitli ve karmaşık olduğunu gösterdi. Araştırmada, insanların yaşadıkları duyguları anlatırken kullandıkları dilin, hissettikleriyle her zaman örtüşmediği ve bu durumun bilinçli bir iletişim stratejisi olduğu sonucuna varıldı. Elde edilen bulgular, insan anlatılarının duygusal yoğunluğu ve karmaşıklığının, yapay zekanın üretebildiği dilsel ifadelerden 1.7 kat daha geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ortaya koydu.

Ryan SangBaek Kim: 'Duygusal ifade stratejileri hata değil, bilinçli tercih'

Ryan SangBaek Kim, çalışmanın psikoloji ve bilgisayar bilimi alanlarında yaygın olarak kabul edilen bazı varsayımları sorgulamak amacıyla başlatıldığını belirtti. Pek çok uzmanın, sağlıklı iletişimin, bireylerin içsel hislerini doğrudan ve eksiksiz bir şekilde kelimelere dökmesiyle mümkün olduğunu düşündüğünü vurgulayan Kim, bu yaklaşımın insan iletişiminin gerçek doğasını yansıtmadığını ifade etti. Kim, duygusal bilimlerin yıllardır hislerle söylenenler arasındaki farkı 'ölçüm gürültüsü' olarak değerlendirdiğini, ancak kendi gözlemlerinin bu farkın bir hata değil, bilinçli bir yapı olduğunu gösterdiğini söyledi. İnsanlar, özellikle ilişkilerle ilgili anlatılarında, duygularını nasıl ve ne kadar ifade edeceklerine bilinçli olarak karar veriyor. Kim, bu stratejik dil kullanımının, insanların zihinsel süreçlerinde önemli bir rol oynadığını ve verilerde ölçülebilir izler bıraktığını belirtti. Araştırmada, anlatıların yapısal karmaşıklığı ile duygusal yoğunluğu arasındaki ilişki matematiksel olarak incelendi ve bu iki unsurun çoğu zaman birbirinden bağımsız hareket ettiği tespit edildi. Kim, "Yaklaşık sıfır korelasyon beni en çok şaşırttı," diyerek, anlatıların karmaşıklığı ile duygusal yoğunluğun beklenenin aksine birlikte artmadığını vurguladı.

Yapay zeka, insan anlatılarındaki çeşitliliğe yaklaşamıyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yapay zekanın insan anlatılarındaki duygusal çeşitliliği ve karmaşıklığı taklit etmede ciddi zorluklar yaşaması oldu. Kim ve ekibi, insan anlatılarındaki dört temel duygusal ifade kalıbını haritaladı. Analiz edilen hikayelerin yaklaşık %91,3'ü, anlatı karmaşıklığı ve duygusal yoğunluğun dengede olduğu 'eşleşmiş ifade' kategorisine girdi. Geriye kalan anlatılar ise üç ana grupta toplandı: Stratejik küçümseme, stratejik abartma ve çöküş. Stratejik küçümseme kategorisindeki 20.223 hikaye, yoğun duyguların az yapısal anlatı ile aktarıldığı örnekleri içeriyor. Stratejik abartma ise 2.223 hikayede, düşük duygusal yoğunluğun karmaşık bir dil ile ifade edildiği durumları tanımlıyor. Son olarak, 8.040 hikaye 'çöküş' olarak adlandırılan gruba dahil edildi; bu anlatılarda, duyguların yoğunluğu anlatı yapısını adeta çökertecek kadar güçlüydü ve dilsel yapı yetersiz kalıyordu.

