Tıp dünyasında 30 yıllık gizem çözüldü
Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi'nden bilim insanları, 30 yılı aşkın süredir çözülemeyen bir biyolojik gizemi aydınlattı. Enflamasyonun kontrolünde kilit rol oynayan 5-oxoETE molekülünün hem bağışıklık savunmasında hem de doku korumada çifte işlev üstlendiği ortaya çıktı. Bu bulgu, başta kanser ve iltihabi bağırsak hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın tedavi yöntemlerini kökten değiştirme potansiyeline sahip.

Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi (MSK) araştırmacıları, 30 yılı aşkın süredir bilim dünyasını meşgul eden bir biyolojik gizemi çözdü. 5-oxoETE adlı molekülün yalnızca bağışıklık hücrelerini enfeksiyon bölgelerine yönlendirmekle kalmadığı, aynı zamanda sağlıklı dokuları koruyarak enflamasyonun zararlı etkilerini sınırladığı ortaya çıktı. 7 Ekim'de Nature dergisinde yayımlanan bu çarpıcı bulgular, kanser, iltihabi bağırsak hastalığı ve astım gibi hastalıkların tedavisinde yeni umutlar doğurdu.
Dr. Niethammer: '5-oxoETE hem alarm hem de kalkan işlevi görüyor'
MSK'dan hücre biyoloğu Dr. Philipp Niethammer, 5-oxoETE'nin bağışıklık sisteminde iki yönlü bir mekanizma ile çalıştığını belirtti. Dr. Niethammer, "Bu molekül, enfeksiyon sırasında beyaz kan hücrelerini bölgeye çekerek bakterilere savaş açıyor. Ancak aynı zamanda, sağlıklı dokuları da koruyarak aşırı enflamasyonun önüne geçiyor," dedi. Araştırmada, 5-oxoETE sinyalini algılayan hcar1-4 adlı reseptörün devre dışı bırakıldığı zebrafish modellerinde, beklenenin aksine bağırsak iltihabının arttığı gözlemlendi. Dr. Miklos Lengyel, bu bulgunun laboratuvarda büyük şaşkınlık yarattığını ve farklı yöntemlerle doğrulamak zorunda kaldıklarını aktardı. Ekip, 5-oxoETE'nin yalnızca bir alarm sistemi olmadığını, aynı zamanda hücreleri koruyucu bir kalkan görevi üstlendiğini vurguladı.
DHRS7 geni ve NUDIX hidrolazları: Enflamasyonun yeni anahtarı
Araştırmanın diğer ayağında, Dr. Yanan Ma önderliğindeki ekip, 5-oxoETE'nin üretiminden sorumlu enzimi kodlayan DHRS7 genini tanımladı. Bu enzim 1992'den beri biliniyor ancak genetik kaynağı bugüne kadar tespit edilemiyordu. DHRS7 ve OXER1 genlerinde tespit edilen mutasyonların, bazı kanser türleriyle ve iltihabi bağırsak hastalığı ile ilişkili olduğu saptandı. Ayrıca, 5-oxoETE'nin NUDIX hidrolazları aracılığıyla hücrelerdeki hasarlı DNA yapı taşlarını temizleyen koruyucu süreçleri tetiklediği belirlendi. Bu mekanizma, bağırsak hücrelerinin normal bakteri florasından kaynaklanan kimyasal strese ve hücre ölümüne karşı savunmasız kalmasını önlüyor. Araştırmacılar, bu yolun aktive edilmesinin, özellikle radyoterapi ve kemoterapi sonrası bağırsak dokusunun iyileşmesinde önemli rol oynayabileceğini düşünüyor.
Zebrafish modeliyle insan bağışıklığına ışık tutuldu
Çalışmada zebrafish (zebra balığı) modelinin kritik önemi vurgulandı. Fare ve sıçanlar, biyomedikal araştırmalarda sıklıkla kullanılsa da, 5-oxoETE için bilinen bir bağışıklık hücresi reseptörüne sahip değiller. Dr. Ma, zebrafish'in bu alanda eşsiz bir model sunduğunu ve insan bağışıklık sistemiyle benzerlik gösterdiğini belirtti. Bu sayede, insan vücudunda enflamasyonun nasıl kontrol edildiğine dair yeni bilgiler elde edildi. Araştırma, mekanik stresin araşidonik asit salınımını tetikleyerek 5-oxoETE üretimini başlattığını ve böylece zincirleme koruyucu bir yanıtın devreye girdiğini gösterdi. Dr. Niethammer, "Mekanik ve metabolik stresleri birleştiren bu yol, hücresel savunma sisteminin ne kadar karmaşık ve etkili olduğunu gözler önüne seriyor," ifadelerini kullandı.
Kanser ve iltihabi hastalıklar için yeni tedavi umudu
DHRS7 ve OXER1 genlerindeki bozuklukların, başta kanser ve iltihabi bağırsak hastalığı olmak üzere çeşitli hastalıklarla bağlantılı olduğu tespit edildi. Ayrıca, 5-oxoETE sinyal yolunun astım gibi kronik enflamatuar hastalıklarda da önemli rol oynayabileceği düşünülüyor. Dr. Lengyel, "Bu yolun aktive edilmesi, bağırsakların oksidatif strese karşı dayanıklılığını artırabilir. Böylece, radyoterapi veya kemoterapi sonrası oluşan hasarın iyileşmesi hızlanabilir," dedi. Araştırmacılar, mekanik stresin 5-oxoETE üretimini tetiklediğini ve bunun hücresel savunma mekanizmalarını güçlendirdiğini vurguladı. Bu bulgular, enflamasyonun kontrolü ve tedavisinde yeni ilaç hedeflerinin geliştirilmesine kapı aralayabilir.
- Popüler Haberler -
Eski İsrailli istihbaratçı Netanyahu'nun seçim öncesi İran'la savaş planını çılgınlık olarak niteledi
İsrail ordusu Batı Şeria'daki Turmusayya beldesini "kapalı askeri bölge" ilan etti
Suç oranı düşünce hapishaneyi kiraya verdiler! Hollanda ile Norveç arasındaki 25,5 milyon euroluk hücre diplomasisi
Depresyonun kanda tespit edilmesini sağlayan test bulundu!
Erakçi: ABD ile müzakerelerde mevcut durumda ilerleme için çok az neden var
Çöp kokusu sorununa devrim niteliğinde çözüm



