ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Gizemli iyileşme: HIV virüsü vücuttan nasıl temizlendi?

Mehmet Can Çoban - | Son Güncelleme Tarihi:
Gizemli iyileşme: HIV virüsü vücuttan nasıl temizlendi?

Almanya'da yaşayan bir erkek hasta, agresif lösemi tedavisi için aldığı kök hücre nakli sonrasında altı yıldır HIV remisyonunda kalmayı başardı. Bilim insanları, bu başarının HIV tedavisine yönelik yeni kapılar açabileceğini belirtiyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Tıp dünyasında önemli bir gelişme yaşanmıştır. Berlin'de yaşayan ve B2 olarak bilinen bir hasta, HIV remisyonunda kalmayı başaran yedinci kişi olmuştur. Bu başarı, bağışıklık yetmezliği virüsüne karşı mücadelede yeni umutlar yaratmaktadır. Hastanın altı yıl öncesinde aldığı kök hücre nakli, onun HIV virüsünü kontrol altında tutmasını sağlamıştır. Charité – Universitätsmedizin Berlin'den immünolog Christian Gaebler liderliğindeki araştırma ekibi, bu olayı detaylı biçimde incelemiş ve sonuçlarını yayımlamıştır.

B2 hastasının durumu, diğer HIV remisyonu vakalarından farklılık göstermektedir. Önceki başarılı vakalarda, donör kök hücreleri HIV'e karşı direnç sağlayan mutasyonun iki kopyasını içeriyordu. Ancak B2'nin aldığı donör hücrelerinde bu mutasyonun yalnızca bir kopyası bulunmaktaydı. Araştırmacılar, tek kopya ile sağlanan direncin daha kısa ömürlü olacağını düşünmüşlerdir. Buna rağmen, hasta altı yıl boyunca HIV remisyonunda kalmayı başarmıştır. Bu durum, virüsün vücuttan temizlenmesinin arkasında yatan mekanizmaların daha karmaşık olduğunu göstermektedir.

HIV virüsünün vücutta nasıl saklandığı

HIV, bağışıklık sistemine karşı oldukça inatçı bir virüstür. Vücudun savunma hücrelerine saldırarak onları istila eder ve bağışıklık savunmasını dramatik biçimde zayıflatır. Bu virüs, hızlı mutasyon yapabilme ve tedavi düzensiz olursa ilaç direnci geliştirme yeteneğine sahiptir. HIV'in bu özellikleri, tedavi sürecini son derece zorlaştırmaktadır. Virüs, CCR5 adı verilen bir reseptörü kullanarak konağın hücrelerine tutunur ve içeri girer. Hücrenin içine girdikten sonra, DNA'sını genomun içine gömüp uzun süreli bir enfeksiyon oluşturur.

HIV virüsü, bazı uzun ömürlü bağışıklık hücrelerinde yıllarca uykuda kalabilir. Bu durum, vücutta virüsün gizli bir rezervuarı oluşmasına neden olur. Bu rezervuarlar, bağışıklık sistemi tarafından görülmez ve antiretroviral tedaviden etkilenmez. Antiretroviral tedavi, virüsün çoğalmasını durduran ilaçlardan oluşur. Ancak hasta bu ilaçları almayı bırakırsa, rezervuarda saklanan virüs yeniden ortaya çıkabilir ve enfeksiyonu yeniden alevlendirebilir. Bu nedenle, HIV remisyonu elde etmek için bu gizli rezervuarları tamamen ortadan kaldırmak gerekir.

Kök hücre nakli ile HIV remisyonu nasıl sağlanır

HIV remisyonunu başarıyla elde etmiş hastalar, özel bir tedavi protokolü izlemiştir. İlk aşamada, hastalar agresif bir kemoterapi sürecinden geçerler. Bu kemoterapi, HIV genomunun gizli kopyalarını içeren hücreler de dahil olmak üzere bağışıklık sisteminin çoğunu yok eder. Böylece, vücutta saklı olan HIV virüsü de ortadan kaldırılmaya başlanır. Kemoterapi sonrasında, donör kök hücrelerinin nakli yapılır. Bu nakil, bağışıklık sistemini sıfırdan yeniden inşa eder.

