ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Bilim insanları imkansızı yaptı! Nanopartikül artık kontrol altında

Ada Kahriman - | Son Güncelleme Tarihi:
Bilim insanları imkansızı yaptı! Nanopartikül artık kontrol altında

Viyana Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası bir araştırma, silika nanopartikülün döngüsel hareketini iki eksende kuantum temel durumuna soğutarak bilim dünyasında önemli bir kilometre taşı oluşturdu. Elde edilen başarı, kuantum tork ölçümü ve döngüsel madde-dalga enterferometrisi gibi alanlarda yeni deneylerin önünü açıyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Viyana Üniversitesi, TU Wien ve Ulm Üniversitesi'nden bilim insanları, silika nanopartiküllerin döngüsel hareketini iki eksende kuantum temel durumuna kadar soğutmayı başardı. Bu önemli gelişme, laboratuvar ortamında havada asılı bir nanorotorun hareketinin mümkün olan en düşük enerji seviyesine indirildiği ilk deney olarak kayıtlara geçti. Araştırmacılar, optik soğutma tekniklerini kullanarak, kuantum mekaniğinin öngördüğü belirsizlik sınırlarına ulaşmayı başardı. Bu sayede, 100 milyon atomdan oluşan bir silika nanorotorun yönelimi, mutlak sıfıra yakın sıcaklıklarda, yalnızca kuantum dalgalanmaların izin verdiği kadar oynayabildi. Elde edilen sonuçlar, kuantum kontrol teknolojilerinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Viyana Üniversitesi ekibi: Kuantum sınırında iki eksenli kontrol sağladı

Kuantum alanında çığır açan bu deneyde, Markus Arndt (Viyana Üniversitesi), Uroš Delić (TU Wien) ve Benjamin Stickler (Ulm Üniversitesi) liderliğindeki ekip, her biri 150 nanometre çapında iki silika küresinden oluşan dumbbell şeklinde bir rotor kullandı. Bu nanorotor, lazer ışınlarının oluşturduğu yoğun bir optik alan içerisinde havada asılı tutuldu. Lazerin elektrik alanı, parçacığı hem konum hem de yönelim açısından sıkıca kontrol etti ve görünmez bir yay gibi davranarak rotorun hareketini sınırladı. Başlangıçta, rotorun termal enerji nedeniyle librasyon adı verilen rastgele döngüsel hareketleri gözlendi. Optik soğutma uygulandıktan sonra, sistemin sıcaklığı mutlak sıfırın yalnızca birkaç on mikrokelvin üzerine kadar indirildi. Bu aşamada, klasik fiziğin ötesinde, kuantum etkileri baskın hale geldi ve rotorun yönelimi yalnızca kuantum dalgalanmaların izin verdiği kadar oynayabildi. Ekip, iki eksende aynı anda bu hassasiyeti sağlayarak, kuantum temel durumuna ulaşan ilk döngüsel sistem deneyini gerçekleştirdi. Bu başarı, daha önce yalnızca tek eksende ETH Zürih tarafından elde edilen sınırın ötesine geçilmesini sağladı.

Stephan Troyer: 'Bir pusula iğnesinin bakteriden daha hassas hizalanması mümkün oldu'

Çalışmanın baş araştırmacılarından Stephan Troyer, elde edilen hassasiyetin büyüklüğünü şu sözlerle açıkladı: 'Rotorun ucu, bir atom çapının yüzde birinden daha az hareket ediyor. Bu, bir pusula iğnesinin bir bakterinin genişliğinden daha iyi hizalanması anlamına geliyor.' Elde edilen bu kontrol seviyesi, yalnızca teknik bir başarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda döngüsel madde-dalga enterferometrisi ve kuantum tork ölçümleri gibi yeni deneylerin önünü açıyor. Kuantum dünyasında, mutlak sıfıra yaklaşıldıkça parçacıkların enerji seviyeleri ayrık hale geliyor ve en düşük enerji seviyesinde bile tamamen hareketsiz kalamıyorlar. Araştırmacılar, nanorotorun yöneliminin yaklaşık 20 mikroradyanlık bir belirsizlikle sınırlı olduğunu belirledi. Bu değer, kuantum belirsizlik ilkesinin öngördüğü minimum sınırı temsil ediyor. Elde edilen hassasiyet, gelecekte kuantum algılama teknolojilerinin gelişmesine ve çok küçük torkların ölçümünde yeni bir standart oluşmasına zemin hazırlıyor.

