Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan güven mesajı: Türkiye sokağa teslim edilemez
Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa, şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yapılan Kabine Toplantısı sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:
Grizü patlamasında hayatını kaybeden üç madencimize Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilerimize ise acil şifalar diliyorum. Yine önceki gün Ankara'da yaşanan askeri araç kazasında şehit olan Albay Said Gökgöz'e Rabbimden rahmet niyaz ediyor; şehidimizin ailesine, silah arkadaşlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Cenab-ı Allah şehidimizin ruhunu şad, mekanını inşallah cennet eylesin. Kazada yaralanan bir askerimiz taburcu olmuş, diğer askeri personelimizin tedavisi halen devam etmektedir. Kendisine acil şifalar temenni ediyorum.
#CANLI | Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan): Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. https://t.co/LtSXZKTJMW
— 24 TV (@yirmidorttv) October 26, 2026
Sevgili vatandaşlarım, Kabinemizin 74. toplantısını az önce hitama erdirdik. Toplantımızda iç siyasete, ekonomiye, güvenliğe ve dış politikaya dair güncel gelişmeleri istişare ettik. Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde Hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı, ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hale geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum.
Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında; tüm imkanlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk Cumhuriyetleri'ne nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor, uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz.
Son toplantımızdan bu yana uluslararası ilişkiler bağlamında, Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik ettik. 16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerjiye, eğitimden savunma sanayiine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkânlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askeri çerçeve anlaşması, yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu.
Attığımız bir diğer tarihi adım, Kanada Başbakanı Sayın Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyaret, münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdı. Ayrıca savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında iş birliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.
Yine hafta sonu İstanbul'da 9. Ara Buluculuk Konferansı'nı başlattık, akabinde de R4 ve R4+, E-4 Dışişleri Bakanları toplantılarına ev sahipliği yaptık. İnşallah Çarşamba günü Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceğiz. Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü ise Türk dünyasından seçkin konuklarımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. zirvesine yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz.
Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hükümet başkanının katılımıyla COP31 zirvesini Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz. Aziz milletim, değerli arkadaşlar, biz gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sâri köklü devlet geleneğimizin zaviyesinden bakıyoruz. Günü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz.
Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk; kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirdik. Biliyorsunuz, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Millî Mutabakat Hükümeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat, Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı: Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı.
Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır; Türkiye'nin ilk günden beri savuna geldiği "tek Libya, tek devlet" ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü, Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini, Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum.
Şunu burada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum: Biz huzura, refaha ve güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye, bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.
Aziz milletim, tabii burada şu gerçeğin de altını çizmek durumundayım: Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz'le ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz; sadece deniz yetki alanımızı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz.
Bir kere şunu herkes bilmeli: Gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir. Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye'nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara, ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum.
Libya Temsilciler Meclisindeki kardeşlerimize ve kardeş Libya halkına en kalbi selamlarımı yolluyor; Rabbim dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Bu vesileyle, aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren, "Libya'da ne işimiz var?" diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına kutluyor; Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum.
Bakınız, daha önce de söyledim: Siyaseti demokratik zeminde, mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonlu bu sorumsuzluk, bunların en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulhukûn hâkim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir.
#CANLI | Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan): Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler.
— 24 TV (@yirmidorttv) October 26, 2026
Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa, şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın; daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler.
Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce özel televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez.
Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim: Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı, milletimizin hizmet için bizlere emanet ettiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz.
Sevgili vatandaşlarım, 2027 yılı merkezî yönetim bütçe teklifimizi geçen hafta Gazi Meclisimizin takdirine sunduk. Bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz.
Şehirlerimizi deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlıyız. Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini %176 artırarak 276 milyar liraya yükselttik. Sosyal konut ödeneğini %150 artırarak 250 milyar liraya çıkardık. Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdık. 2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.
Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026 yılını %3,3 büyüme ile tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın %4,2 seviyesine ulaşacağını tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının %53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının ise %8'e gerilemesini öngörüyoruz.
2027 bütçesinde %13,7 ile aslan payını yine eğitime verdik. Millî Eğitim Bakanlığımıza 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdık. Yükseköğretim dâhil eğitim bütçemizi toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye çıkardık. Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor.
Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması en temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklemelere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık. Yine 2022'de başlattığımız, asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettiriyoruz. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlıyoruz.
Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek malî imkânları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi, adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz.
Tarım ülkemiz için stratejik önemi yüksek bir sektördür. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira kaynak ayırdık. Reel sektör desteklerimize ise tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira tahsis ettik. İç güvenlik dâhil olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar lira kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Son olarak şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Komşumuz İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşması, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine sebep olmaktadır. Temennimiz, bölgemizi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulmasıdır. Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkarttığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz.
Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı ve güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan; istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak; birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
- Popüler Haberler -
Antalya'da dağcıları taşıyan minibüs devrildi: 15 kişi yaralandı
Irak'tan resmi açıklama... Kalkınma Yolu Projesi için tarih verildi
Bayrampaşa'da İSKİ çalışmasında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Milas'ta rüşvet operasyonu: CHP'li Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı
İstanbul'da derbi trafiği... Araç yoğunluğu başladı
Tahran'da kritik zirve: Mekke İttifakı İran ile bir araya geldi