Nakil edilen yeni kök hücreler, kalan birkaç HIV saklanma yerini tanıyabilir ve onları yok edebilir. Bu süreç, greft-karşı-rezervuar yanıtı olarak bilinen bir fenomen aracılığıyla gerçekleşir. Donör hücreleri, vücutta kalan HIV virüsünü düşman olarak algılar ve saldırır. Bu sayede, HIV remisyonu elde edilebilir. Ancak bu tedavi yöntemi, çok agresif bir kemoterapi gerektirdiği için tüm hastalar için uygun değildir. Genellikle, lösemi gibi ciddi kan kanserleri nedeniyle zaten kök hücre nakli gereken hastalar için uygulanır.

CCR5 mutasyonunun HIV remisyonundaki rolü

Uzun süreli HIV remisyonunun bilinen yedi vakasından beşinde, donör kök hücrelerinin CCR5 Δ32 adı verilen nadir bir mutasyonun iki kopyası bulunmaktadır. Bu mutasyon, HIV virüsünün tutunduğu CCR5 reseptörünü etkisiz hale getirir. Mutasyon, esasen HIV'in tutunduğu CCR5 'anahtar deliğini' kırarak virüsün ilk etapta hücreye girmesini önler. Her ebeveynden bir tane olmak üzere miras alınan iki mutasyona uğramış CCR5 kopyası ile, bağışlanmış bağışıklık hücreleri hiçbir işleyen CCR5 reseptöründen yoksundur.

Bu durum, HIV virüsünün kapıyı açmasını tamamen engeller ve virüsü saklanacak yeni yerlerden mahrum bırakır. Ancak B2 hastasının durumu farklıdır. B2, zaten bir ebeveynden miras aldığı CCR5 Δ32 mutasyonunun bir kopyasına sahipti. Buna rağmen, 2009'da HIV tanısı aldı. Daha sonra 2015'te akut miyeloid lösemi tanısı kondu. Doktorlar uygun bir kök hücre donörü buldular, ancak bu donörün de mutasyonun sadece bir kopyası vardı. Yine de B2, o yılın ilerleyen zamanlarında kemoterapi ve tam kök hücre nakli geçirdi.

Tek kopya mutasyonun başarısı ve yeni sorular

B2 hastasının durumu, tıp camiasında önemli sorular gündeme getirmiştir. Araştırmacılar, tek kopyalı hücrelerin kısa ömürlü ancak daha az dayanıklı bir direnç sağlayacağını düşünmüşlerdir. Ancak B2, altı yıl boyunca HIV remisyonunda kalmayı başarmıştır. Bu başarı, HIV virüsünün vücuttan temizlenmesinin arkasında yatan mekanizmaların daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Tek kopya mutasyonun neden bu kadar etkili olduğu, henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Bu durum, HIV tedavisi alanında yeni araştırmaların kapısını açmıştır.

B2'nin durumu 2018'de tıbbi tavsiyeye karşı antiretroviral tedavi almayı bırakacak noktaya kadar iyileşti. Bu, onun remisyon zaman çizelgesinin başlangıcını işaret eder. Altı yıl boyunca ilaç almadan HIV virüsü kontrol altında kalmıştır. Bu başarı, HIV remisyonunun yalnızca iki kopya mutasyonla değil, tek kopya mutasyonla da mümkün olabileceğini göstermektedir. Charité – Universitätsmedizin Berlin'den Christian Gaebler ve ekibi, bu bulguları detaylı biçimde yayımlamıştır.

HIV tedavisine yönelik yeni umutlar

B2 hastasının başarısı, HIV tedavisi alanında yeni kapılar açmaktadır. Araştırmacılar, HIV'i potansiyel olarak tedavi etmenin diğer yollarını anlamaya yönelik kışkırtıcı yeni bir yol bulmuşlardır. Tek kopya CCR5 Δ32 mutasyonunun bile uzun süreli HIV remisyonu sağlayabilmesi, tedavi stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Bu bulgu, daha geniş bir hasta popülasyonuna uygulanabilecek yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir.

HIV remisyonunun bilinen yedi vakası, tıp dünyasına değerli dersler sunmaktadır. Her vaka, virüsün vücuttan temizlenmesinin farklı mekanizmalarını ortaya koymaktadır. B2'nin durumu, özellikle tek kopya mutasyonun etkisini göstermesi açısından önemlidir. Gelecekte, bu bulgular ışığında daha etkili ve daha geniş hasta gruplarına uygulanabilir HIV tedavi yöntemleri geliştirilebilir. Kök hücre nakli, HIV remisyonu elde etmede kanıtlanmış bir geçmişe sahiptir ve bu başarılar, tedavi alanında yeni umutlar yaratmaktadır.


Etiketler:
HIV remisyonu kök hücre nakli AIDS tedavisi tıbbi atılım Berlin hastası