ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

İstikrar Diplomasisi: Türkiye'nin Yeni Dış Politika Doktrini

İstikrar diplomasisi, bu gerçeklikten hareketle Türkiye'nin ulusal güvenliğini bölgesel ve küresel istikrarla birlikte değerlendiren; adaleti bütün toplumlar için uluslararası düzenin kurucu ilkesi olarak ele alan bir dış politika doktrinidir.

HABER MERKEZİ - | Son Güncelleme Tarihi:
İstikrar Diplomasisi: Türkiye'nin Yeni Dış Politika Doktrini

Türkiye için istikrar, kendi sınırlarında sağladığı huzuru, sınırlarının ötesinde ise barış, adalet ve ortak refah arayışıyla tamamlayan bir sorumluluktur; çünkü savaşların ve adaletsizliklerin sürdüğü bir dünyada istikrar yalnızca bir millete ait olamaz. İstikrar diplomasisi, bu gerçeklikten hareketle Türkiye'nin ulusal güvenliğini bölgesel ve küresel istikrarla birlikte değerlendiren; adaleti bütün toplumlar için uluslararası düzenin kurucu ilkesi olarak ele alan bir dış politika doktrinidir.

Kitap, bu anlayışın tarihsel kodlarını Türkistan coğrafyasında şekillenen Türk devlet geleneğinden başlayarak incelemektedir. Orhun Yazıtları'nda yönetimin koruma ve yaşatma sorumluluğu ile Kutadgu Bilig'de adaletin düzen kurucu niteliği, bu düşünsel zeminin temel referanslarıdır. Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin tecrübeleriyle farklı coğrafyalara taşınan tarihsel birikim, Cumhuriyet döneminde millî egemenlik, bağımsızlık ve ülke bütünlüğü etrafında yeniden şekillenmiştir. Bu süreklilik, değişen uluslararası koşullarda güvenlik ile düzen arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu anlamlandırmaktadır. Soğuk Savaş sonrasında Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'daki dönüşümler, Türkiye'nin güvenlik, ekonomik ilişkiler ve bölgesel sorumluluklarını daha fazla birbirine bağlamıştır. Özellikle 15 Temmuz 2016 sonrası dönem, Türkiye'nin güvenlik algısı ve dış politika iradesinde belirginleşen dönüşümün kritik bir eşiğidir. Suriye'deki savaş, sınır aşan terörizm ve bölgesel otorite boşlukları güvenliğin sınırların ötesindeki gelişmelerle birlikte yönetilmesini zorunlu kılmıştır. Bağımsız karar alma kapasitesi, savunma sanayinin gelişimi ve diplomatik inisiyatif arasındaki bağ güçlenirken, Türkiye'nin krizlerin seyrini etkileyen ve düzen kurma sorumluluğu üstlenen bir aktör olma iradesi belirginleşmiştir. İstikrar diplomasisi, bu yönelimi tarihsel birikimle buluşturan doktrinel bir çerçeve sunmaktadır. Proaktif arabuluculuk, aktif tarafsızlık, önleyici diplomasi, insani diplomasi ve askerî caydırıcılık, doktrinin birbirini tamamlayan araçlarıdır.

Rusya–Ukrayna Savaşı'nda Montrö'nün uygulanması, Tahıl Koridoru ve esir takasları; çatışma sürerken güvenlik ve uzlaşma alanları oluşturabilmenin örnekleridir. İran–ABD–İsrail hattında savaşın bölgesel etkilerinin sınırlandırılması; Somali–Etiyopya arasındaki Ankara sürecinde diplomatik çözüm arayışı aynı çerçevede değerlendirilmektedir. Gazze ise sivillerin korunması, Filistin halkının hakları ve uluslararası hukukun uygulanması bakımından, istikrarın adaletten ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Nitekim istikrar diplomasisi açısından barışın ölçütü, silahların susmasıyla birlikte insanların topraklarında güvenle yaşayabilmesi, haklarına kavuşması ve geleceğini kurabilmesidir. Tüm savaş alanlarında adaletin tesisi, bölgesel barışın ve uluslararası düzenin meşruiyetinin temel koşullarından biridir.

İstikrar diplomasisini bir doktrin olarak tanımlamak elzemdir; çünkü Türkiye'nin tarihsel devlet birikimini, farklı kriz alanlarındaki politikalarını ve gelecek tasavvurunu ortak bir stratejik irade etrafında bütünleştirmektedir. Özellikle 15 Temmuz sonrasında Cumhurbaşkanlığı ve halk ile ortaya konulan kararlı siyasi irade, sahadaki caydırıcılık ile masadaki diplomatik inisiyatifi buluşturarak Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzenin şekillenmesinde sorumluluk üstlenme iddiasını güçlendirmiştir. Bu kitap, söz konusu iradenin güvenlik, egemenlik ve herkes için adalet eksenindeki doktrinel karşılığını ortaya koymaktadır. Coğrafya kaderdir; ancak o kaderin yönünü tayin eden, devletin iradesi ve bu iradeyi eyleme dönüştüren liderliktir.

Kapat

HABERİN DEVAMI


Etiketler:
türkiye dış politika diplomasi istikrar diplomasisi türkiye’nin yeni dış politika doktrini kitap merve suna özel özcan