ANASAYFA
TV PROGRAMLARI
PROGRAMLAR
YAYIN AKIŞI
CANLI YAYIN
24 RADYO
REKLAM
İLETİŞİM VE KÜNYE

AK Partili Elitaş'tan Özgür Özel'e ''erken seçim'' tepkisi: Bu tutarsızlık liderlik zafiyetidir

HABER MERKEZİ - | Son Güncelleme Tarihi:
AK Partili Elitaş'tan Özgür Özel'e ''erken seçim'' tepkisi: Bu tutarsızlık liderlik zafiyetidir

AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in erken seçim söylemlerini tutarsız bulduğunu belirterek, “Bir gün erken seçime karşı çıkıp ertesi gün parti kurmaylarının erken seçim çağrısı yapması, liderlik zafiyetidir” dedi. “Baskın seçim” kavramının anayasal bir karşılığı olmadığını vurgulayan Elitaş, seçimlerin nasıl ve hangi şartlarda yapılacağının anayasada açıkça düzenlendiğini ifade etti.

Kapat

HABERİN DEVAMI

AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF) tarafından düzenlenen 'Anadolu Sohbetleri' programında gazetecilerle bir araya geldi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen programda Elitaş, gazetecilerin sorularını yanıtladı,

Gündemdeki sıcak başlıklara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Elitaş; Terörsüz Türkiye süreci, Meclis'te kurulan komisyonun çalışmaları, anayasa değişikliği tartışmaları, erken seçim iddiaları, kayyum uygulamaları ve ekonomi başta olmak üzere birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

"TÜRKİYE BEŞ YILDIR TERÖRLE İLGİLİ CİDDİ BİR SORUN YAŞAMIYOR"

Konuşmasının başında Türkiye'nin terörle mücadelede geldiği noktaya dikkat çeken Elitaş, son beş yılda güvenlik güçlerinin kararlı mücadelesi sayesinde Türkiye içinde terör tehdidinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını vurguladı. Elitaş, "Bir dönem Türkiye'de binlerce teröristin faaliyet gösterdiği ifade ediliyordu. Bugün gelinen noktada bu rakamlar çok ciddi şekilde azalmıştır. Bu, devletin kararlılığının bir sonucudur" dedi.

Terörle mücadelenin sadece Türkiye sınırları içinde değil, Türkiye'ye tehdit oluşturabilecek sınır ötesi unsurları da kapsadığını belirten Elitaş, özellikle Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmalara dikkat çekti. Elitaş, "Bizim temel yaklaşımımız Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Türkiye'nin sınırında bir terör koridoruna asla izin vermeyiz" ifadelerini kullandı.

MECLİS KOMİSYONU VE "TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİ

TBMM'de kurulan ve "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüren komisyonun önemine değinen Elitaş, sürecin siyasi partilerin ortak sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini söyledi. Komisyonun rapor hazırlıklarının devam ettiğini belirten Elitaş, "Temennimiz, bu raporun tek sesli ve ortak bir mutabakatla çıkmasıdır. Türkiye'nin böyle bir birlik mesajına ihtiyacı var" diye konuştu.

Komisyon çalışmalarında zaman zaman farklı değerlendirmelerin basına yansımasının doğal olduğunu ifade eden Elitaş, nihai raporun TBMM'ye ve kamuoyuna sunulmasının ardından geniş bir toplumsal tartışma zemini oluşacağını belirtti.

UMUT HAKKI VE İNFAZ DÜZENLEMELERİ

Umut Hakkı ve infaz sistemine ilişkin tartışmalara da değinen Elitaş, bu konuların teknik ve hukuki boyutlarının bulunduğunu söyledi. Bu başlığın son derece hassas, teknik ve hukuki boyutları olduğuna dikkat çeken Elitaş, konunun günlük siyasi tartışmaların veya popülist söylemlerin konusu yapılmasının doğru olmadığını ifade etti.

Umut Hakkı meselesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda anayasal ve ceza hukuku boyutları bulunduğunu vurgulayan Elitaş, "Bu meseleler sloganlarla, duygusal çıkışlarla ya da kamuoyu baskısıyla ele alınabilecek konular değildir. Hukuk devleti ilkesine uygun şekilde, mevcut mevzuat ve uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilmelidir" dedi.

TBMM'de çalışmalarını sürdüren komisyonun bu konuyu çok yönlü ele aldığını belirten Elitaş, rapor tamamlandığında tüm siyasi partilerin görüşlerinin netleşeceğini söyledi. Elitaş, "Komisyon raporu ortaya çıktığında, AK Parti'nin yaklaşımı da diğer siyasi partilerin değerlendirmeleriyle birlikte kamuoyuna yansıyacaktır. Nihai karar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesiyle şekillenecektir" ifadelerini kullandı.

Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarına ilişkin olası düzenlemelerin basit bir mevzuat değişikliğiyle çözülebilecek bir konu olmadığını vurgulayan Elitaş, bu alanda yapılacak her adımın ciddi ve kapsamlı kanuni değişiklikler gerektireceğini dile getirdi. Elitaş, "İnfaz sistemi, cezanın türü, suçun niteliği, mağdur hakları ve toplum vicdanı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle devlete, millete ve insanlığa karşı işlenen suçlarda toplumsal hassasiyet son derece yüksektir" diye konuştu.

