ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

Düşük tuzlu diyetler: Türkiye'de sağlıklı mı, riskli mi?

HABER MERKEZİ - | Son Güncelleme Tarihi:
Düşük tuzlu diyetler: Türkiye'de sağlıklı mı, riskli mi?

Türkiye'de tuz tüketimi, sağlık uzmanlarının gündeminde önemli bir yer tutuyor. Düşük tuzlu diyetlerin fazla tuz kadar riskli olup olmadığı ise tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Kapat

HABERİN DEVAMI

Türkiye'de tuz tüketimi ve bunun sağlık üzerindeki etkileri, son yıllarda kamuoyunun ve uzmanların sıkça tartıştığı bir konu haline geldi. Özellikle düşük tuzlu diyetlerin gerçekten sağlıklı olup olmadığı, ya da fazla tuz tüketimi kadar riskli olup olmadığı sorusu, bilimsel çevrelerde de farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de tuz tüketimi önerilen seviyelerin oldukça üzerinde seyrediyor ve bu durum, kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok sağlık sorununu gündeme getiriyor. Ancak son dönemde yapılan bazı araştırmalar, düşük tuzlu diyetlerin de beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini ortaya koyuyor.

Tuzun vücuttaki rolü ve Türkiye'de tüketim alışkanlıkları

Tuz, içerdiği sodyum sayesinde vücudun sıvı dengesinin korunmasında, oksijen ve besin maddelerinin taşınmasında ve sinir sistemi fonksiyonlarının düzgün çalışmasında kritik bir rol üstleniyor. Sodyum, sinir hücrelerinin elektriksel uyarılara yanıt vermesini sağlarken, aynı zamanda kas fonksiyonları ve kan basıncının düzenlenmesinde de önemli bir etken. Türkiye'de ve dünyada, önerilen günlük tuz miktarının neredeyse iki katı kadar tuz tüketildiği biliniyor. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi (NHS), yetişkinler için günlük maksimum tuz alımını 6 gram olarak belirlerken, Türkiye'de ve birçok ülkede bu miktar 8-10 gram arasında değişiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise dünya genelinde ortalama tuz alımının 10.8 gram civarında olduğunu bildiriyor. Türkiye'de de benzer şekilde, günlük tuz tüketimi önerilenin çok üzerinde seyrediyor ve bu durum, halk sağlığı açısından önemli bir risk oluşturuyor.

Günlük tuz alımının yalnızca dörtte biri, yemeklere eklenen tuzdan kaynaklanıyor. Geri kalan büyük kısmı ise, ekmek, hazır soslar, işlenmiş gıdalar ve bazı tahıllar gibi satın alınan ürünlerde gizli olarak bulunuyor. Ayrıca, gıda etiketlerinde genellikle tuz yerine sodyum miktarının belirtilmesi, tüketicilerin gerçek tuz alımını olduğundan az sanmasına neden olabiliyor. Tuzun kimyasal yapısı gereği, 2.5 gram tuzda yaklaşık 1 gram sodyum bulunuyor. Bu nedenle, etiket okuma alışkanlıklarının geliştirilmesi ve tuz ile sodyum arasındaki farkın anlaşılması, sağlıklı beslenme açısından büyük önem taşıyor.

Fazla tuz tüketiminin sağlık üzerindeki etkileri

Fazla tuz tüketiminin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, onlarca yıldır yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş durumda. Yüksek miktarda tuz alımı, vücudun su tutmasına neden olarak kan basıncını yükseltiyor. Bu durum, uzun vadede damarların yapısında bozulmalara yol açabiliyor ve hipertansiyon gelişme riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, hipertansiyon, tüm inmelerin yüzde 62'si ve koroner kalp hastalığı vakalarının yüzde 49'u ile doğrudan ilişkili. Ayrıca, aşırı sodyum alımının her yıl dünya genelinde yaklaşık 1.89 milyon kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor. 35 yıl boyunca yayımlanan ve 13 çalışmayı kapsayan bir meta-analiz, günlük tuz tüketiminin 5 gram artmasının, kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 17, inme riskini ise yüzde 23 oranında yükselttiğini gösteriyor.

Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) verilerine göre, ABD'deki sodyum tüketiminin yaklaşık yüzde 40'ı pizza, işlenmiş et ürünleri, tuzlu atıştırmalıklar, tavuk ve hamburger gibi hazır gıdalardan geliyor. Türkiye'de de benzer şekilde, işlenmiş gıdalardaki gizli tuz oranı oldukça yüksek. Bu nedenle, fazla tuz tüketiminin önüne geçmek için sadece sofrada tuz eklemeyi azaltmak yeterli olmuyor; aynı zamanda işlenmiş gıdaların tüketiminin de kontrol altına alınması gerekiyor.

Düşük tuzlu diyetlerin sağlık üzerindeki etkileri

Tuz tüketimini azaltmanın sağlık üzerindeki olumlu etkileri de bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Örneğin, İngiltere Sağlık Anketi'nden elde edilen sekiz yıllık veriler, günlük tuz alımında 1.4 gramlık bir azalmanın, kan basıncında düşüşe ve buna bağlı olarak inme oranlarında yüzde 42, kalp hastalığına bağlı ölümlerde ise yüzde 40'lık bir azalmaya katkı sağladığını ortaya koyuyor. 2023 yılında yayımlanan bir klinik araştırmada ise, bir hafta boyunca düşük sodyumlu diyet uygulayan kişilerde, kan basıncında ilaç tedavisine benzer düzeyde bir düşüş gözlemlendi.

