ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Küresel veri tekellerine karşı yeni cephe! Selçuk Bayraktar: Örümcek ağlarını yırtıp atabiliriz

AA - | Son Güncelleme Tarihi:
Küresel veri tekellerine karşı yeni cephe! Selçuk Bayraktar: Örümcek ağlarını yırtıp atabiliriz

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'nde yaptığı konuşmada küresel teknoloji tekellerinin veri ve yapay zeka üzerinden yeni bir tahakküm düzeni kurduğunu savundu. Bayraktar, "Tekellerin dev veri merkezlerine mahkum olmadan, gücümüzü birleştirmek zorundayız. Gücümüzü birleştirirsek, bu tekellerin oluşturduğu örümcek ağını yırtıp atabiliriz." dedi.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Türkiye Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı, İstanbul'da düzenlenen "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı.

Zirve kapsamında konuşma yapan Selçuk Bayraktar, yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir teknoloji ütopyası satıldığını belirterek, "İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil. Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan teknokapitalist küresel tahakkümdür." diye konuştu.

Bu tahakkümün geçmişin kaba diktatörlükleri gibi kuvvetle de gelmediğine işaret eden Bayraktar, milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemin, gönüllü bir esaret olarak hayatımıza girdiğini söyledi.

Bayraktar, bugün herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritmasının, insanı kıramayacağı bir döngünün, adeta eroine benzer bir dopamin girdabının müptelası haline getirdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Arka planda çalışan yapay zeka, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyerek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize ediyor. Baktıkça ağına daha fazla çekiyor, içine çekildikçe daha fazla bakıyorsunuz. Bu bağımlılık sinsi bir şekilde insanı sağlığından, akli melekelerinden ve en önemlisi hürriyetinden koparıyor. İnsanın irade göstermesine, bir insan olarak asli fonksiyonlarını yerine getirebilmesine engel oluyor ve nihayetinde zayıf düşürüyor."

İnsan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığını anlatan Bayraktar, "Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Makinelerin ve makine insanların istilasıyla karşı karşıyayız. Makine insanlar için, inanç, sevgi, merhamet ve hürriyet yoktur. Onlar için acı, hasret, keder de yoktur." ifadesini kullandı.

Bayraktar, makinenin acı çekmediğini, özlem duymadığını, "neden" diye sormadığını dile getirerek, "Makineler ve makine insanlar için sonsuz döngüler, programlı kısır görevler, manayı yitirmiş karanlık ve en nihayetindeyse kaçınılmaz yok oluş ve mutlak yıkım vardır. İnancımızın tarifiyle, insan yaratılmışların en şereflisidir, eşref-i mahlukattır. Bizim medeniyetimiz gönül medeniyetidir. Gönlü olmayan, merhameti ve sevgisi olmayan sentetik insanın elindeki teknoloji, ancak bir imha aracına dönüşür. Zira bizim gayemiz, insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmektir." şeklinde konuştu.

"KÜRESEL DEVLER, İNSANLIĞIN TÜM VERİSİNİ HARMANLAYIP ORANTISIZ BİR GÜÇ ELDE EDİYORLAR"

Kuşatmanın sadece cihazlara değil, doğrudan insanın iradesi ve ruhuna yapıldığını vurgulayan Selçuk Bayraktar, bugün sivil teknoloji ürünlerinin neredeyse tümünün birer silaha dönüştürülmüş durumda olduğunu dile getirdi.

Bayraktar, bütün uzuvlarıyla örümcek ağına hapsolmuş bir insanı ve onu iliklerine kadar sömüren bir canavarı düşünmek gerektiğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bedelini ödeyerek aldığımız akıllı telefonlar, saatler, iletişim ağları adeta insanlığı bir örümcek ağına hapsetti. Oysa inancımızda örümcek ağı, insanı zulümden, kötülüklerden muhafaza eden ve hürriyeti koruyan adeta mucizevi bir perdedir. Bugünün "tekno-canavarları", tüm insanlığı attığı her bir adımdan, aldığı her bir nefese kadar takip eden bir ağ ördüler. Yakın zamanda bazı devletlerin terör eylemlerinde de gördük ki tedarik zincirine sızdırılan bombalarla cebimizdeki telefonlar, akıllı saatler, hatta kulaklıklar bile insanları katletmek için birer silaha dönüşebiliyor."

Yapay zeka teknolojisini hegemonik bir biçimde elinde tutmaya çalışan dev tekellerin, neredeyse insanlığın sahip olduğu tüm enerji kaynaklarını tüketecek devasa bir işlem gücü talep ettiklerine vurgu yapan Bayraktar, "Bu ihtirasları adeta firavunların sonsuz egolarını yüceltmek için yaptığı, o dev yapılar gibi salt kaba güçle inşa edilmiş piramitleri andırıyor. Bugün küresel devler, yüz binlerce işlemci ile insanlığın tüm verisini harmanlayıp orantısız bir güç elde ediyorlar." dedi.

