ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Robotik protezlerde hareket hızı, insan hissiyatını nasıl etkiliyor?

Celal Musalli - | Son Güncelleme Tarihi:
Robotik protezlerde hareket hızı, insan hissiyatını nasıl etkiliyor?

Bilim insanları, robot kol teknolojisinde hareket hızının, cihazın insan vücudunun bir parçası gibi hissedilmesinde belirleyici olduğunu ortaya koydu. Yapay zekâ destekli protezlerin geleceği için kritik önemde olan bu bulgu, robot kol tasarımında yeni bir dönemi başlatabilir.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Yapay zekâ destekli protez kolların insan vücuduyla bütünleşmesi konusunda yürütülen son araştırmalar, robot kolun hareket hızının, kullanıcının bu uzvu kendi bedeni gibi hissetmesi üzerinde büyük bir rol oynadığını gösterdi. Bilim insanları, robot kol teknolojisinde "tatlı nokta" olarak tanımlanan ideal hareket hızını belirleyerek, protezlerin insan vücudunun doğal bir uzantısı gibi algılanmasını sağlayacak önemli bir adım attı. Bu bulgu, özellikle robot kol kullanan bireylerin yaşam kalitesini artıracak yeni nesil protezlerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Hareket hızının beden sahipliği üzerindeki etkisi

Gelişmiş robot kol teknolojilerinde, hareket hızının kullanıcının sahiplik hissi üzerindeki etkisi, bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir konuydu. Son yapılan çalışmada, araştırmacılar sanal gerçeklik ortamında bir katılımcının biyolojik kolunu robotik bir protezle değiştirdiler ve bu protezin farklı hızlarda hareket etmesini sağladılar. Deneyde, robot kolun çok hızlı veya çok yavaş hareket ettiği durumlarda, katılımcıların bu uzvu kendi vücutlarının bir parçası gibi hissetmedikleri gözlemlendi. Ancak, robot kolun doğal insan hareketine benzer bir hızda, yani yaklaşık bir saniyede hareket etmesi durumunda, sahiplik hissinin en üst düzeye çıktığı tespit edildi. Bu sonuç, robot kol teknolojisinde hareket hızının, kullanıcının psikolojik kabulü ve konforu açısından kritik bir faktör olduğunu ortaya koydu.

Çalışmada elde edilen bulgular, protez kolun hareket süresi ile beden sahipliği, ajans hissi ve kullanılabilirlik algısı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösterdi. Özellikle hareketin bir saniye sürdüğü orta hızda, kullanıcılar robot kolu kendi uzuvları gibi hissettiklerini belirtti. Buna karşılık, hareketin aşırı hızlı (125 milisaniye) veya çok yavaş (4 saniye) olması, sahiplik duygusunu ve kullanışlılık algısını önemli ölçüde azalttı. Araştırmacılar, bu verilerin robot kol tasarımında insan beyninin doğal zaman algısının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yapay zekâ destekli protezlerde yeni tasarım kriterleri

Günümüzde robot kol teknolojisi, yapay zekâ ve makine öğrenimi alanındaki gelişmeler sayesinde hızla ilerliyor. Özellikle el veya kolunu kaybeden bireyler için geliştirilen protez uzuvlar, günlük yaşamda bağımsızlığı yeniden kazandırmak adına büyük bir rol üstleniyor. Mevcut protez sistemlerinde, kullanıcının kas hareketlerinden veya beyin sinyallerinden alınan verilerle robot kolun hareketi kontrol ediliyor. Ancak yeni nesil yapay zekâ destekli protezler, çevresel durumu analiz ederek otonom veya yarı otonom hareket edebiliyor. Bu noktada, robot kolun hareket hızının kullanıcı üzerinde oluşturduğu psikolojik etki, teknolojinin yaygın kabulü için belirleyici oluyor.

Yapılan araştırma, robot kol teknolojisinde yalnızca hız ve hassasiyetin artırılmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda hareketin insan vücudunun doğal zamanlamasına uygun şekilde tasarlanması gerektiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, robot kolun hareket hızının insan beyninin beklediği aralıkta olması durumunda, kullanıcıların bu teknolojiyi daha kolay benimseyebileceğini ve protezi kendi vücutlarının bir parçası olarak kabul edebileceğini belirtti. Bu bulgu, özellikle yapay zekâ destekli robot kol tasarımında yeni standartların oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Sanal gerçeklik ile test edilen robot kol deneyimi

Araştırma ekibi, sanal gerçeklik teknolojisini kullanarak katılımcıların sol ön kolunu robotik bir protezle değiştirilmiş şekilde deneyimlemelerini sağladı. Katılımcılar, sanal ortamda robot kolun otomatik olarak bir hedefe doğru uzandığı görevleri yerine getirdi. Bu süreçte, robot kolun hareket süresi altı farklı zaman diliminde (125 milisaniyeden 4 saniyeye kadar) değiştirildi. Her denemeden sonra, katılımcılar robot kolun beden sahipliği, kontrol hissi, kullanılabilirlik ve genel izlenimleri hakkında değerlendirme yaptı. Ayrıca, RoSAS adı verilen standart bir ölçekle yeterlilik, sıcaklık ve rahatsızlık gibi sosyal algılar da ölçüldü.

Deney sonuçları, robot kolun orta hızda hareket ettiği koşullarda beden sahipliği, ajans hissi ve kullanılabilirlik puanlarının en yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi. Buna karşılık, en hızlı hareket koşulunda rahatsızlık algısı artarken, sıcaklık algısında belirgin bir değişiklik gözlenmedi. Araştırmacılar, bu bulguların robot kol teknolojisinin yalnızca teknik açıdan değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Robot kol teknolojisinin geleceği ve toplumsal etkileri

Robot kol teknolojisindeki bu yeni bulgu, yalnızca protez kollarla sınırlı kalmayıp, vücudun uzantısı olarak işlev gören diğer teknolojilere de ışık tutuyor. Süpernumerer robotik uzuvlar, dış iskeletler ve giyilebilir robotlar gibi yenilikçi cihazlarda da, insan vücudunun doğal hareket zamanlamasını yansıtan tasarımlar büyük avantaj sağlayabilir. Araştırmacılar, uzun vadeli kullanımın robot kol teknolojisine olan bakışı değiştirebileceğini ve kullanıcıların zamanla bu cihazları vücutlarının bir parçası olarak benimseyebileceğini öngörüyor.

Sanal gerçeklik, robot kol teknolojisinin geliştirilmesinde önemli bir araştırma aracı olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, henüz yaygın olarak kullanılmayan yeni nesil protez teknolojilerini ve kontrol yöntemlerini sanal ortamlarda güvenli bir şekilde test edebiliyor. Bu sayede, robot kol teknolojisinin günlük yaşama entegrasyonu öncesinde, kullanıcıların psikolojik tepkileri ve kabul düzeyleri detaylı şekilde analiz edilebiliyor. Araştırma sonuçları, robot kol tasarımında insan odaklı yaklaşımın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sonuç olarak, robot kol teknolojisinde hareket hızının insan vücudunun doğal zamanlamasıyla uyumlu hale getirilmesi, yapay zekâ destekli protezlerin benimsenmesini ve kullanıcıların yaşam kalitesini artırmayı mümkün kılabilir. Bilim insanlarının ortaya koyduğu bu "tatlı nokta", gelecekte robot kol teknolojisinin hem teknik hem de insani boyutlarda daha başarılı olmasının önünü açacak gibi görünüyor.


Etiketler:
robot kol yapay zeka protez teknolojisi hareket hızı sanal gerçeklik