"TOPLUMSAL HUZURU ZEDELEMESİNE İZİN VERİLMEMELİDİR"

Bu tür düzenlemelerin kamuoyunda yanlış anlaşılmalara ve beklentilere yol açmaması gerektiğini belirten Elitaş, "Bir düzenleme yapıldığında bunun zincirleme talepler doğurabileceği de göz ardı edilmemelidir. 'O serbest kalıyorsa biz neden içerideyiz' gibi tartışmaların toplumsal huzuru zedelemesine izin verilmemelidir" dedi.

İnfaz sistemine yönelik olası değişikliklerin, adalet duygusunu zedelemeyen, mağdurların ve toplumun vicdanını gözeten bir denge içerisinde ele alınması gerektiğini ifade eden Elitaş, "Amaç cezasızlık algısı oluşturmak değil, hukuk devleti ilkesini güçlendirmektir. Bu nedenle her adım son derece dikkatli atılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

"DARBE ÜRÜNÜ BİR ANAYASA İLE YOLA DEVAM EDEMEYİZ"

Yeni anayasa tartışmalarına geniş yer ayıran Elitaş, 1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen hâlâ Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap veremediğini söyledi. Elitaş, "Anayasanın dokunulmadık yeri kalmadı ama hâlâ yeni bir anayasa ihtiyacından söz ediyoruz. Bu bile başlı başına sorunun göstergesidir" dedi.

Sivil bir anayasanın zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Elitaş, "Darbe sonrası hazırlanmış bir anayasa, 21. yüzyıl Türkiye'sine yakışmıyor. Milletin temsilcilerinin iradesiyle hazırlanmış, sade, kısa ve çerçeve niteliğinde bir anayasa yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.

AK Parti bünyesinde anayasa çalışmaları için oluşturulan heyetin toplantılarını sürdürdüğünü belirten Elitaş, şu aşamada yüzde 50+1 sistemi, parlamenter sisteme dönüş gibi başlıkların masada olmadığını, daha çok dünya anayasa örneklerinin incelendiğini söyledi.

ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI

Erken seçim iddialarına da net bir dille yanıt veren Elitaş, seçimlerin anayasal takvimine dikkat çekti. Elitaş, bu tartışmaların anayasal gerçeklikten uzak yürütüldüğünü belirterek, Türkiye'de seçimlerin açık ve net bir takvime bağlı olduğunu vurguladı. Mevcut iktidarın millet tarafından belirli bir süre için yetkilendirildiğini hatırlatan Elitaş, "Seçimlere iki buçuk yıldan fazla bir zaman varken erken seçim çağrıları yapmak doğru değildir. Milletin sandıkta verdiği yetkinin süresi dolmadan bırakılması ne demokratik teamüllere ne de siyasal istikrara hizmet eder" ifadelerini kullandı.

Elitaş, seçim tarihleriyle ilgili değerlendirmelerinde ise uzun yıllara dayanan siyasi tecrübesine atıfta bulunarak, mevsimsel şartların seçim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekti. Özellikle katılım oranları, kampanya faaliyetleri ve seçmen psikolojisi açısından sonbahar aylarının daha uygun olduğunu belirten Elitaş, "Okulların açıldığı, tatil dönemlerinin sona erdiği, hava şartlarının daha elverişli olduğu Ekim-Kasım ayları seçimler açısından daha sağlıklı bir dönemdir. Bu benim kişisel kanaatim değil, yıllara dayanan seçim tecrübemin bir sonucudur" değerlendirmesinde bulundu.

"ÖZGÜR ÖZEL ERKEN SEÇİME KARŞI"

Elitaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in erken seçim çağrılarına da sert eleştiriler yöneltti. Elitaş, Özgür Özel'in erken seçim konusunda tutarlı bir çizgi ortaya koyamadığını savunarak, "Sayın Özgür Özel'in öncelikle kendi siyasi iradesini netleştirmesi, özgürleşmesi ve ağzından çıkan sözün arkasında durabilmesi gerekir. Geçmişte devlet yönetiminde haftalık bilgilendirme ve değerlendirme mekanizmaları vardı, bugün ise Sayın Özel'in haftalık olağan bilgilendirilme toplantılarından kurtulması lazım. Özel'in sözünü yedirtiyorlar. Şu anda belki gurup başkanı statüsüne gelmiş olabilir.

2024 seçimlerinin ardından Özgür Özel'in erken seçime karşı olduğunu açıkça dile getirdiğini hatırlatan Elitaş, buna rağmen kısa süre içinde parti yöneticilerinin erken seçim çağrısı yapmasının, Özel'in söylemlerinin parti içinde dahi sahiplenilmediğini gösterdiğini ifade etti. Elitaş, "Bir gün 'erken seçim yok' deniliyor, ertesi gün genel başkan yardımcıları 'erken seçim istiyoruz' açıklaması yapıyor, bir hafta sonra da Sayın Özel bu söylemi sahiplenmek zorunda kalıyor. Bu tablo, siyasi liderlik açısından ciddi bir tutarsızlıktır" değerlendirmesinde bulundu.