Bayraktar, Türkiye gibi ülkelerin, dost ve kardeş ulusların, kısıtlı kaynaklarıyla bu dev tekellerle nasıl rekabet edeceğine ilişkin, "Bizim yapmamız gereken, İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü yaparak yepyeni bir kırılım yakalamaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Temelinde bir istatistiksel tahmin mekanizması bulunan büyük dil modellerinde son dönemde kaydedilen ilerlemelerin, doğru yönlendirmeyle bu kırılımların mümkün olduğunu gösterdiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:

"Kaba işlem gücü yerine, insanın düşünsel yeteneğine benzer yöntemsel iyileşmeler, bu makineleri çok daha az işlem gücüyle daha ileri seviyede bir başarıma ulaştırdı. İnsanlık, yüzyıllar boyu evreni gözlemledi, veriyi tablolar halinde derledi, biriktirdi. Topladığı verideki rastlantısal görünümlü niceliklerden, niteliksel bağlar kurarak, bir anlamda aklını kullanıp, soyutlandırarak, ardındaki o basit ama sanatsal diyebileceğimiz doğanın kanunlarını keşfetti.

Yerçekimini, gezegenlerin hareketlerini, elektromanyetik denklemleri, kuantum kuramını, matematiğin kusursuz diliyle ifade etti. İnsanoğlu bunu yaparken, devasa makinelerin bugün yaptığı gibi neredeyse sonsuz boyuta sahip bir uzayda, sonsuz deneme ve yanılma yaparak, adeta bu geniş uzayın her bir noktasını teker teker test ederek bu kanunları bulmadı. Enerji kapasitesi 20 watt'ı dahi geçmeyen beyniyle kainatın en derin şifrelerini kırdı."

"VERİLERİN TEKELLEŞMESİ, ZİHİNLERİN VE İRADENİN TEK BİR MERKEZDEN ESİR EDİLMESİDİR"

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, "Harezmi de İbni Sina da Newton da Maxwell de hocamız Ordinaryüs Prof. Dr. Cahit Arf da hepimizin sahip olduğu o aynı mucizevi insan beynine sahipti, terawattlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil. İşte bu yüzden, yapay zekayla alakalı ilerleme modelimiz sadece donanım tekellerinin güdümündeki istatistiksel yığınlara dayanmamalıdır. İnsanlığın bilimsel birikiminin üzerine inşa edilmiş, fiziksel alemi de içeren, dilin yapısı ve düşünsel yeteneklerin yapı taşlarını merkeze alan melez bir yaklaşım olmalıdır." diye konuştu.

İstatistiksel yapay zeka makinesine ilave edecekleri insanın düşünme mekanizmasını taklit eden her bir yeteneğin, insanları dev işlemci yığınlarına mahkum olmaktan kurtaracağını anlatan Bayraktar, bunun çok daha düşük işlem gücüyle, daha karmaşık ve çetin problemleri çözmenin anahtarı olacağını söyledi.

Bayraktar, kendimize ait, açık kaynaklı, şeffaf, denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosistemini kurmak gerektiğini belirterek, "Mümkünse ekosistemin her bir unsurunu bağımsızca geliştirebilme ve üretebilme kabiliyetine sahip olmalıyız. Kısa vadede bu mümkün olmayabilir. Mümkün olmadığı durumlarda, iş birliklerine veyahut doğrudan dışarıdan temin yoluna başvurabiliriz. Dışarıdan aldığımız sistemlerin tümüne de özellikle kritik altyapı yazılımları ve donanımları söz konusu olduğunda, açık kaynaklı yazılım modelini şart koşmalıyız." dedi.

Açık kaynağın, verilerin mahremiyeti, güvenliği ve dijital egemenliğin vazgeçilmez unsuru olduğuna işaret eden Bayraktar, şunları kaydetti:

"Verilerin tekelleşmesi, zihinlerin ve iradenin tek bir merkezden esir edilmesidir. Buna asla rıza gösteremeyiz. Yegane gayesi kar maksimizasyonu olan küresel tekellerin, tüm insanlığın hayatını kendi veri merkezlerinde toplaması, ulusların ve toplumların egemenliğine vurulmuş sinsi bir darbedir. Bu kuşatmanın yarın karşımıza ne olarak çıkacağını görmek için kahin olmaya gerek yoktur. Bu, modern dünyanın gönüllü kölelik fermanıdır. İşte bu yüzden, verilerimizi küresel dev tekellerin sunucularına teslim etmek yerine, dağıtık öğrenme ve işleme mimarilerini hayata geçirmeliyiz."