İnsan anlatı geometrisi ve yapay zeka arasındaki asimetri

Ryan SangBaek Kim'in liderliğindeki ekip, elde edilen insan anlatılarını güvenlik uyumlu bir yapay zeka modeliyle karşılaştırdı. Bu karşılaştırmada, yapay zekanın insanlara kıyasla duygusal ifade alanında 1.7 kat daha dar bir kapasiteye sahip olduğu belirlendi. Özellikle, yapay zekanın insanların duygularını dolaylı, ölçülü veya kapalı bir biçimde aktardığı anlatılarda yetersiz kaldığı tespit edildi. Kim, "En net insan sinyalleri her zaman en yüksek sesli olanlar değildir," diyerek, yapay zekanın stratejik küçümseme ve çöküş gibi insan iletişim biçimlerini algılamakta zorlandığını vurguladı. Araştırmada, yapay zekanın daralan ifade alanının istatistiksel olarak açıkça ortaya çıktığı ancak bu daralmanın özellikle insan duygusunun ölçülü, karmaşık veya parçalı şekilde aktarıldığı bölgelerde daha belirgin olduğu belirtildi. Bu durumun, özellikle ruh sağlığı uygulamaları, yapay zeka tabanlı sohbet robotları ve duygusal dilin yorumlanmasını gerektiren diğer sistemlerde önemli sonuçlara yol açabileceği ifade edildi. Kim, sadece yüksek sesli duyguları algılayan yapay zeka sistemlerinin, ölçülü veya dolaylı konuşan bireylerin duygusal durumlarını gözden kaçırabileceğine dikkat çekti.

Duygusal yapay zeka araştırmalarının sınırları ve gelecek vizyonu

Çalışmanın yazarları, elde edilen bulguların bazı kısıtlamalara sahip olduğunu da açıkça belirtti. Analiz edilen veri seti yalnızca İngilizce dilinde ve kamuya açık ilişki anlatılarından oluştuğu için, elde edilen kalıpların farklı diller, kültürler veya sosyal ortamlar arasında değişiklik gösterebileceği vurgulandı. Ayrıca, yapay zeka karşılaştırmasının belirli bir modelle sınırlı olduğu ve tüm yapay zeka sistemleri için genelleme yapılamayacağı belirtildi. Kim, bu çalışmanın insan ve yapay zeka arasındaki anlatı geometrisinde istikrarlı bir asimetriyi ortaya koyduğunu, ancak duygusal yapay zeka alanında kesin bir hüküm vermediğini ifade etti. Gelecekteki araştırmaların, insanların duygusal anlamı dilde nasıl yapılandırdığını ve yapay zeka ile uzun süreli etkileşimin insan davranışını nasıl etkilediğini incelemesi gerektiğini söyledi. Kim, "Bir sonraki adımım uzun dönemli: uyumlu modellere tekrar tekrar maruz kalmanın insanların kendi duygularını zamanla nasıl ifade ettiklerini, düzenlediklerini veya yorumladıklarını değiştirip değiştirmediğidir," diyerek, yapay zekanın insan anlatı tarzları üzerindeki olası etkilerini araştırmaya devam edeceğini açıkladı. Araştırmada kullanılan veri seti ve analiz kodunun kamuya açık olarak paylaşıldığı ve diğer araştırmacıların da bu çerçeveyi test edip geliştirmesinin teşvik edildiği belirtildi.

Sonuç olarak, Paris merkezli Ryan Araştırma Enstitüsü'nün yürüttüğü bu geniş ölçekli analiz, insan duygularının dildeki ifadesinin yapay zekanın mevcut kapasitesini aşan bir çeşitlilik ve karmaşıklığa sahip olduğunu ortaya koydu. Yapay zekanın, insan anlatılarındaki stratejik ve dolaylı ifade biçimlerini anlamada yaşadığı zorluklar, özellikle ruh sağlığı ve duygusal destek uygulamalarında dikkatlice ele alınması gereken önemli bir mesele olarak öne çıktı. Araştırma, duygusal yapay zeka alanında daha derin ve kültürlerarası çalışmalara duyulan ihtiyacı vurgularken, insan iletişiminin çok katmanlı doğasını anlamanın teknoloji geliştirme süreçlerinde kritik bir rol oynayacağını gösterdi.


Etiketler:
yapay zeka duygusal ifade Ryan Araştırma Enstitüsü ilişki hikayeleri psikoloji