"BASKIN SEÇİM DEĞİL, SEÇİMİN YENİLENMESİ"

"Baskın seçim" söylemine de değinen Elitaş, bu ifadenin anayasal ve hukuki bir karşılığının bulunmadığını belirterek, bunun anlık siyasi polemiklerin ürünü olduğunu söyledi. Özgür Özel'in geçmişte de polemikçi bir siyaset tarzı benimsediğini ifade eden Elitaş, seçimlerin nasıl ve hangi şartlarda yapılacağının anayasada açıkça düzenlendiğini vurguladı. Seçim tarihleriyle ilgili değerlendirmelerinde ise kişisel tecrübelerine dikkat çeken Elitaş, gerek genel gerek yerel seçimler açısından Ekim–Kasım aylarının iklim, katılım ve kampanya koşulları bakımından en uygun dönem olduğunu söyledi. Elitaş, seçim dönemlerinde özellikle yerel yönetimlerde kontrolsüz vaatlerin arttığını, bunun kamu kaynakları açısından ciddi sorunlara yol açtığını ifade ederek, geçmişte yapılan "herkese traktör" gibi seçim vaatlerini de siyasi ciddiyetle bağdaşmayan örnekler olarak değerlendirdi.

KAYYUM UYGULAMALARI: ÇİFTE STANDARTTAN VAZGEÇİLMELİ

Kayyum uygulamalarına yönelik eleştirilere kapsamlı yanıt veren Mutafa Elitaş, söz konusu uygulamanın keyfi bir idari tasarruf olmadığını, açık biçimde yürürlükteki yasal düzenlemelere dayandığını vurguladı. Özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı güvenlik tehdidi nedeniyle çıkarılan OHAL düzenlemelerini hatırlatan Elitaş, bu düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülerek yasalaştığını ve Anayasa Mahkemesi'nin denetiminden geçtiğini belirtti. Elitaş, kayyum uygulamasının hukuki meşruiyetinin bu süreçlerle açıkça ortaya konulduğunu ifade etti.

"KAMU KAYNAKLARININ KORUNMASI DEVLETİN SORUMLULUĞUDUR"

Kayyum atamalarının, terör örgütleriyle irtibatı veya iltisakı tespit edilen belediye yönetimlerine yönelik bir tedbir olduğunu dile getiren Elitaş, kamu kaynaklarının terörle mücadele hassasiyeti çerçevesinde korunmasının devletin temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi. Elitaş, "Bir yandan terörü lanetleyip, diğer yandan terörle iltisaklı kişilerin milletin vergileriyle oluşan belediye bütçelerini kullanmasına sessiz kalmak açık bir çifte standarttır. Devletin buna göz yumması beklenemez" ifadelerini kullandı.

Bu uygulamaların demokrasiyi zedelediği yönündeki eleştirilere de değinen Elitaş, asıl demokratik hassasiyetin milletin kaynaklarının doğru ve meşru şekilde kullanılması olduğunu vurgulayarak, "Seçilmiş olmak, hukukun dışına çıkma ya da teröre destek verme hakkı tanımaz. Hukuk devleti olmanın gereği, suçla irtibatı tespit edilen durumlarda kamu düzenini koruyacak mekanizmaları işletmektir" değerlendirmesinde bulundu.

Elitaş, kayyum uygulamalarına ilişkin tartışmaların ideolojik yaklaşımlardan arındırılarak ele alınması gerektiğini belirterek, mevcut yasal çerçeve içerisinde Parlamento'nun gerekli görmesi halinde her türlü düzenlemeyi yapma yetkisine sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

EKONOMİ VE EMEKLİ MAAŞLARI

Ekonomiye ilişkin soruları da yanıtlayan Elitaş, en düşük emekli maaşının yeterli olmadığını açıkça ifade etti. Yapılan artışların enflasyon dengesi gözetilerek gerçekleştirildiğini belirten Elitaş, "Önemli olan yapılan artışların kalıcı olmasıdır. Devletin geliri artmadan, sürdürülebilir refah artışı sağlanamaz" dedi.

SSK ve Bağ-Kur emeklileriyle memur emeklileri arasındaki zam farkının kapatıldığını hatırlatan Elitaş, temmuz ayında yeni düzenlemelerin gündeme gelebileceğini söyledi.

ANA MUHALEFETE ELEŞTİRİ

Ana muhalefetin özellikle deprem bölgesindeki çalışmalara yaklaşımını eleştiren Elitaş, TOKİ ve ilgili kurumlar tarafından yürütülen konut projelerinin dünyada örneği az bulunan bir hızla gerçekleştirildiğini ifade etti. Elitaş, "Bu başarıyı görmezden gelmek, bölge insanının emeğini yok saymaktır" dedi.


Etiketler:
AK Parti erken seçim liderlik zafiyeti