Bayraktar, "Veri, kendi kurumlarımızda ve kendi sınırlarımız içinde kalırken, algoritmalarımız bu dağıtık ağlarda mahremiyeti koruyarak öğrenecek ve bizi bu sömürü düzeninden kurtaracaktır. Kısıtlı kaynaklarımızı statükoyu koruyan hantal sistemlere değil, geleceğin alanlarını şekillendirecek teknolojilere yatırmak durumundayız." dedi.

"İNSANİ BİR 'TEKNOLOJİK DAYANIŞMA İTTİFAKI' KURMALIYIZ"

Yapay zekadan ileri çip teknolojilerine, kuantum bilgi işlemden robotik otomasyona kadar dağıtık işlem ve veri merkezi modellerini geliştirmek gerektiğini vurgulayan Selçuk Bayraktar, böylelikle devasa, merkezcil bulut yapılarına ihtiyacın azalacağını ve bağımsızlığımızın teminat altına alınacağını söyledi.

Bayraktar, "Geliştirdiğimiz yüksek teknolojiyi dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşarak insani bir 'Teknolojik Dayanışma İttifakı' kurmalıyız. Tekellerin dev veri merkezlerine mahkum olmadan, gücümüzü birleştirmek zorundayız. Gücümüzü birleştirirsek, bu tekellerin oluşturduğu örümcek ağını yırtıp atabiliriz. Bu birleşme sadece kağıt üzerinde bir ittifak değil, derin bir zihniyet devrimi olmalıdır. Bizler için bu devrim, Milli Teknoloji Hamlesi ile hayat gailesine dönüştü. Bu davanın, bu hedefin asıl taşıyıcısı, makinenin hızı değil insanın şuurudur. Yarının dünyasını hür bir iradeyle kuracak olan genç kardeşlerimizdir. " ifadelerini kullandı.

Yıllar evvel TEKNOFEST'lerde bu toprakların bağrına bıraktıkları tohumların, mazisi ve istikameti belli ulu çınarlar gibi göğe yükseldiğini anlatan Bayraktar, "TEKNOFEST kuşağı, zihinlerine vurulmak istenen prangaları parçalamış, küresel tahakkümün ördüğü ağları saçak saçak darmadağın eden bir hürriyet kuşağıdır." diye konuştu.

Bayraktar, savunma alanında dünyanın en büyük İHA şirketi olan Baykar'da da geliştirdikleri yeni nesil yapay zeka sistemlerinin, kuş sürüleri gibi birbiriyle haberleşen otonom sürülerinin ve dünya harp doktrinini yeniden yazan çalışmalarının, TEKNOFEST kuşağının imzasını taşıdığını belirterek, "Dost, kardeş ve mazlum coğrafyalarla el ele vererek yapay zekayı iyilik temelinde geliştirmeye devam edersek, eğitimde, sağlıkta çığır açıcı yeniliklere ulaşabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Protein sentezi ve akıllı ilaç keşfi gibi kombinatorik problemleri çözmede mahir olan yapay zeka ve ileri işlem gücüyle, insanlığı pençesine almış kanser gibi hastalıklara çare bulmada büyük faydalar sağlanabileceğini vurgulayan Bayraktar, robotik cerrahiden hekimlik hizmetlerine kadar sağlığın her alanında çok daha maliyet etkin bir şekilde geliştirilen çözümleri ihtiyaç duyan herkese ulaştırabileceklerini söyledi.

Bayraktar, insanların öğrenme yetilerine göre özelleşmiş yapay zeka destekli içerikleri ve eğitim asistanlarını yeryüzünün her köşesine ulaştırarak fırsat eşitliğinin sağlanabileceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu sayede, gelişmiş ülkelerde dahi tıkanmış olan sosyal mobilizasyonu canlandırabiliriz. Gelir adaletsizliğini azaltarak insanlığın sosyal refahını artırabiliriz. Tüm bu coğrafyayı kapsayan ortak pazara sahip girişim ekosistemi bunu mümkün kılacak en önemli unsur olacaktır. TEKNOFEST kuşağı tüm bu alanlarda çekirdekten yetişerek geleceğin girişimlerini kurdu. Hatta kendi sosyal ağlarını inşa etmeye başladı."

"KADİM MEDENİYETİMİZDE BİLİM, BİLGİ VE HAKİKAT MUHAKKAK İNSAN İÇİNDİR"

Küresel dijital tahakkümü yıkmak ve yüz yüze bakar gibi bir sosyal medya deneyiminin mümkün olacağını göstermek adına NSosyal'in geliştirildiğini belirten Selçuk Bayraktar, "NSosyal ile zararlı içeriklere müptela etmeden, tahkir ve linç etmeden, kutuplaştırmadan, yüz yüze bakar gibi bir sosyal ağın mümkün olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Ulusların dijital egemenliğini teminat altına almak adına bunu da tüm dost ve kardeş coğrafyalarla paylaşmak üzere geliştirdi." dedi.