Kuantum madde-dalga enterferometrisinde yeni ufuklar

Viyana Üniversitesi ekibinin elde ettiği bu sonuçlar, yalnızca temel bilim açısından değil, uygulamalı kuantum teknolojileri bakımından da büyük önem taşıyor. Silika nanorotorun 100 milyon atomdan oluşmasına rağmen kuantum davranışı sergilemesi, mevcut kuantum sistemlerinin çoğunda gözlenen atomik ölçekten çok daha büyük sistemlerde de kuantum kontrolün mümkün olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, bu tür büyük parçacıkların döngüsel hareketlerinin kuantum süperpozisyonuna girebileceğini, yani rotorun aynı anda birden fazla yönelime sahip olabileceğini vurguladı. Bu durum, madde-dalga enterferometrisinin döngüsel versiyonunun önünü açıyor. Eğer rotorun tutulduğu optik alan kapatılırsa, parçacık zamanla başlangıç hizalamasını kaybediyor ve kuantum canlanması adı verilen bir süreçle yeniden hizalanıyor. Bu etkiyi gözlemleyebilmek için, silika nanorotordan yaklaşık 100 kat daha hafif ve tütün mozaik virüsü boyutunda parçacıklar kullanılması gerekebilir. Stephan Troyer, 'İki boyutlu soğutma yöntemimizin güzelliği, hem büyük hem de küçük ölçeklerde çalışabilmesi. Büyük cisimlerde soğutma daha kolay, ancak tekniklerimizi daha küçük yapılara uygulayarak döngüsel kuantum enterferansını doğrudan gözlemlemeyi hedefliyoruz,' ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, kuantum fiziği ile günlük yaşamda karşılaşılan fenomenler arasındaki sınırların daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

Optik soğutma ve kuantum tork ölçümünde devrim

Deneyde kullanılan koherent saçılma soğutma yöntemi, nanorotorun yaklaşık 100 MW/cm² yoğunluğunda bir ışık alanında tutulmasını sağladı. Bu yoğun optik alan, parçacıktan saçılan her fotonun bir birim döngüsel enerjiyi sistemden uzaklaştırmasına imkan tanıdı. Bu işlem defalarca tekrarlandığında, rotorun enerjisi sürekli azaldı ve kuantum temel durumuna ulaşıldı. Optik soğutmanın bu şekilde kullanılması, yalnızca konumsal değil, aynı zamanda döngüsel hareketlerin de hassas biçimde kontrol edilebileceğini gösterdi. Elde edilen bu teknik başarı, gelecekte kuantum tork ölçümlerinde ve hassas algılayıcıların geliştirilmesinde önemli bir rol oynayacak. Özellikle, soğutulmuş bir nanorotorun çok küçük kuvvetlerin döngüsel eşdeğeri olan torkları tespit edebilmesi, kuantum algılama teknolojilerinde yeni bir çağ başlatabilir. Araştırmacılar, bu teknolojilerin ilerleyen yıllarda hem temel bilimde hem de pratik uygulamalarda geniş bir kullanım alanı bulmasını bekliyor.

Viyana Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen bu deney, kuantum fiziği alanında yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Kuantum sınırında kontrol edilen nanopartiküller sayesinde, hem temel bilimsel sorulara yanıt bulunacak hem de gelecekte tıbbi, teknolojik ve endüstriyel uygulamalara kapı aralanacak. Bilim insanları, bu başarıyı daha küçük ve hafif parçacıklara uygulayarak kuantum dünyasının sırlarını çözmeye bir adım daha yaklaştı.


Etiketler:
kuantum nanopartikül Viyana Üniversitesi optik soğutma kuantum tork