Ancak, düşük tuzlu diyetlerin etkilerini izole bir şekilde değerlendirmek her zaman kolay olmuyor. Çünkü tuz tüketimine dikkat eden bireyler genellikle genel olarak daha sağlıklı besleniyor, düzenli egzersiz yapıyor, sigara ve alkol kullanımından uzak duruyor. Bu nedenle, tuzun etkisini diğer yaşam tarzı faktörlerinden ayırmak için uzun vadeli ve rastgele kontrollü çalışmalar gerekiyor. Ancak bu tür çalışmalar, hem finansal hem de etik açıdan zorluklar barındırıyor. Yine de, gözlemsel veriler ve ülke bazında yapılan uygulamalar, tuz alımının azaltılmasının toplum sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını gösteriyor. Örneğin, Japonya'da 1960'lı yıllarda başlatılan tuz azaltma kampanyası sonucunda, günlük tuz tüketimi 13.5 gramdan 12 grama düşerken, inme kaynaklı ölümlerde yüzde 80 oranında azalma kaydedildi. Benzer şekilde, Finlandiya'da günlük tuz alımının 1970'lerden 2002'ye kadar 12 gramdan 9 grama düşmesiyle, kalp ve inme kaynaklı ölümlerde yüzde 75-80'lik bir azalma yaşandı.

Bireysel farklılıklar ve düşük tuzlu diyetin potansiyel riskleri

Tuz tüketiminin sağlık üzerindeki etkileri, kişisel farklılıklar nedeniyle her bireyde aynı şekilde ortaya çıkmıyor. Araştırmalar, tuza karşı duyarlılığın; etnik köken, yaş, vücut kitle indeksi, mevcut sağlık durumu ve ailede hipertansiyon öyküsü gibi faktörlere bağlı olarak değişebileceğini gösteriyor. Bazı bireyler, tuza karşı daha hassas oldukları için, yüksek tuz tüketiminde kan basınçları hızla yükselebiliyor. Buna karşılık, bazı bilim insanları ise düşük tuzlu diyetlerin de belirli riskler taşıyabileceğini iddia ediyor. Özellikle çok düşük tuz alımının, kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğine dair bazı çalışmalar bulunuyor. Örneğin, yapılan bir meta-analiz, günde 5.6 gramdan az veya 12.5 gramdan fazla tuz tüketiminin, olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. 2020 yılında yayımlanan bir başka araştırmada ise, kalp yetmezliği olan hastalarda, özellikle genç ve beyaz olmayan bireylerde, tuzun aşırı kısıtlanmasının sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtildi. 2022'de yayımlanan bir inceleme ise, günde 3-6 gram arası sodyum tüketiminin, kalp hastalığı riskini azaltmak için en uygun aralık olduğunu öne sürdü.

Ancak bu bulgular, bilimsel camiada ve halk sağlığı otoriteleri arasında ciddi eleştirilerle karşılanıyor. Çünkü bu tür araştırmalarda, tuz alımının doğru ölçülmemesi, çalışma yöntemlerindeki eksiklikler ve gıda endüstrisiyle olası çıkar çatışmaları gibi sorunlar, sonuçların güvenilirliğini tartışmalı hale getiriyor. Yine de, düşük tuzlu diyetlerin herkes için ideal olmayabileceği, bireysel sağlık durumuna göre tuz tüketiminin ayarlanmasının daha doğru olacağı görüşü giderek daha fazla dile getiriliyor.

Türkiye'de tuz tüketimi ve sağlıklı beslenme önerileri

Türkiye'de tuz tüketimi alışkanlıkları, geleneksel mutfak kültürü ve işlenmiş gıdaların yaygın kullanımı nedeniyle yüksek seyrediyor. Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlar, tuz tüketiminin azaltılması için çeşitli kampanyalar ve bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Ancak, tuzun hem eksik hem de fazla tüketilmesinin sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceği unutulmamalı. Uzmanlar, özellikle kronik hastalığı olan bireylerin ve yaşlıların tuz tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte, sağlıklı bireylerin de tuz alımını önerilen seviyelerde tutması, işlenmiş gıdalardan uzak durması ve taze, doğal besinleri tercih etmesi öneriliyor. Etiket okuma alışkanlığının geliştirilmesi ve sodyum ile tuz arasındaki farkın anlaşılması, toplum sağlığının korunmasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak, Türkiye'de ve dünyada tuz tüketimiyle ilgili tartışmalar devam ederken, hem fazla hem de eksik tuz alımının sağlık üzerinde ciddi etkileri olabileceği bilimsel verilerle ortaya konmuş durumda. Bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak, tuz tüketiminin dengeli bir şekilde ayarlanması ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, toplum sağlığının korunmasında kilit rol oynuyor.


Etiketler:
tuz tüketimi sağlıklı beslenme düşük tuz diyeti kalp sağlığı Türkiye