Bayraktar, özelleşmiş alanlarda kullanmak üzere Türkçe kaynaklarla ve kültürel değerlerimizle eğitilmiş T3AI dil modelini hayata geçirildiğine işaret ederek, "Bu modelin büyük, orta ve küçük parametreli versiyonları ve teknolojisi kamu yararı adına kurumlarla paylaşıldı." ifadesini kullandı.

Makineler ve makine insanların dünyasında kaynağı belli olmayan köksüz sentetik hakikatin geçer akçe olabileceğine vurgu yapan Bayraktar, "Kadim medeniyetimizde ise bilim, bilgi ve hakikat muhakkak insan içindir. TEKNOFEST kuşağı yüzyıllardır bilimsel metodolojide olduğu gibi doğru ve güvenilir bilgiyi insanlığa ulaştırabilmek adına, kaynağı, kökü ve müellifi belli olan açık kaynaklı KÜRE Dijital Ansiklopedi'yi de geliştirdi." şeklinde konuştu.

Bayraktar, bugün birilerinin, makinelerin insan soyunun bir sonraki halkası olacağını, hatta doğrudan insanın yerine geçeceğini öne sürdüğüne dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Sürekli surette insanın kendi yarattığı algoritmaların altında ezilmeye mahkum olduğunu telkin ediyorlar. Bu tehlikeli gidişatın temelinde, teknolojinin hızından ziyade insanın o en eski ve en trajik yanılgısı yatıyor, insanın kendini tanrılaştırma çabası. Bugün insanoğlu, aslında asla sahip olmadığı mutlak bir gücü kendi nefsine vehmediyor. Oysa insan en gelişmiş laboratuvarlarında, en dahi zihinleriyle bile tek bir atomu yoktan var edemediği gibi, var olan tek bir atomu bile bütünüyle yok etmeyi de başaramıyor.

Bu mutlak acziyetine rağmen, kendi elleriyle ürettiği algoritmalar üzerinden yeryüzünde bir nevi yaratıcılık kibri kuşanmaya kalkışıyor. Oysa milyar yıllık alemde, Nemrud'undan Firavun'una kadar, dünyaya gelip de zamanın genişliği içinde an bile sayılmayacak ömrünü tamamlayıp toprağa karışmayan tek bir canlı dahi yok."

- "Milli Teknoloji Hamlesi, küresel tek tipleşmeye karşı felsefi bir duruş, asil bir uyanıştır"

Hatırlanması gereken ezeli ve ebedi bir hakikatin olduğunu belirten Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, "Bizler insanız. Soğuk bir montaj hattında doğmadık. Varoluşumuz Alemin Mimarı'nın üflediği muazzam ruhtan geldi. Yaratıcının insana biçtiği, makinelere asla bırakılamayacak yüce bir misyonumuz da var. Dünyayı adaletle imar etmek, eşref-i mahlûkat olarak hür iradeyle Hakk'ı, hakikati ayağa kaldırmak. Bugün adeta kutlu bir nesne gibi kutsanan yapay zeka, hafızası olan ama hatırası olmayan, rakamların ruhsuz labirentine sıkışmış bir istatistik yankısından ibarettir. Tam da bu nedenle, Milli Teknoloji Hamlesi bizim için sadece teknik bir rekabet alanı değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, Milli Teknoloji Hamlesi'nin insanı nesneleştiren, ruhu mekanik kalıplarla kuşatan, küresel bir tek tipleşmeye karşı felsefi bir duruş, asil bir uyanış olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hepimiz çok iyi biliyoruz ki geleceğin haritası karanlık ellerin çizdiği rotalarla belirlenemez. İstikbalin asıl anahtarı Alemin Mimarı'nın ruhumuza üflediği özgür iradede ve omuz omuza verip bir olabilmenin muazzam sırrında saklıdır. Bugün, Ulusal Yapay Zeka Vizyonu'muzun paylaşıldığı Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, teknolojiyi bir tahakküm aracı olmanın ötesinde insanı ve şuuru yücelten bir imkan olarak gördüğümüzün en somut nişanesidir. Bu vizyonu ortaya koyan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, ekosistemimizin tüm öncülerine, araştırmacılarımıza ve dünyayı yıkıldığı yerden yeniden inşa edecek TEKNOFEST kuşağına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Yolumuz açık, geleceğimiz hür olsun."


Etiketler:
selçuk bayraktar baykar yapay zeka